Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunun altında tıkır tıkır işleyen o karmaşık mekanizmanın kalbinde, sürücülerin çoğu zaman görmezden geldiği ancak yolda kalındığında ilk akla gelen o incecik hatlar yatar; işte ateşleme bobini kablosu tam da böyle sinsice patlamaya hazır bir bomba gibidir. Yılların verdiği ısı devri, motor bloğundaki titreme ve kaput altındaki kimyasal buharlaşma, bu kabloların iletkenliğini içten içe kemirir de ruhunuz duymaz. Bir sabah kontağı çevirdiğinizde motorun sarsıntılı çalışması, gaz yememesi ya da o nefret ettiğiniz arıza lambasının gözünüzün içine bakması sebepsiz değildir... Akım bobinden bujiye ulaşana kadar katettiği o kısacık yolda dirençle karşılaşırsa, silindirin içindeki patlama eksik kalır; tam da bu yüzden tekleme başlar. Sürücüler genellikle sorunu hemen en pahalı parçada, yani bobinin kendisinde ya da bujilerde arama eğilimindedir ama asıl suçlu çoğu zaman aradaki iletimi sağlayan o yıpranmış, sertleşmiş, içinden kırılmış kablo demetidir. Şunu asla unutmayın ki, yüksek voltaj affetmez; kablonun izolasyonundaki gözle görülmeyen mikroskopik bir çatlak bile elektrik akımının şasiye atlamasına, yani gücün boşa akıp gitmesine yeter de artar bile.
Gaza bastığınızda araç bir an duraksıyor, ivmelenmek yerine sanki arkadan biri çekiyormuş gibi bocalıyor mu? Kablo izolasyonunun zamanla sertleşip özelliğini kaybetmesi, iletken damarların oksitlenmesi veya yüksek voltaj atlamaları tam olarak bu hissi yaratır işte. Ustaya gittiğinizde size hemen "bobin bitmiş, değişecek" diyebilirler, acele etmeyin ve önce o kablo setine bir baktırın. Yanlış teşhis yüzünden cebinden binlerce lira harcayıp yine aynı tekleme sorunuyla baş başa kalan o kadar çok insan gördüm ki... Kablonun iç direnci ohmmetre ile ölçülmeden atılacak her adım, tamamen karanlıkta kurşun sıkmaktan farksızdır. Kablonun dış plastik kaplaması pırıl pırıl görünebilir ama içindeki karbon veya bakır nüve çoktan un ufak olmuş olabilir, bunu dışarıdan bakarak anlamanız imkansızdır.
Saran o sıcaklık, motor bloğunun yarattığı cehennem gibi ortam, kablo kauçuğunu günden güne kurutur ve en sonunda bir cam kadar kırılgan hale getirir. Ne zaman ki o kablo esnekliğini kaybetti, işte o zaman arıza kaçınılmaz bir kadere dönüşür. Gece karanlığında kaputu açıp motor çalışırken içeriye bakmak gibi basit ama inanılmaz etkili bir yöntem vardır; eğer kablolardan dışarıya, şasiye doğru mavi kıvılcımlar atlıyorsa, yani tabiri caizse kaputun altında bir havai fişek gösterisi varsa, teşhisi koydunuz demektir... Kaçak yapan elektrik silindire ulaşmaz. Silindire ulaşmayan elektrik patlamayı başlatamaz. Patlama gerçekleşmediğinde ise çiğ yakıt egzozdan atılır ki bu durum sadece performans kaybı değil, aynı zamanda katalitik konvertörün de katliamı anlamına gelir. Kabloyu değiştirmekten kaçarken bütün bir egzoz sistemini kucağınızda bulabilirsiniz, riske girmeye değer mi?
Kalitesiz, merdiven altı üretilmiş yan sanayi kablo setlerini arabanıza takmak, patlamaya hazır bir fitili ateşlemekten farksızdır. İletkenlik kapasitesi düşük, ısı direnci zayıf malzemeler birkaç ay içinde yine aynı kabusu yaşamanıza neden olur. Orijinal ekipman standartlarında veya yüksek yalıtımlı silikon kabloları tercih etmek bir lüks değil, bu sistemin sağlıklı yürümesi için şarttır. Montaj esnasında kabloları rastgele saçmak, sıcak egzoz manifolduna temas edecek şekilde bırakmak da yapılan en büyük acemi hatalarından biridir... Doğru sabitleme klipslerini kullanın, kabloların birbirine veya metal aksama sürtünmesini engelleyin. Küçük bir temas, binlerce voltluk akımın sızması için davetiye çıkarır; aracınızın motoru size tekleme ve sarsıntıyla feryat ediyorsa, o çığlığa kulak verip iletim hatlarını baştan aşağı kontrol ettirin.
Gaza bastığınızda araç bir an duraksıyor, ivmelenmek yerine sanki arkadan biri çekiyormuş gibi bocalıyor mu? Kablo izolasyonunun zamanla sertleşip özelliğini kaybetmesi, iletken damarların oksitlenmesi veya yüksek voltaj atlamaları tam olarak bu hissi yaratır işte. Ustaya gittiğinizde size hemen "bobin bitmiş, değişecek" diyebilirler, acele etmeyin ve önce o kablo setine bir baktırın. Yanlış teşhis yüzünden cebinden binlerce lira harcayıp yine aynı tekleme sorunuyla baş başa kalan o kadar çok insan gördüm ki... Kablonun iç direnci ohmmetre ile ölçülmeden atılacak her adım, tamamen karanlıkta kurşun sıkmaktan farksızdır. Kablonun dış plastik kaplaması pırıl pırıl görünebilir ama içindeki karbon veya bakır nüve çoktan un ufak olmuş olabilir, bunu dışarıdan bakarak anlamanız imkansızdır.
Saran o sıcaklık, motor bloğunun yarattığı cehennem gibi ortam, kablo kauçuğunu günden güne kurutur ve en sonunda bir cam kadar kırılgan hale getirir. Ne zaman ki o kablo esnekliğini kaybetti, işte o zaman arıza kaçınılmaz bir kadere dönüşür. Gece karanlığında kaputu açıp motor çalışırken içeriye bakmak gibi basit ama inanılmaz etkili bir yöntem vardır; eğer kablolardan dışarıya, şasiye doğru mavi kıvılcımlar atlıyorsa, yani tabiri caizse kaputun altında bir havai fişek gösterisi varsa, teşhisi koydunuz demektir... Kaçak yapan elektrik silindire ulaşmaz. Silindire ulaşmayan elektrik patlamayı başlatamaz. Patlama gerçekleşmediğinde ise çiğ yakıt egzozdan atılır ki bu durum sadece performans kaybı değil, aynı zamanda katalitik konvertörün de katliamı anlamına gelir. Kabloyu değiştirmekten kaçarken bütün bir egzoz sistemini kucağınızda bulabilirsiniz, riske girmeye değer mi?
Kalitesiz, merdiven altı üretilmiş yan sanayi kablo setlerini arabanıza takmak, patlamaya hazır bir fitili ateşlemekten farksızdır. İletkenlik kapasitesi düşük, ısı direnci zayıf malzemeler birkaç ay içinde yine aynı kabusu yaşamanıza neden olur. Orijinal ekipman standartlarında veya yüksek yalıtımlı silikon kabloları tercih etmek bir lüks değil, bu sistemin sağlıklı yürümesi için şarttır. Montaj esnasında kabloları rastgele saçmak, sıcak egzoz manifolduna temas edecek şekilde bırakmak da yapılan en büyük acemi hatalarından biridir... Doğru sabitleme klipslerini kullanın, kabloların birbirine veya metal aksama sürtünmesini engelleyin. Küçük bir temas, binlerce voltluk akımın sızması için davetiye çıkarır; aracınızın motoru size tekleme ve sarsıntıyla feryat ediyorsa, o çığlığa kulak verip iletim hatlarını baştan aşağı kontrol ettirin.