Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Volvo Enjektör Arızası Belirtileri
Sabahın ilk ışıklarında kontağı çevirdiğimizde o tanıdık İsveç tok mırıltısını duymak isteriz ama motor sanki biraz huzursuz çalışıyor gibi geldiğinde içimize bir kurt düşer birden; acaba yine mazot sistemiyle ilgili ufak bir sızlanma mı başladı diye düşünmeden edemeyiz.
Aslında bu devasa torku yola aktaran o kibar ve hassas püskürtme uçları zamanla yorulur, bazen kalitesiz yakıttan bazen de sadece yılların verdiği yorgunluktan ötürü tıkanır ya da damlatmaya başlar ki motorun o kusursuz dengesi bir anda alt üst olur.
Egzozdan yayılan o garip, çiğ yakıt kokusunu ve hafifçe koyulaşan dumanı fark ettiğiniz an işte enjektörlerin artık eskisi gibi taze püskürtme yapmadığını anlarsınız; yani motor size aslında dert yanıyordur ama biz genelde sesini geç duyarız.
Çok uzun yollarda sabit hızla süzülürken aracın hafifçe teklemesi, sanki arkadan biri aniden çekiyormuş gibi silkelenmesi insanı gerçekten sinir eder, direksiyon başındaki o huzurlu sessizlik bir anda yerini kaygılı bir dikkate bırakır.
Rölantideyken ibrenin hafifçe aşağı yukarı oynaması, motor kulaklarını titretecek kadar huzursuz bir sarsıntı üretmesi de bu işin en net göstergesidir; sanki makine kendi kendine nefes almakta zorlanıyormuş gibi bir hali vardır.
Yakıt tüketim ibresinin normalden daha hızlı aşağıya kaydığını gördüğümüzde cüzdanımızdaki o sessiz sızıntıyı hissederiz, çünkü işini düzgün yapamayan bir enjektör fazladan mazot yakar ama güce çeviremez maalesef.
Servise gidip de usta kaputu açtığında o plastik kapağı kaldırdığı an gelen kokudan bile arızanın boyutunu sezeriz, bilgisayara bağlandığında çıkan o hata kodları zaten bizim yolda hissettiğimiz o huzursuzluğun resmi belgesidir.
Bazen sadece ufak bir temizlikle kurtuluruz bu dertten bazen de o pahalı parçaları değiştirmek zorunda kalırız ki insan o an motorun kalbine inen bıçak gibi hisseder kendini, arabanın ruhu bile incinir sanki.
Sabahın ilk ışıklarında kontağı çevirdiğimizde o tanıdık İsveç tok mırıltısını duymak isteriz ama motor sanki biraz huzursuz çalışıyor gibi geldiğinde içimize bir kurt düşer birden; acaba yine mazot sistemiyle ilgili ufak bir sızlanma mı başladı diye düşünmeden edemeyiz.
Aslında bu devasa torku yola aktaran o kibar ve hassas püskürtme uçları zamanla yorulur, bazen kalitesiz yakıttan bazen de sadece yılların verdiği yorgunluktan ötürü tıkanır ya da damlatmaya başlar ki motorun o kusursuz dengesi bir anda alt üst olur.
Egzozdan yayılan o garip, çiğ yakıt kokusunu ve hafifçe koyulaşan dumanı fark ettiğiniz an işte enjektörlerin artık eskisi gibi taze püskürtme yapmadığını anlarsınız; yani motor size aslında dert yanıyordur ama biz genelde sesini geç duyarız.
Çok uzun yollarda sabit hızla süzülürken aracın hafifçe teklemesi, sanki arkadan biri aniden çekiyormuş gibi silkelenmesi insanı gerçekten sinir eder, direksiyon başındaki o huzurlu sessizlik bir anda yerini kaygılı bir dikkate bırakır.
Rölantideyken ibrenin hafifçe aşağı yukarı oynaması, motor kulaklarını titretecek kadar huzursuz bir sarsıntı üretmesi de bu işin en net göstergesidir; sanki makine kendi kendine nefes almakta zorlanıyormuş gibi bir hali vardır.
Yakıt tüketim ibresinin normalden daha hızlı aşağıya kaydığını gördüğümüzde cüzdanımızdaki o sessiz sızıntıyı hissederiz, çünkü işini düzgün yapamayan bir enjektör fazladan mazot yakar ama güce çeviremez maalesef.
Servise gidip de usta kaputu açtığında o plastik kapağı kaldırdığı an gelen kokudan bile arızanın boyutunu sezeriz, bilgisayara bağlandığında çıkan o hata kodları zaten bizim yolda hissettiğimiz o huzursuzluğun resmi belgesidir.
Bazen sadece ufak bir temizlikle kurtuluruz bu dertten bazen de o pahalı parçaları değiştirmek zorunda kalırız ki insan o an motorun kalbine inen bıçak gibi hisseder kendini, arabanın ruhu bile incinir sanki.