Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Silindir kapağının hemen üzerinde sessizce duran o küçük seramik gövdeli parça, aslında motorun tüm enerjisini sırtlayan gizli kahramandır. Benzinli araçlarda hava ile yakıt karışımının tam zamanında tutuşmasını sağlayan bu elektrotlar, dakikada binlerce kez yüksek voltajlı kıvılcım üretir. Zamanla, yanma odasındaki 2000 dereceyi bulan sıcaklık ve yüksek basınç sebebiyle nikel veya iridyum alaşımlı uçlarda aşınmalar başlar. Üreticilerin önerdiği 30.000 ile 60.000 kilometre arasındaki değişim periyotları da tam olarak bu fiziksel yıpranmanın sonucudur... Aşınan elektrot mesafesi büyüdükçe Bobinden çıkan gerilim yetersiz kalır ve misfire dediğimiz o tork kaybı belirmeye başlar.
Sabahları marşa bastığınızda motorun sarsıntılı çalışması ya da rölantideyken direksiyonda hissettiğiniz o garip titreşim tesadüf değildir. Buji tırnak aralığı (gap mesafesi) fabrika toleranslarının dışına çıktığında, bobinin üretmek zorunda kaldığı aşırı voltaj zamanla ateşleme sisteminin diğer bileşenlerini de yormaya başlar. Özellikle yokuş tırmanırken aracın gaz pedalına geç tepki vermesi, hatta gaza bastıkça arkadan biri çekiyormuş gibi hissettirmesi hep aynı parçanın yıpranmasından... Yakıt tüketim göstergesindeki o ufak ama sürekli yükseliş de cabası. Tam yanamayan benzin, egzozdan çiğ gaz olarak atılırken hem cebinizi yakar hem de katalitik konvertörün ömründen çalar.
Standard nikel bujilerle yeni nesil iridyum ya da platin uçlu bujilerin ömrü ve iletkenlik karakteri birbirinden tamamen farklıdır. Nikel parçalar bütçe dostudur ama elektrot erimesi çok daha hızlı gerçekleştiği için ortalama 20-30 bin kilometrede görevini tamamlar. Bipolar veya iridyum olanlar ise yüksek erime noktası sayesinde 100 bin kilometreyi devirebilir; gerçi bu durum yakıt kalitenizle doğrudan orantılıdır. Araç manuelinde yazan tork değerine uygun sıkılmayan, eksik ya da aşırı torkla monte edilen bir buji, silindir kapağındaki dişleri bozabileceği gibi kompresör kaçaklarına da yol açabilir. Yani parçayı doğru kilometrede değiştirmek kadar, doğru tork anahtarıyla sıkmak da hayati bir detay.
Eski parçayı söküp üzerindeki kurum ve yağ birikintilerine bakarak motorun iç sağlığı hakkında net bir tanı koymak mümkündür. Tırnak kısmı kapkara ve yağlıysa silindirlerde yağ yakma problemi vardır, bembeyaz bir tortu birikmişse motor aşırı fakir karışımda çalışıyor demektir. Kahverengi veya gri tonlarındaki hafif tortu ise her şeyin yolunda olduğunun, yanmanın ideal gerçekleştiğinin kanıtıdır. Değişim vakti geldiğinde sadece tek bir bujiyi değil, tüm silindirlerinkini aynı anda yenilemek gerekir. Aksi takdirde silindirler arasındaki patlama dengesizliği krank miline dengesiz yük bindirir; bu da uzun vadede daha büyük mekanik arızalara davetiye çıkarır...
Sabahları marşa bastığınızda motorun sarsıntılı çalışması ya da rölantideyken direksiyonda hissettiğiniz o garip titreşim tesadüf değildir. Buji tırnak aralığı (gap mesafesi) fabrika toleranslarının dışına çıktığında, bobinin üretmek zorunda kaldığı aşırı voltaj zamanla ateşleme sisteminin diğer bileşenlerini de yormaya başlar. Özellikle yokuş tırmanırken aracın gaz pedalına geç tepki vermesi, hatta gaza bastıkça arkadan biri çekiyormuş gibi hissettirmesi hep aynı parçanın yıpranmasından... Yakıt tüketim göstergesindeki o ufak ama sürekli yükseliş de cabası. Tam yanamayan benzin, egzozdan çiğ gaz olarak atılırken hem cebinizi yakar hem de katalitik konvertörün ömründen çalar.
Standard nikel bujilerle yeni nesil iridyum ya da platin uçlu bujilerin ömrü ve iletkenlik karakteri birbirinden tamamen farklıdır. Nikel parçalar bütçe dostudur ama elektrot erimesi çok daha hızlı gerçekleştiği için ortalama 20-30 bin kilometrede görevini tamamlar. Bipolar veya iridyum olanlar ise yüksek erime noktası sayesinde 100 bin kilometreyi devirebilir; gerçi bu durum yakıt kalitenizle doğrudan orantılıdır. Araç manuelinde yazan tork değerine uygun sıkılmayan, eksik ya da aşırı torkla monte edilen bir buji, silindir kapağındaki dişleri bozabileceği gibi kompresör kaçaklarına da yol açabilir. Yani parçayı doğru kilometrede değiştirmek kadar, doğru tork anahtarıyla sıkmak da hayati bir detay.
Eski parçayı söküp üzerindeki kurum ve yağ birikintilerine bakarak motorun iç sağlığı hakkında net bir tanı koymak mümkündür. Tırnak kısmı kapkara ve yağlıysa silindirlerde yağ yakma problemi vardır, bembeyaz bir tortu birikmişse motor aşırı fakir karışımda çalışıyor demektir. Kahverengi veya gri tonlarındaki hafif tortu ise her şeyin yolunda olduğunun, yanmanın ideal gerçekleştiğinin kanıtıdır. Değişim vakti geldiğinde sadece tek bir bujiyi değil, tüm silindirlerinkini aynı anda yenilemek gerekir. Aksi takdirde silindirler arasındaki patlama dengesizliği krank miline dengesiz yük bindirir; bu da uzun vadede daha büyük mekanik arızalara davetiye çıkarır...