Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonu her çevirdiğimizde gösterge panelindeki o küçük rakamın yukarı tırmanmasını izlemek can sıkıcı olmaktan çıktı, resmen cebimize atılan bir el gibi hissettirmeye başladı artık. Alman mühendisliğinin o kusursuz saat gibi çalışan mekanizmaları ne oldu da bir anda bu kadar oburlaştı acaba?
Hava akış metresinden tutun da turbo basınç sensörüne kadar her parça birbiriyle fısıldaşarak çalışır normalde; fakat bu hassas denge bozulduğunda beyin motoru zengin karışımda tutmaya başlar ve benzin pompası adeta deliye döner. Yakıt filtresinin içindeki o tortular sadece motorun ömrünü yemekle kalmıyor, aynı zamanda enjektörlerin o muazzam püskürtme paternini de tamamen bozuyor...
Lastik havalarını kontrol etmeden yola çıkma alışkanlığı sanırım hepimizde var, oysa birkaç PSI'lık bir düşüş bile yol direncini artırarak anlık tüketimi doğrudan yukarı çekiyor. DSG şanzımanın mecburi dur kalk trafikte yaptığı o minik kararsızlıklar balataları ısıtırken krank miline de fazladan yük bindiriyor çünkü.
Eski tip bujilerin tırnak aralığı genişledikçe ateşleme zayıflar, yanma odasındaki patlama tam gerçekleşemez ve çiğ yakıt egzozdan dışarı atılırken aslında penceremizden para savurmaktan farkı kalmaz bunun. Kalitesiz yakıt kullanımının kurum bağlatıp EGR valfini tamamen kilitlemesi ise işin tuzu biberi adeta...
Servis kayıtlarında hep aynı hikaye döner durur; sensörler temizlenir, adaptasyon yapılır ama sürücü ayağını gaz pedalından çekmediği sürece bu işin faturası hepimize kesilmeye devam edecek. Belki de biraz yavaşlamak, o devir saatinin ibresini iki binin üstüne çok bindirmemek en masrafsız bakım yöntemidir ha ne dersiniz?
Hava akış metresinden tutun da turbo basınç sensörüne kadar her parça birbiriyle fısıldaşarak çalışır normalde; fakat bu hassas denge bozulduğunda beyin motoru zengin karışımda tutmaya başlar ve benzin pompası adeta deliye döner. Yakıt filtresinin içindeki o tortular sadece motorun ömrünü yemekle kalmıyor, aynı zamanda enjektörlerin o muazzam püskürtme paternini de tamamen bozuyor...
Lastik havalarını kontrol etmeden yola çıkma alışkanlığı sanırım hepimizde var, oysa birkaç PSI'lık bir düşüş bile yol direncini artırarak anlık tüketimi doğrudan yukarı çekiyor. DSG şanzımanın mecburi dur kalk trafikte yaptığı o minik kararsızlıklar balataları ısıtırken krank miline de fazladan yük bindiriyor çünkü.
Eski tip bujilerin tırnak aralığı genişledikçe ateşleme zayıflar, yanma odasındaki patlama tam gerçekleşemez ve çiğ yakıt egzozdan dışarı atılırken aslında penceremizden para savurmaktan farkı kalmaz bunun. Kalitesiz yakıt kullanımının kurum bağlatıp EGR valfini tamamen kilitlemesi ise işin tuzu biberi adeta...
Servis kayıtlarında hep aynı hikaye döner durur; sensörler temizlenir, adaptasyon yapılır ama sürücü ayağını gaz pedalından çekmediği sürece bu işin faturası hepimize kesilmeye devam edecek. Belki de biraz yavaşlamak, o devir saatinin ibresini iki binin üstüne çok bindirmemek en masrafsız bakım yöntemidir ha ne dersiniz?