Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Klinik koltuğuna oturan hastanın ilk isteği genelde "bana bembeyaz diş yapın" oluyor ama işin rengi hiç de öyle sanıldığı gibi tek bir beyaz tondan ibaret değil. Tabii porselen bloğun ışık geçirgenliği dediğimiz o hassas yarı saydamlık parametresi ayarlanmadığında ortaya çıkan o yapay, bildiğiniz mat beyaz "tebeşir" görüntüsü kaçınılmaz hale geliyor. Translüsensi değerini doğal diş emayesinin nanometrik yapısına göre eşlemek lazım yoksa hastanın yüzünde eğreti duran bir plastik parçası izlersiniz... Işık girip içinden süzülecek ki o diş yaşasın, derinliği olsun abi.
Ağız içindeki mikro estetiği yakalamanın sırrı dişin diş etiyle birleştiği o servikal bölgedeki renklendirme detaylarında gizlidir aslında. Diş teknisyeni seramik tozunu fırçanın ucuyla katman katman işlerken dişin uç kısmındaki o şeffaf insizal kenarı, dişin gövdesindeki daha doygun dentin tonuyla öyle bir harmanlamalı ki... Nasıl desem, hani o yaşla birlikte doğal olarak oluşan hafif sarımsı geçişler var ya, işte onları fırça darbesiyle oraya nakşetmek gerekir. Dişin yüzeyi dümdüz bir cam gibi parlamamalı, mikro perikimata çizgileri ve dikey oluklar dediğimiz o pürüzlü doku tek frez darbesiyle diş yüzeyine işlenmeli ki ışık farklı açılardan kırılıp gözü aldatabilsin.
Aşırı diş dokusu kaybı yaratmadan yapılan minimal invaziv hazırlıklar, laminate veneer uygulamalarının temel taşıdır kuşkusuz. Hani preparasyon aşamasında mine dokusundan sadece yarım milimetre, bazen 0.3 mm kadar mikro seviyede aşındırma yaparsınız ya, işte o katman tam anlamıyla hayat kurtarır. Dişin kendi doğal minesini ne kadar korursanız, kullandığınız rezin simanın diş dokusuna tutunma gücü ve biyolojik uyumu da o derece yüksek olur. Bazen hiç dokunmadan, prep-less mantığıyla direkt yapıştırırsın porseleni dişin üzerine... Vallahi bak, en iyi müdahale dişin doğallığına en az dokunulan müdahaledir.
Gülüş hattını belirlerken sadece dişlere bakıp karar vermek yapılan en büyük mesleki körlüklerden biridir. Alt dudak kıvrımı ile üst anterior dişlerin insizal kavisinin birbiriyle tam bir geometri içinde öpüşmesi, aynı paralellikte akıp gitmesi şart. İnterpupiller çizgiye yani göz bebeği hizasına göre planlanmayan bir estetik tasarım, dişler ne kadar mükemmel işlenirse işlensin hastanın yüzünde simetri krizine yol açar. Diş eti seviyelerindeki giden gelen o ufak asimetrileri de pembe estetik dediğimiz diyot lazer uygulamalarıyla gingivektomi yaparak hizalamak gerekir; yoksa dişler istediği kadar düzgün olsun, pembe doku çirkinse o gülüş sınıfta kalır.
Dijital gülüş tasarımı programlarında ekran başında saatlerce milimetrik simülasyonlar yapmak işin cilası tabii, ama iş uygulamaya gelince lab laboratuvardaki usta teknisyenin el emeği her şeyin önüne geçer. Zirkonyum altyapı mı kullanılacak yoksa lityum disilikat yani E-max seramik mi tercih edilecek kararı tamamen o bölgedeki çiğneme kuvvetinin yarattığı megapaskal cinsinden basma kuvvetine bağlıdır. Arka azı bölgesinde yüksek kırılma direnci sunan 1200 MPa gücündeki monolitik zirkonyum şartken, ön bölgede estetiğin zirvesi olan 400 MPa dirençli E-max sistemlere yönelmek gerekir. Materyal seçimini yanlış yaparsan o estetik hayaller birkaç ay sonra çıtırtı diye kırılıverir...
Yüzün genel karakteri, kişinin ten rengi, hatta göz akının o kendine has tonu bile seramik fırınlanırken seçilecek skala değerini baştan sona değiştirir. Aşırı esmer bir hastaya A1 veya BL1 gibi ultra açık Vita skalasından bir ton çakarsanız, dişler ağızda adeta "ben buradayım" diye bağıran yapay bir proteze dönüşür. Dişin yapısındaki o doğal renk doygunluğu yani kroma ve parlaklık değeri olan valör ayarı hastanın yaşıyla doğrudan orantılı bir grafik çizmeli. Yılların birikimiyle hafifçe aşınmış insizal kenarları, genç bir bireyin dişindeki gibi sivri ve şeffaf bırakırsanız o yüzün doğallığı bir anda yok olup gider...
Diş etinin protetik restorasyonla olan o hassas ilişkisi, biological width yani biyolojik genişlik ihlal edilmediği sürece uzun ömürlü bir başarı vaat eder. Diş eti sınırının altına girerken basamak hazırlığını "chamfer" veya "135 derece shoulder" tarzında son derece pürüzsüz net bir hat olarak bitirmek şarttır. Aksi takdirde seramiğin kenar sızıntısı yapması, bakteri plağı tutması ve o çok korkulan morarmış, kanamalı diş eti görüntüsünün oluşması kaçınılmazdır. Yani anlayacağınız, estetik dediğimiz şey sadece dişin görünen yüzü değil, aslında o dişin altında yatan ve eti besleyen kusursuz marjinal uyumun ta kendisidir...
Ağız içindeki mikro estetiği yakalamanın sırrı dişin diş etiyle birleştiği o servikal bölgedeki renklendirme detaylarında gizlidir aslında. Diş teknisyeni seramik tozunu fırçanın ucuyla katman katman işlerken dişin uç kısmındaki o şeffaf insizal kenarı, dişin gövdesindeki daha doygun dentin tonuyla öyle bir harmanlamalı ki... Nasıl desem, hani o yaşla birlikte doğal olarak oluşan hafif sarımsı geçişler var ya, işte onları fırça darbesiyle oraya nakşetmek gerekir. Dişin yüzeyi dümdüz bir cam gibi parlamamalı, mikro perikimata çizgileri ve dikey oluklar dediğimiz o pürüzlü doku tek frez darbesiyle diş yüzeyine işlenmeli ki ışık farklı açılardan kırılıp gözü aldatabilsin.
Aşırı diş dokusu kaybı yaratmadan yapılan minimal invaziv hazırlıklar, laminate veneer uygulamalarının temel taşıdır kuşkusuz. Hani preparasyon aşamasında mine dokusundan sadece yarım milimetre, bazen 0.3 mm kadar mikro seviyede aşındırma yaparsınız ya, işte o katman tam anlamıyla hayat kurtarır. Dişin kendi doğal minesini ne kadar korursanız, kullandığınız rezin simanın diş dokusuna tutunma gücü ve biyolojik uyumu da o derece yüksek olur. Bazen hiç dokunmadan, prep-less mantığıyla direkt yapıştırırsın porseleni dişin üzerine... Vallahi bak, en iyi müdahale dişin doğallığına en az dokunulan müdahaledir.
Gülüş hattını belirlerken sadece dişlere bakıp karar vermek yapılan en büyük mesleki körlüklerden biridir. Alt dudak kıvrımı ile üst anterior dişlerin insizal kavisinin birbiriyle tam bir geometri içinde öpüşmesi, aynı paralellikte akıp gitmesi şart. İnterpupiller çizgiye yani göz bebeği hizasına göre planlanmayan bir estetik tasarım, dişler ne kadar mükemmel işlenirse işlensin hastanın yüzünde simetri krizine yol açar. Diş eti seviyelerindeki giden gelen o ufak asimetrileri de pembe estetik dediğimiz diyot lazer uygulamalarıyla gingivektomi yaparak hizalamak gerekir; yoksa dişler istediği kadar düzgün olsun, pembe doku çirkinse o gülüş sınıfta kalır.
Dijital gülüş tasarımı programlarında ekran başında saatlerce milimetrik simülasyonlar yapmak işin cilası tabii, ama iş uygulamaya gelince lab laboratuvardaki usta teknisyenin el emeği her şeyin önüne geçer. Zirkonyum altyapı mı kullanılacak yoksa lityum disilikat yani E-max seramik mi tercih edilecek kararı tamamen o bölgedeki çiğneme kuvvetinin yarattığı megapaskal cinsinden basma kuvvetine bağlıdır. Arka azı bölgesinde yüksek kırılma direnci sunan 1200 MPa gücündeki monolitik zirkonyum şartken, ön bölgede estetiğin zirvesi olan 400 MPa dirençli E-max sistemlere yönelmek gerekir. Materyal seçimini yanlış yaparsan o estetik hayaller birkaç ay sonra çıtırtı diye kırılıverir...
Yüzün genel karakteri, kişinin ten rengi, hatta göz akının o kendine has tonu bile seramik fırınlanırken seçilecek skala değerini baştan sona değiştirir. Aşırı esmer bir hastaya A1 veya BL1 gibi ultra açık Vita skalasından bir ton çakarsanız, dişler ağızda adeta "ben buradayım" diye bağıran yapay bir proteze dönüşür. Dişin yapısındaki o doğal renk doygunluğu yani kroma ve parlaklık değeri olan valör ayarı hastanın yaşıyla doğrudan orantılı bir grafik çizmeli. Yılların birikimiyle hafifçe aşınmış insizal kenarları, genç bir bireyin dişindeki gibi sivri ve şeffaf bırakırsanız o yüzün doğallığı bir anda yok olup gider...
Diş etinin protetik restorasyonla olan o hassas ilişkisi, biological width yani biyolojik genişlik ihlal edilmediği sürece uzun ömürlü bir başarı vaat eder. Diş eti sınırının altına girerken basamak hazırlığını "chamfer" veya "135 derece shoulder" tarzında son derece pürüzsüz net bir hat olarak bitirmek şarttır. Aksi takdirde seramiğin kenar sızıntısı yapması, bakteri plağı tutması ve o çok korkulan morarmış, kanamalı diş eti görüntüsünün oluşması kaçınılmazdır. Yani anlayacağınız, estetik dediğimiz şey sadece dişin görünen yüzü değil, aslında o dişin altında yatan ve eti besleyen kusursuz marjinal uyumun ta kendisidir...