Kemal Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah garajda marşa basarsın, o tanıdık motor sesi yerine sadece tıkırtılar duyarsın ya, işte o an insanın bütün sinir sistemini altüst eder. Özellikle kış aylarında Volkswagen sahiplerinin en büyük kâbusudur bu durum, akü zayıflar, marş motoru döner ama ateşleme bir türlü gerçekleşmez. Alman mühendisliği her ne kadar kusursuz görünse de, sert ayazlar ve eksi dereceler, özellikle dizel modellerdeki TDI ünitelerde bazı nazlanmaları beraberinde getirir. Tabii burada asıl mesele motorun kendisi değil, soğuk havanın yakıtın yapısını bozması ve metal aksamların büzüşmesidir; yani araba adeta ben de üşüdüm diye bağırır.
Kızdırma bujileri dizel araçlarda hayati önem taşır ama sürücüler genellikle arıza lambası yanana kadar bunların varlığını bile unutur. Yanma odasını yeterince ısıtamayan buji, mazotun püskürtüldüğü anda patlamasını engeller ve marş süresi uzadıkça uzar. Gösterge panelindeki o spiral simge sönmeden anahtarı çevirmek zaten baştan kaybedilmiş bir savaştır, biraz beklemek ve bujilerin görevini yapmasına izin vermek gerekir. Zaten usta koltuğuna oturduğunda ilk sorduğu şey o ısıtma bujilerinin durumu olur, çünkü bilir ki o küçük parçalar çalışmazsa motor asla hayata dönmez.
Akü meselesi ise işin, yani bu kış çilesinin en sıkıntılı boyutunu oluşturur çünkü soğuk hava kimyasal reaksiyonları yavaşlatır ve depolanan enerjiyi adeta buharlaştırır. Üç beş yıllık bir akü yaz sıcağında hiç sorun çıkarmazken, ilk büyük ayazda rölantide bile titreyerek pes edebilir. Marş basarken farların zayıflaması ya da göstergelerin gidip gelmesi akünün miladını doldurduğunun en net kanıtıdır, daha fazla zorlamamak lazımdır. Zaten kaliteli bir akü takviyesi veya yenileme yapılmadığı sürece sabahları yolda kalma stresi o otoparkta hep seninle birlikte bekler.
Yakıt filtresinde biriken su ve tortular donma noktasına geldiğinde, pompa motora bir damla bile mazot gönderemez hale gelir. Özellikle kalitesiz yakıt kullanımı bu sorunu on kat daha hızlı tetikler, çünkü depoda kalan su molekülleri donarak filtreyi tamamen tıkar. Depoyu yarımanın altında tutmamak, kış dönemi gelmeden katkı maddeleriyle sistemi desteklemek bu yüzden hayat kurtarır... Şöyle bir düşününce, arabanın da bizim gibi bağışıklık sistemi olduğunu ve ona iyi bakmazsak ilk sert rüzgarda hastalandığını çok net anlıyoruz.
Kızdırma bujileri dizel araçlarda hayati önem taşır ama sürücüler genellikle arıza lambası yanana kadar bunların varlığını bile unutur. Yanma odasını yeterince ısıtamayan buji, mazotun püskürtüldüğü anda patlamasını engeller ve marş süresi uzadıkça uzar. Gösterge panelindeki o spiral simge sönmeden anahtarı çevirmek zaten baştan kaybedilmiş bir savaştır, biraz beklemek ve bujilerin görevini yapmasına izin vermek gerekir. Zaten usta koltuğuna oturduğunda ilk sorduğu şey o ısıtma bujilerinin durumu olur, çünkü bilir ki o küçük parçalar çalışmazsa motor asla hayata dönmez.
Akü meselesi ise işin, yani bu kış çilesinin en sıkıntılı boyutunu oluşturur çünkü soğuk hava kimyasal reaksiyonları yavaşlatır ve depolanan enerjiyi adeta buharlaştırır. Üç beş yıllık bir akü yaz sıcağında hiç sorun çıkarmazken, ilk büyük ayazda rölantide bile titreyerek pes edebilir. Marş basarken farların zayıflaması ya da göstergelerin gidip gelmesi akünün miladını doldurduğunun en net kanıtıdır, daha fazla zorlamamak lazımdır. Zaten kaliteli bir akü takviyesi veya yenileme yapılmadığı sürece sabahları yolda kalma stresi o otoparkta hep seninle birlikte bekler.
Yakıt filtresinde biriken su ve tortular donma noktasına geldiğinde, pompa motora bir damla bile mazot gönderemez hale gelir. Özellikle kalitesiz yakıt kullanımı bu sorunu on kat daha hızlı tetikler, çünkü depoda kalan su molekülleri donarak filtreyi tamamen tıkar. Depoyu yarımanın altında tutmamak, kış dönemi gelmeden katkı maddeleriyle sistemi desteklemek bu yüzden hayat kurtarır... Şöyle bir düşününce, arabanın da bizim gibi bağışıklık sistemi olduğunu ve ona iyi bakmazsak ilk sert rüzgarda hastalandığını çok net anlıyoruz.