Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kasnaklar arasındaki çelik kayışın sürtünme katsayısı düştüğünde, hidrolik kontrol ünitesi (valve body) ani bir kararla basıncı maksimuma ulaştırır ve araç kendini koruma moduna alır. Aslında her şey, şanzıman yağı sıcaklığının (TFT sensörü verilerine göre) kritik eşik olan 120 santigrat dereceyi aşmasıyla başlar. Gösterge panelinde aniden beliren o meşum arıza lambası... Sürücü gaz pedalına bassa da motor devri yükselir ama araç hızlanmayı reddeder. İşte tam bu aşamada şanzıman beyni (TCU), mekanik bir yıkımı önlemek adına vites oranını en güvenli aralıkta sabitlemiştir bile.
Sürekli değişken oranlı bu sistemlerde, tork konvertörünün kilitlenme debriyajı (lock-up) devre dışı kaldığında sistem adeta nefessiz kalır. Yağın viskozitesi yüksek sıcaklık altında su gibi incelmiştir ve hidrolik pompası artık gereken basıncı üretemiyordur. Sorunu çözmek için aracı hemen sağa çekip motoru rölantide çalıştırmak, fanların devreye girerek yağı soğutmasına izin vermek en mantıklı hamledir. Motoru stop etmek mi? Kesinlikle hayır, çünkü yağ sirkülasyonu durursa ısı transferi de durur ve içerideki metal bileşenler kelimenin tam anlamıyla kavrulur.
Birçok sürücü koruma modunu (limp mode) ciddi bir mekanik arıza zanneder, halbuki bu sadece sistemin kendi hayatını kurtarma refleksidir. Kasnak konilerinin (pulleys) yüzeyinde oluşabilecek en ufak bir çizik, şanzımanın tamamen hurdaya dönmesi demektir. Kayışın kaçırma yapmasını engellemek için yazılım, motor torkunu elektronik olarak sınırlar. Gaz tepkisi neden bu kadar sağırlaştı diye düşünüyorsanız, sebebi tamamen bu akıllı koruma kalkanıdır. Sistem, parametreler normale dönene kadar sizi yavaş gitmeye mahkum eder.
Periyodik bakımlarda orijinal NS-3 veya üreticinin eşdeğer gördüğü spesifikasyondaki yağın kullanılmaması, bu kilitlenmelerin gizli azmettiricisidir. Sanayide "bu yağ da iş görür" denilerek konulan kalitesiz sıvılar, ısıl kararlılığını çok çabuk kaybeder. Köpürme yapan bir şanzıman yağı, hidrolik kanallarda hava kabarcıkları yaratarak basınç kayıplarına yol açar. Sonrası malum; dik bir yokuşta veya sıcak bir yaz gününde otobanda aniden düşen çekiş gücü...
Aracınız bunu sık sık tekrarlamaya başladıysa, harici bir şanzıman yağı soğutucusu (cooler) taktırmanın zamanı gelmiş demektir. Fabrika çıkışı soğutma radyatörleri bazen yoğun dur-kalk trafiğinde veya agresif kullanımda yetersiz kalabilir. Özellikle modülasyon valflerinin aşınması, basınç kaçaklarına neden olarak koruma modunu tetikleyen bir diğer kronik unsurdur. Belki de sadece basit bir solenoid valf değişimiyle kurtulabileceğiniz bir durumdur bu...
Tarayıcı cihazını (OBD2) bağladığınızda P0741 veya Benzeri bir DTC hata koduyla karşılaşmanız çok muhtemeldir. Bu kodlar bize doğrudan hidrolik basınç sensörünün ya da hat basıncının (line pressure) normal sınırların dışına çıktığını fısıldar. Elektronik kontrol ünitesinin hafızasını sıfırlamak anlık bir çözüm gibi görünse de, mekanik veya termal kök neden bulunmadıkça araç ilk zorlanmada yine aynı güvenli limana sığınacaktır. Kulak vermek lazım o sese...
Sürekli değişken oranlı bu sistemlerde, tork konvertörünün kilitlenme debriyajı (lock-up) devre dışı kaldığında sistem adeta nefessiz kalır. Yağın viskozitesi yüksek sıcaklık altında su gibi incelmiştir ve hidrolik pompası artık gereken basıncı üretemiyordur. Sorunu çözmek için aracı hemen sağa çekip motoru rölantide çalıştırmak, fanların devreye girerek yağı soğutmasına izin vermek en mantıklı hamledir. Motoru stop etmek mi? Kesinlikle hayır, çünkü yağ sirkülasyonu durursa ısı transferi de durur ve içerideki metal bileşenler kelimenin tam anlamıyla kavrulur.
Birçok sürücü koruma modunu (limp mode) ciddi bir mekanik arıza zanneder, halbuki bu sadece sistemin kendi hayatını kurtarma refleksidir. Kasnak konilerinin (pulleys) yüzeyinde oluşabilecek en ufak bir çizik, şanzımanın tamamen hurdaya dönmesi demektir. Kayışın kaçırma yapmasını engellemek için yazılım, motor torkunu elektronik olarak sınırlar. Gaz tepkisi neden bu kadar sağırlaştı diye düşünüyorsanız, sebebi tamamen bu akıllı koruma kalkanıdır. Sistem, parametreler normale dönene kadar sizi yavaş gitmeye mahkum eder.
Periyodik bakımlarda orijinal NS-3 veya üreticinin eşdeğer gördüğü spesifikasyondaki yağın kullanılmaması, bu kilitlenmelerin gizli azmettiricisidir. Sanayide "bu yağ da iş görür" denilerek konulan kalitesiz sıvılar, ısıl kararlılığını çok çabuk kaybeder. Köpürme yapan bir şanzıman yağı, hidrolik kanallarda hava kabarcıkları yaratarak basınç kayıplarına yol açar. Sonrası malum; dik bir yokuşta veya sıcak bir yaz gününde otobanda aniden düşen çekiş gücü...
Aracınız bunu sık sık tekrarlamaya başladıysa, harici bir şanzıman yağı soğutucusu (cooler) taktırmanın zamanı gelmiş demektir. Fabrika çıkışı soğutma radyatörleri bazen yoğun dur-kalk trafiğinde veya agresif kullanımda yetersiz kalabilir. Özellikle modülasyon valflerinin aşınması, basınç kaçaklarına neden olarak koruma modunu tetikleyen bir diğer kronik unsurdur. Belki de sadece basit bir solenoid valf değişimiyle kurtulabileceğiniz bir durumdur bu...
Tarayıcı cihazını (OBD2) bağladığınızda P0741 veya Benzeri bir DTC hata koduyla karşılaşmanız çok muhtemeldir. Bu kodlar bize doğrudan hidrolik basınç sensörünün ya da hat basıncının (line pressure) normal sınırların dışına çıktığını fısıldar. Elektronik kontrol ünitesinin hafızasını sıfırlamak anlık bir çözüm gibi görünse de, mekanik veya termal kök neden bulunmadıkça araç ilk zorlanmada yine aynı güvenli limana sığınacaktır. Kulak vermek lazım o sese...