Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Volvo'nun o ağır, kendinden emin duruşunun altında, özellikle uzun yollardan sonra kaputun altından sinsi sinsi süzülen hafif bir buhar kokusu alıyorsan... Orada mekanik bir yorgunluk başlamış demektir; radyatör peteklerinin zamanla o sürekli titreşimden dolayı mikro çatlaklar açması, genleşme deposundaki basınç kapağının görevini yapamamasıyla birleşince motor suyu eksiltme hikayesi kaçınılmaz bir son olarak kapını çalar.
Alüminyum çekirdek ile plastik yan tankların birleşim yerlerindeki kauçuk contaların ömrünü tamamlaması, motor sıcaklığı ile dış hava sirkülasyonu arasındaki ani ısı değişimlerine karşı malzemenin esneklik direncini yitirmesine sebep olur ki bu da basınç altında antifrizin ince bir sızıntı çizgisi halinde dışarı atılması demektir... Conta sertleşir, sızdırmazlık biter, sen fark etmezsin bile.
Peki o hararet ibresinin o tehlikeli çizgide usulca yükselmesini engellemek için termostatın açılma sıcaklığını ve devirdaim pompasının kanatçıklarının durumunu hiç kontrol ettin mi yoksa sadece suya mı bakıp geçiyorsun? Radyatörün iç kanallarının kireçlenme ve tortu yüzünden tıkanması, suyun devir daim yapmasını zorlaştırır; basınç içeride sıkışır, en zayıf halka olan petek duvarından kendini dışarı vurur... Tıkanıklık sirkülasyonu öldürür, bunu unutma.
Bazen arıza sadece su kaçağıyla kendini belli etmez; fan müşirinin yanlış değer okuması veya radyatör fanının esneyen röleler yüzünden ikinci kademeye geçmemesi, şehir içi trafikte o demir yığınının adeta kendi içinde kaynamasına yol açar... Fan devreye girmezse su soğumaz, su soğumazsa basınç artar, olan yine zavallı radyatör peteklerine olur.
Sözün özü, kaputu açıp şöyle bir baktığında o pembe ya da mavi lekelenmeleri gördüğün an, geçici eklemelerle vakit kaybetmek yerine o radyatörü söküp yenisiyle değiştirmek ya da profesyonel bir nükleer temizlikten geçirmek gerekir... Mecburiyetten değil, motorun o asil kalbine duyduğun saygıdan dolayı.
Alüminyum çekirdek ile plastik yan tankların birleşim yerlerindeki kauçuk contaların ömrünü tamamlaması, motor sıcaklığı ile dış hava sirkülasyonu arasındaki ani ısı değişimlerine karşı malzemenin esneklik direncini yitirmesine sebep olur ki bu da basınç altında antifrizin ince bir sızıntı çizgisi halinde dışarı atılması demektir... Conta sertleşir, sızdırmazlık biter, sen fark etmezsin bile.
Peki o hararet ibresinin o tehlikeli çizgide usulca yükselmesini engellemek için termostatın açılma sıcaklığını ve devirdaim pompasının kanatçıklarının durumunu hiç kontrol ettin mi yoksa sadece suya mı bakıp geçiyorsun? Radyatörün iç kanallarının kireçlenme ve tortu yüzünden tıkanması, suyun devir daim yapmasını zorlaştırır; basınç içeride sıkışır, en zayıf halka olan petek duvarından kendini dışarı vurur... Tıkanıklık sirkülasyonu öldürür, bunu unutma.
Bazen arıza sadece su kaçağıyla kendini belli etmez; fan müşirinin yanlış değer okuması veya radyatör fanının esneyen röleler yüzünden ikinci kademeye geçmemesi, şehir içi trafikte o demir yığınının adeta kendi içinde kaynamasına yol açar... Fan devreye girmezse su soğumaz, su soğumazsa basınç artar, olan yine zavallı radyatör peteklerine olur.
Sözün özü, kaputu açıp şöyle bir baktığında o pembe ya da mavi lekelenmeleri gördüğün an, geçici eklemelerle vakit kaybetmek yerine o radyatörü söküp yenisiyle değiştirmek ya da profesyonel bir nükleer temizlikten geçirmek gerekir... Mecburiyetten değil, motorun o asil kalbine duyduğun saygıdan dolayı.