Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Volvo sürücüsü olmak meziyettir ablacığım, kardeşçine söylüyorum bunu; o çeliğin ağırlığını, o yol tutuşun asaletini her araba vermez insana. Direksiyona geçtiğinde yola yapışan o tank gibi hissin bir gün elinden kayıp gitmesini istemiyorsan, ön takımdaki o sinsi tehlikeyi sezinleyeceksin...
Rot ayarı dediğin şey aslına bakarsan arabanın karakteridir, ruhudur; o ayar bir kez kaçtı mı o İsveçli dev birden yoldan sapmaya, sağa sola çekmeye başlar. Lastikler neden içten yiyip bitiriyor kendini hiç düşündün mü, para kolay kazanılmıyor, o lastiklere servet ödüyorsun farkında mısın...
Direksiyonu düz tuttuğun halde araba kendi kendine akıp gidiyorsa sağa sola, bil ki ön takım feryat ediyor içeriden. Yüksek hızlarda o direksiyon elinde titremeye başladıysa,kalbin de onunla beraber atmaya başlar zaten, işte tam o an rot kollarının, rot başlarının imdat çığlığıdır o...
Çukurlara o kadar hoyrat girmenin elbette bir faturası olacaktı; rot ayarını bozan o sert tümsekler, o derin çukurlar değil mi ta kendisi. Alt takımdaki o milimetrik sapmalar zamanla büyür, büyür de bir bakmışsın rot mili yerinden oynamış, rot kuralı tamamen mafiş...
Sanayideki usta "abi bunlarda kronik" deyip geçiştirebilir ama sen sakın kanma o laflara; Volvo'nun ön takımı sağlamdır evet ama caddelerimiz köstebek yuvası gibi maalesef. Düzenli olarak o rot balans tezgahına çıkmazsan, o araba virajlarda seni arkadan vurur, yoldan çıkarır, aman dikkat...
Direksiyon kutusundan gelen o garip tıkırtılar var ya, işte onlar "beni tamir et" diye yalvaran rot kollarının sesidir bizzat. Kulak tıkayıp geçme o seslere, sonra o direksiyon kilitlenir kalır ortalık yerde, o can pazarını kimse hayal bile etmek istemez...
Rot ayarını yaptırmak lüks değil, bu araca binen herkesin hayatta kalma teminatıdır; o direksiyona her dokunuşunda o güveni hissetmek istiyorsan bu işi şansa bırakmayacaksın. Lastiklerin ömrü uzasın, yakıtın havaya uçmasın istiyorsan, ilk fırsatta rot ayarını kontrol ettiriver hele...
Rot ayarı dediğin şey aslına bakarsan arabanın karakteridir, ruhudur; o ayar bir kez kaçtı mı o İsveçli dev birden yoldan sapmaya, sağa sola çekmeye başlar. Lastikler neden içten yiyip bitiriyor kendini hiç düşündün mü, para kolay kazanılmıyor, o lastiklere servet ödüyorsun farkında mısın...
Direksiyonu düz tuttuğun halde araba kendi kendine akıp gidiyorsa sağa sola, bil ki ön takım feryat ediyor içeriden. Yüksek hızlarda o direksiyon elinde titremeye başladıysa,kalbin de onunla beraber atmaya başlar zaten, işte tam o an rot kollarının, rot başlarının imdat çığlığıdır o...
Çukurlara o kadar hoyrat girmenin elbette bir faturası olacaktı; rot ayarını bozan o sert tümsekler, o derin çukurlar değil mi ta kendisi. Alt takımdaki o milimetrik sapmalar zamanla büyür, büyür de bir bakmışsın rot mili yerinden oynamış, rot kuralı tamamen mafiş...
Sanayideki usta "abi bunlarda kronik" deyip geçiştirebilir ama sen sakın kanma o laflara; Volvo'nun ön takımı sağlamdır evet ama caddelerimiz köstebek yuvası gibi maalesef. Düzenli olarak o rot balans tezgahına çıkmazsan, o araba virajlarda seni arkadan vurur, yoldan çıkarır, aman dikkat...
Direksiyon kutusundan gelen o garip tıkırtılar var ya, işte onlar "beni tamir et" diye yalvaran rot kollarının sesidir bizzat. Kulak tıkayıp geçme o seslere, sonra o direksiyon kilitlenir kalır ortalık yerde, o can pazarını kimse hayal bile etmek istemez...
Rot ayarını yaptırmak lüks değil, bu araca binen herkesin hayatta kalma teminatıdır; o direksiyona her dokunuşunda o güveni hissetmek istiyorsan bu işi şansa bırakmayacaksın. Lastiklerin ömrü uzasın, yakıtın havaya uçmasın istiyorsan, ilk fırsatta rot ayarını kontrol ettiriver hele...