Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah kontak çevrilir, marş motoru döner döner fakat o beklenen motor sesi bir türlü gelmez; işte o an insanın içindeki tüm neşe söner gider. Benzin pompası, depodan motor bloğuna sürekli bir basınç aktarmakla yükümlüdür ve bu parça yorulduğunda ilk marşta yakıt basıncı rayda tutunamaz. Akü sağlamsa, marş dişlisi volanı çeviriyorsa ama motor bir türlü ateşleme yapmıyorsa sorunu doğrudan yakıt sisteminde aramak gerekir. Yakıt pompası arızası ilk marşta çalışmıyor şikayetiyle servise gelenlerin sayısı az değildir; çünkü bu parça ömrünü tamamlarken genelde ilk çalıştırma anında sinyal vermeye başlar.
Deponun içindeki o küçük elektrikli pompa, içerideki mekanik aşınma yüzünden zamanla basınç tutma özelliğini yitirir ve siz kontağı kapattığınızda yakıtı tekrar depoya kaçırır. Sabah o ilk marşa bastığınızda sistemde hiç yakıt kalmamıştır, pompa anlık olarak devreye girmeye çalışır ama o gecikme yüzünden motor ilk turda nefessiz kalır. Araç birkaç marş denemesinden sonra nihayet çalışır çünkü borular ancak o zaman dolmuştur; peki bu çile niye çekilir... Yakıt filtresi tıkalıysa ya da pompaya giden akım regülatörü zayıflamışsa bu tablo her soğuk sabah tekerrür eder.
Röle arızaları veya zayıf şase bağlantıları da pompanın ilk anda yeterli voltajı almasını engeller ki bu durum sürücüyü adeta çileden çıkarır. Kontak anahtarını açtığınızda arka koltuğun altından gelen o ince vızıltı sesini duymuyorsanız, pompa ya elektriksel olarak kopuktur ya da son nefesini vermek üzere kilitlenmiştir. Servis rampasına çıkan her üç araçtan birinde bu röle temassızlığı görülür; yani mesele her zaman pompanın kendisi değildir, bazen sadece minik bir sigorta bacağı oksitlenmiştir.
Depoyu sürekli dip seviyede kullanma alışkanlığı, tulumba gibi çalışan bu elektrikli motorun aşırı ısınmasına ve sargılarının yanmasına doğrudan davetiye çıkarır. İçerideki yakıt aynı zamanda pompayı soğutur, siz onu sürekli kuru bırakırsanız o bobinler zamanla kavrulur ve ilk marşta gerekli debiyi sağlayamaz hale gelir. Pompa ömrünü uzatmak için yakıt çeyreğin altına düşmeden hep takviye yapmak şarttır... Aslında bu kadar basit bir detayı atlamak, ileride binlerce liralık masrafın kapısını aralamaktan başka işe yaramaz.
Aracın çekişten düşmesi veya yokuş yukarı çıkarken ani silkeleme yapması da yaklaşan o büyük pompalama krizinin en net habercisidir. Ustalar basınç saati takıp test ederler, eğer ilk marş anında ibre hemen 3 barın üzerine çıkmıyorsa o parça kesinlikle değişecektir. Yan sanayi ürünler bu noktada maalesef hayal kırıklığı yaratır; orijinal olmayan her pompa ilk marşta yine aynı sıkıntıyı yaşatır çünkü toleransları motora uymaz. Kaliteli bir parça değişimi ve temizlenen hatlar, o sabahları yaşanan huzursuzluğu tamamen ortadan kaldırır.
Deponun içindeki o küçük elektrikli pompa, içerideki mekanik aşınma yüzünden zamanla basınç tutma özelliğini yitirir ve siz kontağı kapattığınızda yakıtı tekrar depoya kaçırır. Sabah o ilk marşa bastığınızda sistemde hiç yakıt kalmamıştır, pompa anlık olarak devreye girmeye çalışır ama o gecikme yüzünden motor ilk turda nefessiz kalır. Araç birkaç marş denemesinden sonra nihayet çalışır çünkü borular ancak o zaman dolmuştur; peki bu çile niye çekilir... Yakıt filtresi tıkalıysa ya da pompaya giden akım regülatörü zayıflamışsa bu tablo her soğuk sabah tekerrür eder.
Röle arızaları veya zayıf şase bağlantıları da pompanın ilk anda yeterli voltajı almasını engeller ki bu durum sürücüyü adeta çileden çıkarır. Kontak anahtarını açtığınızda arka koltuğun altından gelen o ince vızıltı sesini duymuyorsanız, pompa ya elektriksel olarak kopuktur ya da son nefesini vermek üzere kilitlenmiştir. Servis rampasına çıkan her üç araçtan birinde bu röle temassızlığı görülür; yani mesele her zaman pompanın kendisi değildir, bazen sadece minik bir sigorta bacağı oksitlenmiştir.
Depoyu sürekli dip seviyede kullanma alışkanlığı, tulumba gibi çalışan bu elektrikli motorun aşırı ısınmasına ve sargılarının yanmasına doğrudan davetiye çıkarır. İçerideki yakıt aynı zamanda pompayı soğutur, siz onu sürekli kuru bırakırsanız o bobinler zamanla kavrulur ve ilk marşta gerekli debiyi sağlayamaz hale gelir. Pompa ömrünü uzatmak için yakıt çeyreğin altına düşmeden hep takviye yapmak şarttır... Aslında bu kadar basit bir detayı atlamak, ileride binlerce liralık masrafın kapısını aralamaktan başka işe yaramaz.
Aracın çekişten düşmesi veya yokuş yukarı çıkarken ani silkeleme yapması da yaklaşan o büyük pompalama krizinin en net habercisidir. Ustalar basınç saati takıp test ederler, eğer ilk marş anında ibre hemen 3 barın üzerine çıkmıyorsa o parça kesinlikle değişecektir. Yan sanayi ürünler bu noktada maalesef hayal kırıklığı yaratır; orijinal olmayan her pompa ilk marşta yine aynı sıkıntıyı yaşatır çünkü toleransları motora uymaz. Kaliteli bir parça değişimi ve temizlenen hatlar, o sabahları yaşanan huzursuzluğu tamamen ortadan kaldırır.