Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah anahtarı çevirdiğinizde motorun o ilk marşı normalden iki saniye daha uzun sürüyorsa veya gaz pedalına aniden bastığınızda araba bir anlık tereddüt edip sarsılıyorsa, deponuzdaki ya da motordaki yakıt pompası size ilk ciddi ikazını veriyor demektir. Volkswagen grubunun araçlarında, özellikle yüksek kilometreye gelmiş benzinli TSI ve dizel TDI motorlarda karşımıza çıkan bu pompa meseleleri, genellikle bir anlık ihmalle başlayıp devasa tamir faturalarıyla sonuçlanan bir zincirleme reaksiyon aslında. Depodaki alçak basınç pompası mazotu ya da benzini öne ulaştıramadığında sistem aç kalıyor, ön taraftaki yüksek basınç pompası ise susuz kalan bir su motoru gibi kendi kendini yemeye başlıyor... Bazen sadece rölantide hafif bir devir dalgalanması olarak hissettiğiniz o küçücük pürüz, yüksek hızda otobanda giderken arabanın birden çekişten düşmesiyle panik anına dönüşebilir. Sistemdeki basınç kayıpları sensörler tarafından algılandığında araç kendini korumaya alıp motor arıza ışığını yakar ve araba gitmemek için adeta direnir; bu durum hem sürüş keyfini zedeler hem de otobanda sollamaya çıktığınızda sizi bir anda çaresiz bırakabilir.
Dizel TDI bir Volkswagen kullanıyorsanız ve pompanın içindeki o minik metal parçacıkları yakıt hattına dökülmeye başladıysa, ne yazık ki sadece pompayı değiştirmekle kurtulamazsınız. Tamircilerin "çapaklanma" dediği bu felaket senaryosunda, yüksek basınç pompasının iç mekanizması sürtünmeden dolayı aşınır, ufalanan mikro metal tozları önce enjektörlere, sonra depoya ve bütün yakıt borularına dağılır. Yani basit bir pompa değişimiyle çözebileceğiniz bir iş, bir anda depodan enjektöre kadar bütün yakıt sisteminin sökülüp temizlenmesini, hatta çoğu zaman dört enjektörün birden yenilenmesini gerektiren dehşet verici bir maaliyete dönüşür... Birim fiyatı zaten yüksek olan TDI enjektörlerinin yanına bir de depo temizliği ve boru hatlarının değişimi eklenince insan gerçekten "keşke o ilk seste bir ustaya gösterseydim" demekten kendini alamıyor. Kalitesiz ya da içerisinde su barındıran yakıtın bu pompa içi sürtünmeyi katbekat artırdığını, mazotun kendi yağlayıcılık özelliğinin bu mekanizma için hayati olduğunu unutmamak lazım; depoyu sürekli çeyreğin altında tutmak, pompanın soğuyamamasına ve aşınmanın hızlanmasına doğrudan davetiye çıkarır.
Benzinli TSI motor kanadında ise işler biraz daha farklı ama bir o kadar kafa karıştırıcı seyredebiliyor. Yüksek basınç pompasının eksantrik milinden tahrik aldığı modellerde, pompanın ucundaki o küçük itici fincan aşındığında doğrudan kam milini oymaya başlar ve siz bu durumu ancak araç üst devirlerde ansızın kesilmeye başladığında anlarsınız. Depodaki benzin pompası zamanla zorlanıp ısındıkça gürültülü çalışmaya başlar, arka koltuğun altından gelen hafif bir uğultu veya arı vızıltısına benzer bir ses duyuyorsanız bilmelisiniz ki o parça son günlerini yaşıyordur... Arızalı bir benzin pompası motorun ihtiyaç duyduğu ideal yakıt-hava karışımını yakalayamaz, yani silindirlere ya çok az ya da düzensiz yakıt gönderir. Bu dengesizlik doğrudan silindir içi yanmayı bozar, arabanın gaza bastığınızda nazlanmasına, teklemeye başlamasına ve uzun vadede bujilerin erkenden kararmasına yol açar.
Sanayide hemen "bu pompa bitmiş, sıfırını takalım" diyen usta aceleciliğine kapılmadan önce sorunun elektrik tesisatında mı, pompa rölesinde mi yoksa basınç sensöründe mi olduğunu doğru teşhis etmek şart. Bazen sırf yakıt filtresi yıllarca değişmediği için tıkanır ve pompa yakıtı çekebilmek için kendini parçalarcasına fazla akım çeker, en nihayetinde de fazla ısınarak yanar; yani suçlu pompanın kendisi değil, ihmal edilen basit bir filtredir... Aracın bakım geçmişine dikkat etmek, her bakımda orijinal kalitede yakıt filtresi kullanmak ve depodaki yakıt seviyesini dipte bırakmamayı alışkanlık haline getirmek bu pahalı arızaların önüne geçmenin en zahmetsiz yoludur. Garip bir tekleme, sabahları geç çalışmaya başlama ya da arka taraftan gelen alışılmadık bir vızıltı hissettiğinizde olayı "hava soğuktur ondan yapmıştır" diye geçiştirmek yerine bir teşhis cihazına bağlatmak sizi büyük bir yükten kurtarır. Sonuçta altınızdaki makine hassas mühendislik ürünü bir Alman aracı ve o hassas sistemlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey temiz, kesintisiz ve doğru basınçta gelen bir yakıt akışıdır.
Dizel TDI bir Volkswagen kullanıyorsanız ve pompanın içindeki o minik metal parçacıkları yakıt hattına dökülmeye başladıysa, ne yazık ki sadece pompayı değiştirmekle kurtulamazsınız. Tamircilerin "çapaklanma" dediği bu felaket senaryosunda, yüksek basınç pompasının iç mekanizması sürtünmeden dolayı aşınır, ufalanan mikro metal tozları önce enjektörlere, sonra depoya ve bütün yakıt borularına dağılır. Yani basit bir pompa değişimiyle çözebileceğiniz bir iş, bir anda depodan enjektöre kadar bütün yakıt sisteminin sökülüp temizlenmesini, hatta çoğu zaman dört enjektörün birden yenilenmesini gerektiren dehşet verici bir maaliyete dönüşür... Birim fiyatı zaten yüksek olan TDI enjektörlerinin yanına bir de depo temizliği ve boru hatlarının değişimi eklenince insan gerçekten "keşke o ilk seste bir ustaya gösterseydim" demekten kendini alamıyor. Kalitesiz ya da içerisinde su barındıran yakıtın bu pompa içi sürtünmeyi katbekat artırdığını, mazotun kendi yağlayıcılık özelliğinin bu mekanizma için hayati olduğunu unutmamak lazım; depoyu sürekli çeyreğin altında tutmak, pompanın soğuyamamasına ve aşınmanın hızlanmasına doğrudan davetiye çıkarır.
Benzinli TSI motor kanadında ise işler biraz daha farklı ama bir o kadar kafa karıştırıcı seyredebiliyor. Yüksek basınç pompasının eksantrik milinden tahrik aldığı modellerde, pompanın ucundaki o küçük itici fincan aşındığında doğrudan kam milini oymaya başlar ve siz bu durumu ancak araç üst devirlerde ansızın kesilmeye başladığında anlarsınız. Depodaki benzin pompası zamanla zorlanıp ısındıkça gürültülü çalışmaya başlar, arka koltuğun altından gelen hafif bir uğultu veya arı vızıltısına benzer bir ses duyuyorsanız bilmelisiniz ki o parça son günlerini yaşıyordur... Arızalı bir benzin pompası motorun ihtiyaç duyduğu ideal yakıt-hava karışımını yakalayamaz, yani silindirlere ya çok az ya da düzensiz yakıt gönderir. Bu dengesizlik doğrudan silindir içi yanmayı bozar, arabanın gaza bastığınızda nazlanmasına, teklemeye başlamasına ve uzun vadede bujilerin erkenden kararmasına yol açar.
Sanayide hemen "bu pompa bitmiş, sıfırını takalım" diyen usta aceleciliğine kapılmadan önce sorunun elektrik tesisatında mı, pompa rölesinde mi yoksa basınç sensöründe mi olduğunu doğru teşhis etmek şart. Bazen sırf yakıt filtresi yıllarca değişmediği için tıkanır ve pompa yakıtı çekebilmek için kendini parçalarcasına fazla akım çeker, en nihayetinde de fazla ısınarak yanar; yani suçlu pompanın kendisi değil, ihmal edilen basit bir filtredir... Aracın bakım geçmişine dikkat etmek, her bakımda orijinal kalitede yakıt filtresi kullanmak ve depodaki yakıt seviyesini dipte bırakmamayı alışkanlık haline getirmek bu pahalı arızaların önüne geçmenin en zahmetsiz yoludur. Garip bir tekleme, sabahları geç çalışmaya başlama ya da arka taraftan gelen alışılmadık bir vızıltı hissettiğinizde olayı "hava soğuktur ondan yapmıştır" diye geçiştirmek yerine bir teşhis cihazına bağlatmak sizi büyük bir yükten kurtarır. Sonuçta altınızdaki makine hassas mühendislik ürünü bir Alman aracı ve o hassas sistemlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey temiz, kesintisiz ve doğru basınçta gelen bir yakıt akışıdır.