Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otomobil dünyasında bazı tabular vardır, Volvo sahipleri ise bu tabuları yıkmakla ömrünü tüketir; ya o kusursuz fabrika mühendisliğine zerre leke sürdürmezler ya da ekonomik olacağım derken hassas motorları adeta birer saatli bombaya çevirirler.
Körlemesine taktırılan merdiven altı otogaz kitleri, bu İsveçli tankların o narin sibop yataklarını resmen eritiyor da kimsenin ruhu duymuyor.
Eksantrik sensörünün her arıza lambası yakışında ustanın "abi bunlarda tüp var normaldir" demesi ne kadar acı, farkında mısınız?
Rölantideki o hafif titremeyi kafaya takmamak, gün gelip motoru komple rektifiyeye sokmanın en kestirme yoludur... Evet, ta kendisidir.
Regülatör basıncı kaçırdığı an beyin ne yapacağını şaşırır, zengin karışım motorun ciğerini sökene kadar o marş basılır da basılır.
Buji kablolarını orijinalinden şaşarak ucuz yan sanayi ürünlerle değiştirenlerin o otobanda kaldığı anları hâlâ gözümün önüne getirebiliyorum, yazık değil mi o emeğe?
Enjektörlerin milisaniyelik sapmaları bile doğrudan egzoz emisyonuna yansırken, hâlâ "hiçbir fark yok yakıtta" diyenlere inanasım gelmiyor doğrusu.
Tesisat kablolarının motor sıcağından kavrulup kısa devre yapması an meselesiyken, kimse kaputu açıp o bağlandığı yerlere bakma zahmetine girmiyor... Neden acaba?
Ayar tutmayan harita yüzünden fakir karışımda sıkışıp kalan silindir kapaklarının o sessiz çığlığını bir ben duydum sanırım, ya da duymak istemedi kimse.
Siz siz olun, o uzun yollarda arkasından mavi dumanlar salarak giden bir Volvo görürseniz, sakın markaya laf etmeyin; mesele demir blokta değil, ona yapılan o haksız kıymette.
Körlemesine taktırılan merdiven altı otogaz kitleri, bu İsveçli tankların o narin sibop yataklarını resmen eritiyor da kimsenin ruhu duymuyor.
Eksantrik sensörünün her arıza lambası yakışında ustanın "abi bunlarda tüp var normaldir" demesi ne kadar acı, farkında mısınız?
Rölantideki o hafif titremeyi kafaya takmamak, gün gelip motoru komple rektifiyeye sokmanın en kestirme yoludur... Evet, ta kendisidir.
Regülatör basıncı kaçırdığı an beyin ne yapacağını şaşırır, zengin karışım motorun ciğerini sökene kadar o marş basılır da basılır.
Buji kablolarını orijinalinden şaşarak ucuz yan sanayi ürünlerle değiştirenlerin o otobanda kaldığı anları hâlâ gözümün önüne getirebiliyorum, yazık değil mi o emeğe?
Enjektörlerin milisaniyelik sapmaları bile doğrudan egzoz emisyonuna yansırken, hâlâ "hiçbir fark yok yakıtta" diyenlere inanasım gelmiyor doğrusu.
Tesisat kablolarının motor sıcağından kavrulup kısa devre yapması an meselesiyken, kimse kaputu açıp o bağlandığı yerlere bakma zahmetine girmiyor... Neden acaba?
Ayar tutmayan harita yüzünden fakir karışımda sıkışıp kalan silindir kapaklarının o sessiz çığlığını bir ben duydum sanırım, ya da duymak istemedi kimse.
Siz siz olun, o uzun yollarda arkasından mavi dumanlar salarak giden bir Volvo görürseniz, sakın markaya laf etmeyin; mesele demir blokta değil, ona yapılan o haksız kıymette.