Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kış kapıya dayanmadan o renkli sıvıyı hazneye doldurur, arkamıza yaslanırız. Çoğumuz antifrizi sadece donmayı engelleyen bir kalkan sanıyor. Oysa bu kimyasal, motorun içinde adeta bir temizlik işçisi gibi çalışır; pası önler, ısıyı dengeler. Zaman geçtikçe işler değişiyor tabii. Özelliğini kaybeden sıvı, korumakla görevli olduğu metali içten içe kemirmeye başlıyor. Düzenli yenilenmeyen her antifriz, motor bloğunda bir saatli bomba...
Renginin mavi, kırmızı ya da yeşil olması sadece bir görsel tercih değil. Üreticiler bu renkleri kafalarına göre seçmiyor, kimyasal bileşenleri ayırt etmemiz için koyuyorlar. Farklı renklerdeki sıvıları "nasılsa ikisi de antifriz" diyerek birbirine karıştırmak mı? Yapılabilecek en büyük hatalardan biri. Kimyasallar birbiriyle savaşa giriyor ve ortaya jölemsi, çamurlu bir kıvam çıkıyor. O çamur bir kez radyatör kanallarını tıkamaya görsün...
Aracın altında beliren o tatlımsı kokulu, renkli damlalar asla hayra alamet değildir. Antifriz, yapısı gereği suya göre çok daha akışkandır ve bulduğu en ufak çatlaktan sızmak için can atar. Hortum kelepçeleri gevşemiş olabilir, radyatörde gözle görülmeyen bir kılcal çatlak baş göstermiş olabilir. Eksilen sıvıyı görmezden gelip üzerine sürekli su eklemek ise intihardan farksız. Sistemi seyreltiyoruz, koruma kalkanını kendi ellerimizle inceltiyoruz aslında.
Hararet göstergesi aniden yükselmeye başladıysa durup bir düşünmek lazım. Motorun içindeki o daracık kanallarda kireçlenme veya tortu oluşumu başladıysa sıvı rahatça dolaşamaz. Devridaim pompası sıvıyı itemez, radyatör görevini yapamaz. Soğutulamayan bir motorun çıkaracağı masrafı tahmin bile etmek istemezsiniz. Blok çatlatmaya kadar giden, can sıkan, cüzdanı hafifleten süreçler...
Gözümüzle kontrol etmek her zaman yeterli sonuç vermez. Sıvının rengi hala ilk günkü gibi parlak durabilir ama bu, kimyasal gücünün hala yerinde olduğu anlamına gelmez. Sanayide bir ustaya uğrayıp refraktometre denilen o küçük cihazla ölçüm yaptırmak en doğrusu. Antifrizin derecesini, yani donma ve kaynama noktasını net olarak bilmeliyiz. Ölçmeden bilemeyiz, tahmin yürüterek motoru riske atamayız.
Yaz aylarında antifrizi boşaltıp yerine tamamen çeşme suyu koyma alışkanlığından vazgeçemedik bir türlü. Sadece kışın ihtiyaç duyulan bir şeymiş gibi davranıyoruz bu mucizevi sıvıya. Oysa yaz sıcağında motorun kaynamasını engelleyen de yine odur. Saf su saf zarar getirir; korozyon yapar, kireç bağlatır. Dört mevsim boyunca sistemde doğru oranda antifriz bulundurmak, arabamıza yapacağımız en büyük iyilik.
Renginin mavi, kırmızı ya da yeşil olması sadece bir görsel tercih değil. Üreticiler bu renkleri kafalarına göre seçmiyor, kimyasal bileşenleri ayırt etmemiz için koyuyorlar. Farklı renklerdeki sıvıları "nasılsa ikisi de antifriz" diyerek birbirine karıştırmak mı? Yapılabilecek en büyük hatalardan biri. Kimyasallar birbiriyle savaşa giriyor ve ortaya jölemsi, çamurlu bir kıvam çıkıyor. O çamur bir kez radyatör kanallarını tıkamaya görsün...
Aracın altında beliren o tatlımsı kokulu, renkli damlalar asla hayra alamet değildir. Antifriz, yapısı gereği suya göre çok daha akışkandır ve bulduğu en ufak çatlaktan sızmak için can atar. Hortum kelepçeleri gevşemiş olabilir, radyatörde gözle görülmeyen bir kılcal çatlak baş göstermiş olabilir. Eksilen sıvıyı görmezden gelip üzerine sürekli su eklemek ise intihardan farksız. Sistemi seyreltiyoruz, koruma kalkanını kendi ellerimizle inceltiyoruz aslında.
Hararet göstergesi aniden yükselmeye başladıysa durup bir düşünmek lazım. Motorun içindeki o daracık kanallarda kireçlenme veya tortu oluşumu başladıysa sıvı rahatça dolaşamaz. Devridaim pompası sıvıyı itemez, radyatör görevini yapamaz. Soğutulamayan bir motorun çıkaracağı masrafı tahmin bile etmek istemezsiniz. Blok çatlatmaya kadar giden, can sıkan, cüzdanı hafifleten süreçler...
Gözümüzle kontrol etmek her zaman yeterli sonuç vermez. Sıvının rengi hala ilk günkü gibi parlak durabilir ama bu, kimyasal gücünün hala yerinde olduğu anlamına gelmez. Sanayide bir ustaya uğrayıp refraktometre denilen o küçük cihazla ölçüm yaptırmak en doğrusu. Antifrizin derecesini, yani donma ve kaynama noktasını net olarak bilmeliyiz. Ölçmeden bilemeyiz, tahmin yürüterek motoru riske atamayız.
Yaz aylarında antifrizi boşaltıp yerine tamamen çeşme suyu koyma alışkanlığından vazgeçemedik bir türlü. Sadece kışın ihtiyaç duyulan bir şeymiş gibi davranıyoruz bu mucizevi sıvıya. Oysa yaz sıcağında motorun kaynamasını engelleyen de yine odur. Saf su saf zarar getirir; korozyon yapar, kireç bağlatır. Dört mevsim boyunca sistemde doğru oranda antifriz bulundurmak, arabamıza yapacağımız en büyük iyilik.