Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen gün sanayide oturup usta ile çay içerken gözüm kenardaki hevesle sökülmüş bir şanzımana takıldı, içi resmen talaş gibi metal tozu dolmuştu. Yanlış yağ koymuşlar arabaya, daha doğrusu vizkozitesi tutmayan ucuz bir yağı basıp geçmişler... İnsan sanıyor ki motor yağı gibi şanzıman yağı da ne olursa olsun yağlar geçer, ama kazın ayağı hiç öyle değil işte. O metal dişliler birbirine sürtünürken aradaki o mikronluk yağ filmi öyle hayati bir şey ki, yanlış numara kullandığınızda dişliler resmen birbirini yemeye, ufalamaya başlıyor. Kalın yağ koyarsan soğukta vitesleri geçiremezsin, ince yağ koyarsan da sıcakta su gibi olur koruyamaz, yani tutturmak lazım o ayarı bir şekilde.
Sabahları araca binip de birinci vitese takmak için direksiyona basarak o vites kolunu zorladığınız zamanlar oluyor mu hiç? İşte tam olarak bu durum, şanzıman kutusunun içinde işlerin pek de yolunda gitmediğinin en açık, en çaresiz habercisi aslında. Yanlış viskozitede ya da otomobil üreticisinin dediklerine tamamen aykırı bir yağ kullandığınızda, özellikle kış aylarında o yağ balçık gibi ağırlaşır ve sen vitesi değiştirmek istediğinde sanki bir duvara çarpar gibi olursun... Dişlilerin üzerindeki senkromeç dediğimiz o hassas sarı parçalar yağın kalınlığından dolayı hizalanamaz bir türlü, zorladıkça da o canım mekanizmayı kendi ellerinle aşındırırsın. Bazen de tam tersi olur, yağ o kadar ince kalır ki vites kolu elinde bir boşlukta yüzer gibi hissettirir insanı.
Peki o şanzımandan gelen tuhaf, insanı sürüş boyunca huzursuz eden Uğultu sesini hiç fark ettiniz mi yolculuk esnasında? Yanlış yağın ısıya dayanımı yetersiz kaldığında, yüksek devirlerde ve uzun yolda hemen özelliğini yitirir, köpürmeye ve resmen yanmaya başlar içerde. Yağ köpürdüğü zaman da metalin metalle teması başlar ki, o andan itibaren şanzıman kutusu adeta bir öğütücüye dönüşür yavaş yavaş... Bir bakmışsın otobanda giderken arkadan sürekli bir ıslık sesi, bir bilye dağılma gürültüsü geliyor, insanın içi cız ediyor gerçekten. O koruyucu katman bir kere yok oldu mu, sürtünme katlanarak artar ve o güzelim şanzıman bir kaç ay içinde hurdaya döner.
Otomatik vitesli bir araba kullanıyorsanız durum çok daha vahim bir hal alıyor, çünkü oradaki yağ sadece bir yağlama elemanı değil, aynı zamanda hidrolik bir güç aktarım sıvısı. Yanlış yağ koyduğunuzda vites geçişlerinde o yumuşaklık tamamen kaybolur, araba birden sarsılmaya, bir üst vite geçerken arkadan birisi çarpmış gibi vuruntu yapmaya başlar... Şanzıman beyni doğru basıncı oluşturamaz bir türlü, balatalar kaçırmaya başlar ve araç gaz yediği halde hızlanamaz, sadece devir saati yükselir durur. Hatta bazen şanzıman kendini korumaya alır da ekranda arıza lambasıyla kalakalırsınız yolun ortasında... Yağın içindeki katkı maddeleri otomatik sistemin hassas valflerine uymadığında, o koca mekanizma saçmalamaya başlar işte.
Bir arabanın en pahalı, tamiri en dertli parçalarından biridir bu meret, o yüzden sırf üç beş kuruş ucuz diye ya da ustanın elinde o an o var diye rastgele bir yağ koydurmayın derim ben. Kullanıcı kitabını açıp oradaki spesifikasyon neyse, hangi onay kodu yazıyorsa milimi milimine onu bulup kullanmak lazım, maceraya hiç gerek yok. Yağ değişimi yaparken sadece eski yağı boşaltıp yenisini eklemek de yetmiyor bazen, içeride kalan tortuyu ve metal birikintilerini de temizlemek şart... Aracın karakterini, şanzımanın dilini en iyi siz bilirsiniz sonuçta; en ufak bir sertlikte, bir ses değişiminde şüphelenip bakmak, o yağı hemen kontrol ettirmek en doğrusu.
Sabahları araca binip de birinci vitese takmak için direksiyona basarak o vites kolunu zorladığınız zamanlar oluyor mu hiç? İşte tam olarak bu durum, şanzıman kutusunun içinde işlerin pek de yolunda gitmediğinin en açık, en çaresiz habercisi aslında. Yanlış viskozitede ya da otomobil üreticisinin dediklerine tamamen aykırı bir yağ kullandığınızda, özellikle kış aylarında o yağ balçık gibi ağırlaşır ve sen vitesi değiştirmek istediğinde sanki bir duvara çarpar gibi olursun... Dişlilerin üzerindeki senkromeç dediğimiz o hassas sarı parçalar yağın kalınlığından dolayı hizalanamaz bir türlü, zorladıkça da o canım mekanizmayı kendi ellerinle aşındırırsın. Bazen de tam tersi olur, yağ o kadar ince kalır ki vites kolu elinde bir boşlukta yüzer gibi hissettirir insanı.
Peki o şanzımandan gelen tuhaf, insanı sürüş boyunca huzursuz eden Uğultu sesini hiç fark ettiniz mi yolculuk esnasında? Yanlış yağın ısıya dayanımı yetersiz kaldığında, yüksek devirlerde ve uzun yolda hemen özelliğini yitirir, köpürmeye ve resmen yanmaya başlar içerde. Yağ köpürdüğü zaman da metalin metalle teması başlar ki, o andan itibaren şanzıman kutusu adeta bir öğütücüye dönüşür yavaş yavaş... Bir bakmışsın otobanda giderken arkadan sürekli bir ıslık sesi, bir bilye dağılma gürültüsü geliyor, insanın içi cız ediyor gerçekten. O koruyucu katman bir kere yok oldu mu, sürtünme katlanarak artar ve o güzelim şanzıman bir kaç ay içinde hurdaya döner.
Otomatik vitesli bir araba kullanıyorsanız durum çok daha vahim bir hal alıyor, çünkü oradaki yağ sadece bir yağlama elemanı değil, aynı zamanda hidrolik bir güç aktarım sıvısı. Yanlış yağ koyduğunuzda vites geçişlerinde o yumuşaklık tamamen kaybolur, araba birden sarsılmaya, bir üst vite geçerken arkadan birisi çarpmış gibi vuruntu yapmaya başlar... Şanzıman beyni doğru basıncı oluşturamaz bir türlü, balatalar kaçırmaya başlar ve araç gaz yediği halde hızlanamaz, sadece devir saati yükselir durur. Hatta bazen şanzıman kendini korumaya alır da ekranda arıza lambasıyla kalakalırsınız yolun ortasında... Yağın içindeki katkı maddeleri otomatik sistemin hassas valflerine uymadığında, o koca mekanizma saçmalamaya başlar işte.
Bir arabanın en pahalı, tamiri en dertli parçalarından biridir bu meret, o yüzden sırf üç beş kuruş ucuz diye ya da ustanın elinde o an o var diye rastgele bir yağ koydurmayın derim ben. Kullanıcı kitabını açıp oradaki spesifikasyon neyse, hangi onay kodu yazıyorsa milimi milimine onu bulup kullanmak lazım, maceraya hiç gerek yok. Yağ değişimi yaparken sadece eski yağı boşaltıp yenisini eklemek de yetmiyor bazen, içeride kalan tortuyu ve metal birikintilerini de temizlemek şart... Aracın karakterini, şanzımanın dilini en iyi siz bilirsiniz sonuçta; en ufak bir sertlikte, bir ses değişiminde şüphelenip bakmak, o yağı hemen kontrol ettirmek en doğrusu.