Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
O küçük kauçuk parçası koptuğu an motorun kalbinde zaman durur. İster otobanda yüz yirmiyle giderken olsun ister mahalle arasında park yeri ararken... Kaputun altından gelen o garip "pat" sesini duyduğun an iş işten geçmiştir zaten. Devirdaim pompası kayışı koptu mu, motorun içindeki soğutma sıvısı bir anda yatağa düşer, milim kıpırdamaz. Sıvı dolaşmazsa ne mi olur? Motor dakikalar içinde kendi sıcaklığında kavrulmaya başlar.
Sıcaklık göstergesinin o kırmızı çizgiye doğru nasıl çıldırmış gibi tırmandığını görsen gözlerine inanamazsın. Şaka yapmıyorum, o ibre öyle yavaş yavaş yükselmez; adeta fırlatır kendini yukarı! Suyu soğutucu radyatöre taşıyan sistem çöktüğü için, pistonsa piston, bloksa blok... Her şey devasa bir fırının içinde erimeye başlar. Arabayı hemen sağa çekip stop etmezsen, cebinde açılacak deliğin boyutunu hayal bile etmek istemezsin.
Peki o an direksiyondaki senin ne yapman gerekiyor? Yanıt tek ve net: Ayağını gazdan çek, kontağı kapat ve çekiciyi ara. "Şu benzinliğe kadar idare eder canım" dediğin her metre, sana yeni bir silindir kapak contasına patlar. Hatta daha da ileri giderim, motor bloğunu kucağına alırsın... Tecrübeyle sabit, bu işin "biraz daha gideyim"i yok.
Tamircilerin o çok sevdiği "motor kilitledi" lafı tam da bu anlar için söylenmiştir işte. Su dolaşmayınca aşırı ısınan metaller genleşir, pistonlar silindirin içinde sıkışır kalır. Bir daha da o motor kolay kolay dönmez. Bin liralık bir kayış değişimi masrafından kaçayım derken, bir bakmışsın arabanın yarı fiyatı kadar tamir faturası önünde duruyor.
Araçtan yükselen o beyaz dumanı gördüğün an zaten filmin koptuğu andır. Su kaynamış, genleşme kavanozundan taşmış, ortalığı buram buram sıcak antifriz kokusu sarmıştır. O kokuyu bir kez duyan sürücü ömrü boyunca unutamaz... Burnunun direği sızlar, için cız eder.
Seyir halindeyken direksiyonun birden odun gibi sertleştiğini hissedersen hiç şaşırma. Birçok otomobilde devirdaim pompasıyla hidrolik direksiyon pompası aynı kayışa bağlıdır çünkü. Hem hararet tavan yapar hem direksiyon kilitlenir gibi olur; tam bir kabus senaryosu. Ne yapacağını şaşırır, paniğe kapılırsın.
Bakımı aksatılmış her araba, sahibine kurulmuş saatli bir bombadır aslında. "Daha gider bu kayış, idare eder" dediğin her gün o bombanın pimini biraz daha çekersin. Triger ya da v-kayışı değişim kilometrelerini bir kenara not etmiyorsan, yolda kalmayı zaten baştan kabul etmişsin demektir. Sanayide ustayla çay içerken helalleşmek var, gece yarısı dağ başında çekici beklemek var... Seçim her zaman sürücünün elinde.
Sıcaklık göstergesinin o kırmızı çizgiye doğru nasıl çıldırmış gibi tırmandığını görsen gözlerine inanamazsın. Şaka yapmıyorum, o ibre öyle yavaş yavaş yükselmez; adeta fırlatır kendini yukarı! Suyu soğutucu radyatöre taşıyan sistem çöktüğü için, pistonsa piston, bloksa blok... Her şey devasa bir fırının içinde erimeye başlar. Arabayı hemen sağa çekip stop etmezsen, cebinde açılacak deliğin boyutunu hayal bile etmek istemezsin.
Peki o an direksiyondaki senin ne yapman gerekiyor? Yanıt tek ve net: Ayağını gazdan çek, kontağı kapat ve çekiciyi ara. "Şu benzinliğe kadar idare eder canım" dediğin her metre, sana yeni bir silindir kapak contasına patlar. Hatta daha da ileri giderim, motor bloğunu kucağına alırsın... Tecrübeyle sabit, bu işin "biraz daha gideyim"i yok.
Tamircilerin o çok sevdiği "motor kilitledi" lafı tam da bu anlar için söylenmiştir işte. Su dolaşmayınca aşırı ısınan metaller genleşir, pistonlar silindirin içinde sıkışır kalır. Bir daha da o motor kolay kolay dönmez. Bin liralık bir kayış değişimi masrafından kaçayım derken, bir bakmışsın arabanın yarı fiyatı kadar tamir faturası önünde duruyor.
Araçtan yükselen o beyaz dumanı gördüğün an zaten filmin koptuğu andır. Su kaynamış, genleşme kavanozundan taşmış, ortalığı buram buram sıcak antifriz kokusu sarmıştır. O kokuyu bir kez duyan sürücü ömrü boyunca unutamaz... Burnunun direği sızlar, için cız eder.
Seyir halindeyken direksiyonun birden odun gibi sertleştiğini hissedersen hiç şaşırma. Birçok otomobilde devirdaim pompasıyla hidrolik direksiyon pompası aynı kayışa bağlıdır çünkü. Hem hararet tavan yapar hem direksiyon kilitlenir gibi olur; tam bir kabus senaryosu. Ne yapacağını şaşırır, paniğe kapılırsın.
Bakımı aksatılmış her araba, sahibine kurulmuş saatli bir bombadır aslında. "Daha gider bu kayış, idare eder" dediğin her gün o bombanın pimini biraz daha çekersin. Triger ya da v-kayışı değişim kilometrelerini bir kenara not etmiyorsan, yolda kalmayı zaten baştan kabul etmişsin demektir. Sanayide ustayla çay içerken helalleşmek var, gece yarısı dağ başında çekici beklemek var... Seçim her zaman sürücünün elinde.