Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelinde o kırmızı lamba yandığı an, içeride bir şeylerin geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini o metalik tıkırtı ele verir zaten. Yağ basıncı lambası vuruntu sesi ile birlikte yanıyor durumu, sürücünün direksiyon başında geçirdiği en kötü tecrübelerden biridir ve o saniyenin ötesinde saniyeler bile kaybetmeye gelmez. Motorun can suyu olan o yağ, artık metal yüzeyler arasında tutunamıyor, basınç sıfırlanmış ve yataklar kuru sürtünmenin o acımasız sıcağına teslim olmuştur...
Piston kolları ile krank mili arasındaki o boşluklar, yeterli yağlama olmayınca birbirine çarpmaya başlar ve o tok, derinden gelen metalik vuruntu sesi kabini doldurur. Sadece bir lamba yanmasından ibaret sanılan bu arıza, aslında motorun blok içinden imdat çığlığı atmasıdır ve bu ses duyulduğu anda kontak derhal kapatılmalıdır. Neden hala marşa basmaya devam eder insan, anlamak gerçekten güç...
Yağ pompasının dişlileri sıyırmış olabilir, karterdeki yağ süzgeci tamamen tıkanmış ya da motor içindeki aşınmalar tolerans sınırlarını çoktan aşmış duruma gelmiştir. Basınç sensörü bozuktur umuduyla yola devam etmek, koca bir motoru elə vermekle eşdeğerdir çünkü o vuruntu sesi başladıysa içerideki metal parçalar artık birbirini yontuyordur. Kimseye güvenmeyin, ustaya bile giderken o arabayı çekiciye yükletin...
Yağın viskozitesi bozulmuş, kalitesiz bir ürün motora konmuş ya da kilometre bakımları ihmal edildikçe yağ çamurlaşmış olabilir. Doğru düzgün yağlanmayan bir motorun otobanda seyrederken birden kilitlenmesi, sadece maddi bir kayıp değil, o an arkadan gelen trafik için de ölümcül bir tehlike demektir. Hayatta kalmak bazen gösterge panelindeki o küçük detayları okuyabilmekten geçer...
Böyle bir arıza masrafı katbekat artırana kadar müdahale edilmezse, yatak sarmış bir motorla sanayi köşelerinde günlerce parça aramak kaçınılmaz bir son olur. Ustaların "abi binmeseydin keşke" cümlesini duymak istemiyorsanız, o lamba yanıp o ses kulağınıza çalındığı an sağa çekip motoru susturacaksınız, başka hiçbir yolu yok bu işin...
Piston kolları ile krank mili arasındaki o boşluklar, yeterli yağlama olmayınca birbirine çarpmaya başlar ve o tok, derinden gelen metalik vuruntu sesi kabini doldurur. Sadece bir lamba yanmasından ibaret sanılan bu arıza, aslında motorun blok içinden imdat çığlığı atmasıdır ve bu ses duyulduğu anda kontak derhal kapatılmalıdır. Neden hala marşa basmaya devam eder insan, anlamak gerçekten güç...
Yağ pompasının dişlileri sıyırmış olabilir, karterdeki yağ süzgeci tamamen tıkanmış ya da motor içindeki aşınmalar tolerans sınırlarını çoktan aşmış duruma gelmiştir. Basınç sensörü bozuktur umuduyla yola devam etmek, koca bir motoru elə vermekle eşdeğerdir çünkü o vuruntu sesi başladıysa içerideki metal parçalar artık birbirini yontuyordur. Kimseye güvenmeyin, ustaya bile giderken o arabayı çekiciye yükletin...
Yağın viskozitesi bozulmuş, kalitesiz bir ürün motora konmuş ya da kilometre bakımları ihmal edildikçe yağ çamurlaşmış olabilir. Doğru düzgün yağlanmayan bir motorun otobanda seyrederken birden kilitlenmesi, sadece maddi bir kayıp değil, o an arkadan gelen trafik için de ölümcül bir tehlike demektir. Hayatta kalmak bazen gösterge panelindeki o küçük detayları okuyabilmekten geçer...
Böyle bir arıza masrafı katbekat artırana kadar müdahale edilmezse, yatak sarmış bir motorla sanayi köşelerinde günlerce parça aramak kaçınılmaz bir son olur. Ustaların "abi binmeseydin keşke" cümlesini duymak istemiyorsanız, o lamba yanıp o ses kulağınıza çalındığı an sağa çekip motoru susturacaksınız, başka hiçbir yolu yok bu işin...