Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gerçeği kabullenmek gerekirse, o marş motorundan gelen cansız "tık" sesi insanı o an yaşayan ölüye çevirir; işte tam bu noktada akü bitti bahanesiyle planlarınızı suya düşüren o demir yığınına teslim olursunuz.
Soğuk bir kış sabahı o kontak anahtarını çevirdiğinizde göğüs panelindeki ışıkların sönmesi, aslında size arabanızın kalbinin durduğunu söyler ve siz sessizce direksiyona gömülürsünüz.
Hemen panik yapıp sanayi aramak yerine, torpido gözünden çıkardığınız o kurtarıcı takviye kablosunu elinize alın ve artı kutuptan başlayarak o elektrik akımını başka bir aküden kendi motorunuza taşıyın.
Aslında yapmanız gereken şey çok basit bir fizik kuralından ibarettir; çalışan bir motorun alternatöründen salınan fazla enerjiyi, bitik durumdaki hücrelere aktararak marş dişlilerini yeniden döndürmektir.
Bağlantıları yaparken kırmızı kabloyu iki akünün de artı kutuplarına sağlamca tutturun ki o kıvılcımlar havada uçuşurken bir an olsun tereddüt etmeyin; çünkü yanlış bir hamle bütün beyni yakabilir.
Siyah kablonun bir ucunu yardım eden aracın eksi kutbuna taktıktan sonra diğer ucunu kendi motorunuzun boyasız metal bir aksamına verin; işte şaseyi bu şekilde tamamlamak hayat kurtarır.
Karşı tarafın motorunu biraz yüksek devirde çalışır vaziyette tutun ki o marş kömürleri yeterli akımı alsın; beklemek bazen en büyük erdemdir, hele ki yolda kalmışsanız...
Kendi anahtarınızı çevirdiğinizde o motorun homurdanarak hayata dönmesi, size dünyanın en büyük zaferini kazandırmış gibi hissettirir ve o an yüzünüze aptal bir gülümseme yayılır.
Şimdi o kabloları sökme vakti geldi; önce eksi kutbu, ardından artı kutbu aynı özenle çıkarın ve bir daha bu duruma düşmemek için o farları açık unutma huyunuzdan hemen vazgeçin.
Soğuk bir kış sabahı o kontak anahtarını çevirdiğinizde göğüs panelindeki ışıkların sönmesi, aslında size arabanızın kalbinin durduğunu söyler ve siz sessizce direksiyona gömülürsünüz.
Hemen panik yapıp sanayi aramak yerine, torpido gözünden çıkardığınız o kurtarıcı takviye kablosunu elinize alın ve artı kutuptan başlayarak o elektrik akımını başka bir aküden kendi motorunuza taşıyın.
Aslında yapmanız gereken şey çok basit bir fizik kuralından ibarettir; çalışan bir motorun alternatöründen salınan fazla enerjiyi, bitik durumdaki hücrelere aktararak marş dişlilerini yeniden döndürmektir.
Bağlantıları yaparken kırmızı kabloyu iki akünün de artı kutuplarına sağlamca tutturun ki o kıvılcımlar havada uçuşurken bir an olsun tereddüt etmeyin; çünkü yanlış bir hamle bütün beyni yakabilir.
Siyah kablonun bir ucunu yardım eden aracın eksi kutbuna taktıktan sonra diğer ucunu kendi motorunuzun boyasız metal bir aksamına verin; işte şaseyi bu şekilde tamamlamak hayat kurtarır.
Karşı tarafın motorunu biraz yüksek devirde çalışır vaziyette tutun ki o marş kömürleri yeterli akımı alsın; beklemek bazen en büyük erdemdir, hele ki yolda kalmışsanız...
Kendi anahtarınızı çevirdiğinizde o motorun homurdanarak hayata dönmesi, size dünyanın en büyük zaferini kazandırmış gibi hissettirir ve o an yüzünüze aptal bir gülümseme yayılır.
Şimdi o kabloları sökme vakti geldi; önce eksi kutbu, ardından artı kutbu aynı özenle çıkarın ve bir daha bu duruma düşmemek için o farları açık unutma huyunuzdan hemen vazgeçin.