Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gaz pedalına sonuna kadar yükleniyorum ama ibre sanki bana inatla bakıyor, motor homurdanmaktan başka hiçbir şey yapmıyor; o an o otoyolun ortasında insanın ömründen ömür gidiyor işte.
Yakıt sistemindeki o incecik basınç kayıpları bazen rail borusundaki minik bir sızıntıyla başlar, common rail enjektörleri yeterli mazotu püskürtemez ve motor kontrol ünitesi yani ECU hemen kendini korumaya alıp torku keser...
Hani bazen gaz verirsin de araba önce bir düşünür ya, hah işte o tam olarak turbo şarj cihazının değişken geometrili kanatçıklarının kurum bağlayıp sıkışmasından başka bir şey değil, yazık o güzelim makineler kurumu yedikçe nefessiz kalıyor.
Mazot filtresinin içindeki o su birikintisi veya tıkanan gözenekler yüksek basınç pompasını resmen aç bırakır, pompa mazotu çekemeyince o patlama odasındaki basınç düşer de düşer...
Eski bir gazeteci gözüyle kaputu açıp baktığımda gördüğüm o EGR valfi var ya, işte o lanet parça egzoz gazını emme manifolduna geri üfleye üfleye bütün o delikleri katran gibi bir şeyle dolduruyor, motor kendi egzozunu soluya soluya boğuluyor adeta.
Hava akış metresi yani maf sensörü arızalandığında beyne yanlış sinyal gider, silindire giren oksijen miktarını yanlış hesaplayan o akıl küpü bilgisayar mazotu ya az gönderir ya da boğar, sen de direksiyonda "acaba neden gitmiyor bu?" diye kendi kendine söylenir durursun.
Dizel dediğin şey torkla yürür, o turbo intercooler radikallerinde ufak bir delik veya kelepçe kaçağı olursa bütün o basınçlı hava dışarı kaçar, araba da o can alıcı gücü bulamayınca yığılır kalır yolda...
Partikül filtresi yani DPF tıkanıp rejenerasyon yapamayacak duruma geldiğinde egzoz gazı dışarı çıkamaz, o inatçı kurum yolları tıkadıkça motor resmen arkasından çekiliyormuş gibi yavaşlar, bazen sadece o filtreyi temizletmek bütün derdi çözer atar.
Yakıt sistemindeki o incecik basınç kayıpları bazen rail borusundaki minik bir sızıntıyla başlar, common rail enjektörleri yeterli mazotu püskürtemez ve motor kontrol ünitesi yani ECU hemen kendini korumaya alıp torku keser...
Hani bazen gaz verirsin de araba önce bir düşünür ya, hah işte o tam olarak turbo şarj cihazının değişken geometrili kanatçıklarının kurum bağlayıp sıkışmasından başka bir şey değil, yazık o güzelim makineler kurumu yedikçe nefessiz kalıyor.
Mazot filtresinin içindeki o su birikintisi veya tıkanan gözenekler yüksek basınç pompasını resmen aç bırakır, pompa mazotu çekemeyince o patlama odasındaki basınç düşer de düşer...
Eski bir gazeteci gözüyle kaputu açıp baktığımda gördüğüm o EGR valfi var ya, işte o lanet parça egzoz gazını emme manifolduna geri üfleye üfleye bütün o delikleri katran gibi bir şeyle dolduruyor, motor kendi egzozunu soluya soluya boğuluyor adeta.
Hava akış metresi yani maf sensörü arızalandığında beyne yanlış sinyal gider, silindire giren oksijen miktarını yanlış hesaplayan o akıl küpü bilgisayar mazotu ya az gönderir ya da boğar, sen de direksiyonda "acaba neden gitmiyor bu?" diye kendi kendine söylenir durursun.
Dizel dediğin şey torkla yürür, o turbo intercooler radikallerinde ufak bir delik veya kelepçe kaçağı olursa bütün o basınçlı hava dışarı kaçar, araba da o can alıcı gücü bulamayınca yığılır kalır yolda...
Partikül filtresi yani DPF tıkanıp rejenerasyon yapamayacak duruma geldiğinde egzoz gazı dışarı çıkamaz, o inatçı kurum yolları tıkadıkça motor resmen arkasından çekiliyormuş gibi yavaşlar, bazen sadece o filtreyi temizletmek bütün derdi çözer atar.