Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllardır sanayi köşelerinde, yetkili servis garajlarında insanların arabalarını nasıl göz göre göre harcadığını izlemekten bıktım usandım; antifrizi sadece renkli sudan ibaret sanan o kadar çok şoför var ki motorun yarın sabah ilk marşta elinizde kalacağını hâlâ idrak edemiyorsunuz.
Çeşme suyunu bidona doldurup radyatöre boşalttığınız o an, metalin içten içe nasıl çürüdüğünü, pasın o narin blokları nasıl kemirdiğini bir bilseniz uykunuz kaçar; kireç kaynayan motor kanalları ısıyı dışarı atamaz hale gelirken sen hâlâ hararet ibresinin neden sürekli sağa yaslandığını düşünüyorsun.
Her antifrizi birbirinin aynısı zannedip market raflarından rastgele kapıp çıkıyorsunuz ya, işte en büyük cinayeti o saniyede işliyorsunuz; organik esaslı kırmızı sıvıyla fosfatlı maviyi birbirine karıştırdığınızda motorun içinde yarattığınız o kimyasal tepkimenin bloku nasıl lor peyniri gibi dağıttığını gördüm mü, ben insanlığınızdan şüphe ediyorum.
Yaz kış demeden sadece suyla idare edip havalar sıfırın altına düştüğünde aklınız başınıza geliyor ama iş işten çoktan geçmiş oluyor; o buz kütlesi radyatör peteklerini yarıp motor bloğunu çatlattığında usta kapısında döktüğünüz gözyaşları binlerce liralık faturayı ödemenize yetecek mi sandınız?
Oran tutturmayı bilmeden bidondan tanka doldurur gibi saf antifrizi boca ediyorsunuz motora, sonra contalar neden yanıyor, hortumlar neden taş gibi sertleşip patlıyor diye ortalıkta dolanıyorsunuz; ne sanıyordunuz, ne kadar yoğun o kadar iyi mi?..
Eski antifrizi tamamen boşaltmadan üzerine yenisini ekleyerek sonsuza kadar idare edeceğinizi sanan o saf kafayı kim yerleştirdi akıllınıza; içeride biriken tortu tabakası katranlaşmışken yeni sıvının hiçbir koruyucu özelliği kalmadığını anlamak için motoru kucağınıza almanız mı gerekiyor illa ki?
Çeşme suyunu bidona doldurup radyatöre boşalttığınız o an, metalin içten içe nasıl çürüdüğünü, pasın o narin blokları nasıl kemirdiğini bir bilseniz uykunuz kaçar; kireç kaynayan motor kanalları ısıyı dışarı atamaz hale gelirken sen hâlâ hararet ibresinin neden sürekli sağa yaslandığını düşünüyorsun.
Her antifrizi birbirinin aynısı zannedip market raflarından rastgele kapıp çıkıyorsunuz ya, işte en büyük cinayeti o saniyede işliyorsunuz; organik esaslı kırmızı sıvıyla fosfatlı maviyi birbirine karıştırdığınızda motorun içinde yarattığınız o kimyasal tepkimenin bloku nasıl lor peyniri gibi dağıttığını gördüm mü, ben insanlığınızdan şüphe ediyorum.
Yaz kış demeden sadece suyla idare edip havalar sıfırın altına düştüğünde aklınız başınıza geliyor ama iş işten çoktan geçmiş oluyor; o buz kütlesi radyatör peteklerini yarıp motor bloğunu çatlattığında usta kapısında döktüğünüz gözyaşları binlerce liralık faturayı ödemenize yetecek mi sandınız?
Oran tutturmayı bilmeden bidondan tanka doldurur gibi saf antifrizi boca ediyorsunuz motora, sonra contalar neden yanıyor, hortumlar neden taş gibi sertleşip patlıyor diye ortalıkta dolanıyorsunuz; ne sanıyordunuz, ne kadar yoğun o kadar iyi mi?..
Eski antifrizi tamamen boşaltmadan üzerine yenisini ekleyerek sonsuza kadar idare edeceğinizi sanan o saf kafayı kim yerleştirdi akıllınıza; içeride biriken tortu tabakası katranlaşmışken yeni sıvının hiçbir koruyucu özelliği kalmadığını anlamak için motoru kucağınıza almanız mı gerekiyor illa ki?