Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Trafik sıkışık, hava desen zaten fırın gibi, tam o sırada gözün gösterge paneline kayıyor ve o ibrenin kırmızının dibine dayandığını görüyorsun. Benzinli motorlar yapıları gereği yüksek devirde çalışan, sürekli patlama üreten ve yüksek ısı üreten canavarlardır aslında; o yüzden soğutma sistemindeki ufacık bir aksama bile bütün düzeni yerle bir eder. Sürücülerin çoğu harareti sadece yaz sıcaklarına bağlar ama durum hiç de öyle basit değil, kışın ortasında buz gibi havada bile hararet kapağını açtırır adama. Isının aniden yükselmesi demek, motor bloğunun içindeki metal aksamın genleşmesi, birbirine sürtmesi ve en nihayetinde o çok korkulan silindir kapak contasının yanması demektir. Yani o ibre yükseldiğinde araç sana kibarca değil, resmen bağırarak durmamı istiyor diyor...
Hararetin arkasında yatan en büyük suçlulardan biri olan termostat arızasını öyle hemen tespit edemezsin, seni yolda bırakana kadar çaktırmaz. Bu lanet parça, soğutma sıvısının radyatör ile motor bloğu arasındaki trafiğini yöneten vanadır aslında, takılı kaldığı an yandın. Eğer termostat kapalı konumda kilitlenip kalırsa, motorun içinde ısınan su radyatöre gidip soğuyamaz ve hapsolduğu yerde sıcaklığı katlayarak yükseltir. Bazen de tam tersi olur, açık kalır ve araç bir türlü ısınmaz dersin ama o ayrı bir dert. Radyatör kapağını açıp bakmak aklına gelir belki ama motor sıcakken o kapağa dokunmak büyük cesaret ister, hatta doğrudan deliliktir. Antifriz kullanmamak, sadece çeşme suyu koyup geçmek de o termostatın ve su pompasının amansızca kireçlenmesine, paslanmasına sebep olur; sonra da neden hararet yaptı bu araba diye kara kara düşünürsün.
Devirdaim pompası, yani su pompası dediğimiz o meret kayıştan aldığı güçle soğutma sıvısını devirdaim ettiremiyorsa motorun içinde fırtınalar kopar. Pervanesi kırılmıştır, bilyası dağılmıştır ya da kayışı kaçırıyordur... Sonucunda sıvı hareket etmez, durduğu yerde kaynamaya başlar. Bir de bakmışsın ki genleşme kabından fokur fokur sesler geliyor, buhar kaputu sarmış. Radyatör fanının devreye girmemesi de tam şehir içi trafiğinde yakalar seni, akıcı yolda rüzgarla soğuyan motor, dur-kalk trafiğe girdiğin an alev almaya başlar. Fan müşürü bozulmuştur, sigortası atmıştır veya fan motorunun kendisi ömrünü tamamlamıştır; sebebi ne olursa olsun o fan dönmüyorsa o araba o trafikte mutlaka ama mutlaka kaynatır.
Soğutma sıvısının eksilmesi bir sonuç değil, doğrudan bir sistem arızasının habercisidir ve durduk yere bir damla su bile kaybolmaz o kapalı devrede. Bir yerlerde mutlaka sızıntı vardır; belki minik bir hortum çatlamıştır, belki radyatörde kılcal bir delik oluşmuştur ya da radyatör kelepçelerinden biri gevşemiştir. Sızıntıyı gözle göremiyorsan durum daha da vahim demektir, çünkü bu sıvının motorun içine, yani yağa karışma ihtimali doğar ki bu da motorun sonu demektir. Yağ çubuğunu çektiğinde o rengin sütlü kahveye döndüğünü gördüğün an geçmiş olsun... Sistemde hava kalması da sık yapılan usta hatalarından biridir; su eklersin ama havasını almazsın, sonra o hava kabarcığı gider bir yerde tıkanıklık yapar ve sirkülasyonu kilitler.
İbre kırmızıyı gördüğü an yapacağın ilk şey paniğe kapılmadan aracı hemen emniyetli bir yere çekip motoru rölantiye almak olmalı, pat diye kontağı kapatmak yapılan en büyük hatadır. Kontağı pat diye kapattığında su pompası durur ama motor bloğundaki o dehşet sıcaklık olduğu gibi kalır, bu da contayı anında yakabilir veya bloğu çatlatabilir. Aracı durdur, klimayı hemen kapat ve kaloriferi en yüksek sıcaklığa getirip son ayarda çalıştır; evet pişeceksin belki ama motorun içindeki o sıcak suyun bir kısmını kabine çekerek motora nefes aldırırsın. Kaputu aç ama sakın ha o radyatör kapağına veya genleşme kabına elini sürme, yüzüne fışkıracak yüz derecelik buharlı suyun şakası yoktur. Bekleyeceksin, motor tamamen soğuyana kadar sakince kenarda beklemekten başka çaren yok...
Hararetin arkasında yatan en büyük suçlulardan biri olan termostat arızasını öyle hemen tespit edemezsin, seni yolda bırakana kadar çaktırmaz. Bu lanet parça, soğutma sıvısının radyatör ile motor bloğu arasındaki trafiğini yöneten vanadır aslında, takılı kaldığı an yandın. Eğer termostat kapalı konumda kilitlenip kalırsa, motorun içinde ısınan su radyatöre gidip soğuyamaz ve hapsolduğu yerde sıcaklığı katlayarak yükseltir. Bazen de tam tersi olur, açık kalır ve araç bir türlü ısınmaz dersin ama o ayrı bir dert. Radyatör kapağını açıp bakmak aklına gelir belki ama motor sıcakken o kapağa dokunmak büyük cesaret ister, hatta doğrudan deliliktir. Antifriz kullanmamak, sadece çeşme suyu koyup geçmek de o termostatın ve su pompasının amansızca kireçlenmesine, paslanmasına sebep olur; sonra da neden hararet yaptı bu araba diye kara kara düşünürsün.
Devirdaim pompası, yani su pompası dediğimiz o meret kayıştan aldığı güçle soğutma sıvısını devirdaim ettiremiyorsa motorun içinde fırtınalar kopar. Pervanesi kırılmıştır, bilyası dağılmıştır ya da kayışı kaçırıyordur... Sonucunda sıvı hareket etmez, durduğu yerde kaynamaya başlar. Bir de bakmışsın ki genleşme kabından fokur fokur sesler geliyor, buhar kaputu sarmış. Radyatör fanının devreye girmemesi de tam şehir içi trafiğinde yakalar seni, akıcı yolda rüzgarla soğuyan motor, dur-kalk trafiğe girdiğin an alev almaya başlar. Fan müşürü bozulmuştur, sigortası atmıştır veya fan motorunun kendisi ömrünü tamamlamıştır; sebebi ne olursa olsun o fan dönmüyorsa o araba o trafikte mutlaka ama mutlaka kaynatır.
Soğutma sıvısının eksilmesi bir sonuç değil, doğrudan bir sistem arızasının habercisidir ve durduk yere bir damla su bile kaybolmaz o kapalı devrede. Bir yerlerde mutlaka sızıntı vardır; belki minik bir hortum çatlamıştır, belki radyatörde kılcal bir delik oluşmuştur ya da radyatör kelepçelerinden biri gevşemiştir. Sızıntıyı gözle göremiyorsan durum daha da vahim demektir, çünkü bu sıvının motorun içine, yani yağa karışma ihtimali doğar ki bu da motorun sonu demektir. Yağ çubuğunu çektiğinde o rengin sütlü kahveye döndüğünü gördüğün an geçmiş olsun... Sistemde hava kalması da sık yapılan usta hatalarından biridir; su eklersin ama havasını almazsın, sonra o hava kabarcığı gider bir yerde tıkanıklık yapar ve sirkülasyonu kilitler.
İbre kırmızıyı gördüğü an yapacağın ilk şey paniğe kapılmadan aracı hemen emniyetli bir yere çekip motoru rölantiye almak olmalı, pat diye kontağı kapatmak yapılan en büyük hatadır. Kontağı pat diye kapattığında su pompası durur ama motor bloğundaki o dehşet sıcaklık olduğu gibi kalır, bu da contayı anında yakabilir veya bloğu çatlatabilir. Aracı durdur, klimayı hemen kapat ve kaloriferi en yüksek sıcaklığa getirip son ayarda çalıştır; evet pişeceksin belki ama motorun içindeki o sıcak suyun bir kısmını kabine çekerek motora nefes aldırırsın. Kaputu aç ama sakın ha o radyatör kapağına veya genleşme kabına elini sürme, yüzüne fışkıracak yüz derecelik buharlı suyun şakası yoktur. Bekleyeceksin, motor tamamen soğuyana kadar sakince kenarda beklemekten başka çaren yok...