Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyon başında kırmızı ışıkta beklerken ya da yoğun İstanbul trafiğinde milim milim ilerlerken gözünüzün aniden hararet göstergesine kayması ve o ibrenin yukarı doğru tırmandığını görmek... Gerçekten insanın canını sıkan, içinize bir kurt düşüren o anlardan biridir bu. Seyir halindeyken rüzgarın da yardımıyla motoru bir şekilde serin tutan sistem, araç durduğu anda adana sıcağına maruz kalmış gibi çaresiz kalabiliyor bazen. İşte tam bu noktada radyatör fanının devreye girip girmediği hayati bir önem kazanıyor çünkü motor bloğunun etrafındaki o sıcaklığı dağıtacak başka bir güç kalmıyor o esnada. Fan motorunun kömürü bitmiş olabilir, sigortası atmış olabilir ya da fan müşürü görevini yapmayı bırakmıştır belki de. Kendi kendinize "yahu hareket edince düşüyor ama durunca niye böyle oluyor" diye hayıflanırken, aslında arabanız size öndeki pervanenin dönmediğini feryat figan anlatmaya çalışıyordur.
Antifriz denilen o mucizevi sıvının eksilmesi ya da zamanla özelliğini yitirerek çamura dönmesi de bu derdin baş aktörlerindendir her zaman. Sistemde dolaşan sıvının miktarı azaldığında, devirdaim pompası rölantide çalışırken yani motor düşük devirdeyken o azıcık suyu motor bloğunun içinde döndürmekte zorlanmaya başlar. Hareket halindeyken motor devri yüksek olduğu için pompa suyu daha hızlı iter ve bir nebze olsun soğuma sağlanır ama araç durduğu an devir düşer, suyun akış hızı yavaşlar ve hararet kaçınılmaz olur. Bir bakın bakalım, en son ne zaman kaputu açıp o plastik yedek su deposunun seviyesini kontrol ettiniz, ya da altına hiç su damlatıyor mu bu emektar? Borulardaki ufacık bir çatlak, gözle görülmeyen bir sızıntı bile sistemdeki basıncı düşürerek suyun kaynama noktasını aşağı çeker ve durduğunuz yerde sizi yarı yolda bırakıverir.
Termostat dediğimiz o küçük ama marifeti kendinden büyük parça da bazen açık ya da kapalı konumda sıkışıp kalarak başımıza büyük çoraplar örebilir. Normal şartlarda motorun ideal çalışma sıcaklığında kalmasını sağlayan bu vana, yaşlandıkça ya da kalitesiz su kullanımından ötürü kireçlendikçe kafasına göre takılmaya başlar. Araç hareket halindeyken gelen soğuk hava dalgası radyatörü bir şekilde idare ettirir ancak araba durduğunda termostat tam açılmıyorsa sıcak su radyatöre ulaşıp soğuyamaz. Sıcak su içeride hapsolur, motor kendi sıcağında kavrulur durur... Eğer kaloriferi sonuna kadar açtığınızda içeriye sıcak hava geliyorsa ama hararet hala yüksekse, termostatın tam açılmadığından ve suyu döndüremediğinden şüphelenmek son derece mantıklı bir yaklaşım olacaktır.
Radyatörün ön yüzeyinin yapraklarla, çamurla ya da yollardan uçuşan poşet artıklarıyla tıkanmış olması ihtimalini de göz ardı etmemek gerekiyor aslında. Dışarıdan bakıldığında temiz görünen o ızgaraların arkasındaki incecik alüminyum kanallar zamanla tozdan ve kirden öyle bir kapanır ki, hava geçişi tamamen bloke olur. Araba yürürken çarpan rüzgar o tıkalı gözeneklerden bir şekilde sızmayı başarır belki ama durduğunuzda fan ne kadar dönerse dönsün o tıkalı kanallardan havayı çekemez. Bir nevi nefes alamayan, boğulan bir motorla baş başa kalırsınız ve içerideki hararet tavan yapar. Hatta bazen radyatörün içi kireç bağlar, kanallar tıkanır ve su içinde rahatça seyahat edemez hale gelir.
Böyle bir durumla karşılaştığınızda paniğe kapılıp hemen kontağı kapatmak yerine, arabayı boşa alıp kaloriferi en sıcak konuma getirmek ve fanı son hızda çalıştırmak en doğru acil müdahale yöntemidir. Bu sayede motorun üzerindeki o aşırı ısının bir kısmını araç içine üfleyerek motor bloğunu biraz olsun rahatlatmış ve rahat bir nefes aldırıp harareti aşağı çekmiş olursunuz. Kontağı pat diye kapatırsanız devirdaim durur ve o anki aşırı sıcaklık silindir kapak contasına çok daha büyük zararlar verebilir. Bekleyin, kalorifer içeriyi hamama çevirsin ama motorun harareti biraz makul seviyelere insin, sonra stop edip kaputu güvenli bir şekilde açarsınız. Tabii o esnada sakın ola ki radyatör kapağını hemen açmaya kalkmayın, yoksa yüzünüze fışkıran kaynar suyla çok daha büyük acılar...
Antifriz denilen o mucizevi sıvının eksilmesi ya da zamanla özelliğini yitirerek çamura dönmesi de bu derdin baş aktörlerindendir her zaman. Sistemde dolaşan sıvının miktarı azaldığında, devirdaim pompası rölantide çalışırken yani motor düşük devirdeyken o azıcık suyu motor bloğunun içinde döndürmekte zorlanmaya başlar. Hareket halindeyken motor devri yüksek olduğu için pompa suyu daha hızlı iter ve bir nebze olsun soğuma sağlanır ama araç durduğu an devir düşer, suyun akış hızı yavaşlar ve hararet kaçınılmaz olur. Bir bakın bakalım, en son ne zaman kaputu açıp o plastik yedek su deposunun seviyesini kontrol ettiniz, ya da altına hiç su damlatıyor mu bu emektar? Borulardaki ufacık bir çatlak, gözle görülmeyen bir sızıntı bile sistemdeki basıncı düşürerek suyun kaynama noktasını aşağı çeker ve durduğunuz yerde sizi yarı yolda bırakıverir.
Termostat dediğimiz o küçük ama marifeti kendinden büyük parça da bazen açık ya da kapalı konumda sıkışıp kalarak başımıza büyük çoraplar örebilir. Normal şartlarda motorun ideal çalışma sıcaklığında kalmasını sağlayan bu vana, yaşlandıkça ya da kalitesiz su kullanımından ötürü kireçlendikçe kafasına göre takılmaya başlar. Araç hareket halindeyken gelen soğuk hava dalgası radyatörü bir şekilde idare ettirir ancak araba durduğunda termostat tam açılmıyorsa sıcak su radyatöre ulaşıp soğuyamaz. Sıcak su içeride hapsolur, motor kendi sıcağında kavrulur durur... Eğer kaloriferi sonuna kadar açtığınızda içeriye sıcak hava geliyorsa ama hararet hala yüksekse, termostatın tam açılmadığından ve suyu döndüremediğinden şüphelenmek son derece mantıklı bir yaklaşım olacaktır.
Radyatörün ön yüzeyinin yapraklarla, çamurla ya da yollardan uçuşan poşet artıklarıyla tıkanmış olması ihtimalini de göz ardı etmemek gerekiyor aslında. Dışarıdan bakıldığında temiz görünen o ızgaraların arkasındaki incecik alüminyum kanallar zamanla tozdan ve kirden öyle bir kapanır ki, hava geçişi tamamen bloke olur. Araba yürürken çarpan rüzgar o tıkalı gözeneklerden bir şekilde sızmayı başarır belki ama durduğunuzda fan ne kadar dönerse dönsün o tıkalı kanallardan havayı çekemez. Bir nevi nefes alamayan, boğulan bir motorla baş başa kalırsınız ve içerideki hararet tavan yapar. Hatta bazen radyatörün içi kireç bağlar, kanallar tıkanır ve su içinde rahatça seyahat edemez hale gelir.
Böyle bir durumla karşılaştığınızda paniğe kapılıp hemen kontağı kapatmak yerine, arabayı boşa alıp kaloriferi en sıcak konuma getirmek ve fanı son hızda çalıştırmak en doğru acil müdahale yöntemidir. Bu sayede motorun üzerindeki o aşırı ısının bir kısmını araç içine üfleyerek motor bloğunu biraz olsun rahatlatmış ve rahat bir nefes aldırıp harareti aşağı çekmiş olursunuz. Kontağı pat diye kapatırsanız devirdaim durur ve o anki aşırı sıcaklık silindir kapak contasına çok daha büyük zararlar verebilir. Bekleyin, kalorifer içeriyi hamama çevirsin ama motorun harareti biraz makul seviyelere insin, sonra stop edip kaputu güvenli bir şekilde açarsınız. Tabii o esnada sakın ola ki radyatör kapağını hemen açmaya kalkmayın, yoksa yüzünüze fışkıran kaynar suyla çok daha büyük acılar...