Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yolda giderken o minik kırmızı hararet ibaresinin sinsice yukarı tırmandığını gördüğün andaki o kalp sıkışmasını çok iyi biliyorum, motor kaputunu açıp da genleşme kabındaki suyun neredeyse tamamen yok olduğunu fark ettiğinde yaşadığın o çaresizlik hissi gerçekten insanı kahreder; halbuki daha dün kontrol etmiştin, o su nereye kayboldu böyle.
Sabahları garajdan çıkarken yerdeki o masum görünen birkaç damla yeşil ya da pembe sıvının aslında ne büyük bir felaketin habercisi olduğunu anlamak bazen vakit alıyor, radyatör peteklerindeki o mikro çatlaklar veya zamanla sertleşip can veren hortum kelepçeleri gece sessizliğinde damla damla intikam alıyor senden; motorun o sıcak demir blokları suyu içerken adeta buharlaştırıp yok ediyor, sen de arkanda görünmez bir bulutla gezdiğinin farkına bile varmıyorsun.
Kapak contası dediğimiz o incecik mazzunun yanıp yanmadığını anlamak aslına bakarsan o kadar da zor değil ama insan kabullenmek istemiyor; egzozdan gelen o tatlımsı beyaz dumanı görünce ya da motor yağının rengi sütlü kahveye döndüğünde gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyorsun, o conta bir kez delindi mi artık su sadece dışarı kaçmaz, doğrudan yanma odasına dolup motorun ciğerlerini boğar...
Termostatın zamanla kireçlenip açık ya da kapalı konumda sıkışıp kalması da bu işin tuz biberi olur genelde, su devirdaim yapamayınca blok içinde kaynamaya başlar ve genleşen o basınçlı su kendine mutlaka zayıf bir kaçış noktası bulur; bazen devirdaim pompasının milindeki o minik keçeler aşınır, sen gazladıkça su dışarı püskürtülür ama tamirciye varana kadar ortada ne su kalır ne de gerçeğin izi.
Bazen de hiç akla gelmeyecek şeyler olur, mesela orijinal olmayan ya da kalitesiz bir radyatör kapağı takmışsındır da sistem basıncı tutamadığı için suyu kaynama noktasına gelmeden dışarı atıyordur; o küçük plastik parça bütün motorun kaderini belirler aslında, ucuzuna kaçmamak lazım böyle hassas işlerde...
Uzun lafın kısası, arabanın suyunu her hafta kaputu açıp bizzat gözünle kontrol etmediğin sürece bu dert asla bitmez; çeşme suyu doldurmanın o alüminyum blokları nasıl içeriden kemirdiğini, antifrizin sadece kışın donmayı engellemek için değil bu kaynamaları önlemek için de hayati olduğunu sakın unutma...
Sabahları garajdan çıkarken yerdeki o masum görünen birkaç damla yeşil ya da pembe sıvının aslında ne büyük bir felaketin habercisi olduğunu anlamak bazen vakit alıyor, radyatör peteklerindeki o mikro çatlaklar veya zamanla sertleşip can veren hortum kelepçeleri gece sessizliğinde damla damla intikam alıyor senden; motorun o sıcak demir blokları suyu içerken adeta buharlaştırıp yok ediyor, sen de arkanda görünmez bir bulutla gezdiğinin farkına bile varmıyorsun.
Kapak contası dediğimiz o incecik mazzunun yanıp yanmadığını anlamak aslına bakarsan o kadar da zor değil ama insan kabullenmek istemiyor; egzozdan gelen o tatlımsı beyaz dumanı görünce ya da motor yağının rengi sütlü kahveye döndüğünde gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyorsun, o conta bir kez delindi mi artık su sadece dışarı kaçmaz, doğrudan yanma odasına dolup motorun ciğerlerini boğar...
Termostatın zamanla kireçlenip açık ya da kapalı konumda sıkışıp kalması da bu işin tuz biberi olur genelde, su devirdaim yapamayınca blok içinde kaynamaya başlar ve genleşen o basınçlı su kendine mutlaka zayıf bir kaçış noktası bulur; bazen devirdaim pompasının milindeki o minik keçeler aşınır, sen gazladıkça su dışarı püskürtülür ama tamirciye varana kadar ortada ne su kalır ne de gerçeğin izi.
Bazen de hiç akla gelmeyecek şeyler olur, mesela orijinal olmayan ya da kalitesiz bir radyatör kapağı takmışsındır da sistem basıncı tutamadığı için suyu kaynama noktasına gelmeden dışarı atıyordur; o küçük plastik parça bütün motorun kaderini belirler aslında, ucuzuna kaçmamak lazım böyle hassas işlerde...
Uzun lafın kısası, arabanın suyunu her hafta kaputu açıp bizzat gözünle kontrol etmediğin sürece bu dert asla bitmez; çeşme suyu doldurmanın o alüminyum blokları nasıl içeriden kemirdiğini, antifrizin sadece kışın donmayı engellemek için değil bu kaynamaları önlemek için de hayati olduğunu sakın unutma...