Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sıcak bir yaz gününde arabaya binip klimayı açtığınızda o beklediğiniz buz gibi havanın yerine yüzünüze ılık bir rüzgar vuruyorsa, muhtemelen sistemin içinde bir yerlerde işler yolunda gitmiyordur... Yıllarca haber peşinde koştururken oto sanayilerinde az zaman geçirmedim; özellikle Toyota kullanıcılarının "Bu araba kolay kolay bozulmaz ama kliması niye soğutmuyor?" şaşkınlığına defalarca şahit oldum. Japon mühendisliği mekanikte ne kadar destan yazsa da klima tesisatındaki o incecik alüminyum borular, kauçuk contalar ve alüminyum radyatörler (yani evaporatör ile kondanser) zamanın yıkıcı etkisinden nasibini alıyor. Tesisatın içindeki gaz kendi kendine bitmez, bu fiziğe aykırı bir durumdur; eğer gaz eksilmişse sistemde kesinlikle mikro düzeyde de olsa bir sızıntı vardır. Çoğu sürücü her yaz gaz bastırıp sorunu çözdüğünü sanır ama o gaz birkaç ayda, bazen birkaç haftada tekrar uçar gider.
Araç hareket halindeyken önden gelen taş parçaları veya motor kompartımanındaki sürekli titreşim, klima borularının birleşim noktalarındaki O-ring adı verilen kauçuk contaları yavaş yavaş aşındırır. Bazen de klimayı kışın hiç çalıştırmamak bu kaçağa davetiye çıkarır; çünkü sistemdeki kompresör yağı gazla birlikte dolaşır ve contaları nemli tutar, siz sistemi aylarca kapalı tuttuğunuzda o contalar kurur, çatlamaya başlar. Gaz kaçağını tespit etmek öyle dışarıdan gözle bakarak pek mümkün olmaz; ustaların sisteme ultraviyole (UV) boyalı gaz basıp özel gözlüklerle sızıntının izini sürmesi gerekir. Bazen kaçak öndeki radyatördedir (kondanser), bazen de göğsün hemen arkasına gizlenmiş olan ve sökülmesi tam bir işkenceye dönüşen iç radyatörde (evaporatör)... Göğüs sökülecek dediklerinde insanın içi cız eder ama o evaporatör delindiyse başka çare kalmaz.
Sanayide "Abi bir gaz basalım, idare etsin" diyen ustaya denk gelirseniz oradan koşarak uzaklaşın derim, çünkü kaçağı bulmadan basılan gaz sadece paranızı havaya savurmaktır. Kaçak arama işleminde sisteme önce nitrojen (azot) basılıp basınç testi yapılması, basıncın sabit kalıp kalmadığının saatlerce izlenmesi gerekir. Eğer sistem basıncı tutuyorsa sorun gaz eksilmesi değil, belki de klima kompresörünün debisindedir veya klima rölesindedir. Ancak basınç düşüyorsa, işte o zaman sabırla o iğne deliği kadar küçük sızıntı noktasını arayıp bulmak şarttır. Onarımı yapılmamış bir klima sistemine sürekli gaz eklemek, patlak bir lastiğe durmadan hava basıp yola devam etmeye benzer, sizi sadece ilk durağa kadar götürür.
Klimanın soğutmaması sadece konfor meselesi değil, aynı zamanda kompresörün sağlığı için de büyük bir tehdittir; çünkü az önce bahsettiğim gibi gazla birlikte dönen yağ azaldığında kompresör yağsız kalır ve kilitlenir. Bir O-ring değişimiyle veya küçük bir boru kaynağıyla halledilebilecek bir arıza, ihmal edildiğinde komple klima kompresörünün değişimine kadar gider ki bu da bütçede ciddi bir delik açar. Aracın içinden yükselen o hafif "fıssss" sesi veya klima açıldığında gelen rutubetli koku aslında sistemin size imdat çağrısıdır. Toyota'nızın klimasını kışın bile ayda bir kez 10-15 dakika çalıştırarak sistemin kendi kendini yağlamasına izin vermek, ileride yaşanacak pek çok kaçak probleminin önüne geçebilir.
Araç hareket halindeyken önden gelen taş parçaları veya motor kompartımanındaki sürekli titreşim, klima borularının birleşim noktalarındaki O-ring adı verilen kauçuk contaları yavaş yavaş aşındırır. Bazen de klimayı kışın hiç çalıştırmamak bu kaçağa davetiye çıkarır; çünkü sistemdeki kompresör yağı gazla birlikte dolaşır ve contaları nemli tutar, siz sistemi aylarca kapalı tuttuğunuzda o contalar kurur, çatlamaya başlar. Gaz kaçağını tespit etmek öyle dışarıdan gözle bakarak pek mümkün olmaz; ustaların sisteme ultraviyole (UV) boyalı gaz basıp özel gözlüklerle sızıntının izini sürmesi gerekir. Bazen kaçak öndeki radyatördedir (kondanser), bazen de göğsün hemen arkasına gizlenmiş olan ve sökülmesi tam bir işkenceye dönüşen iç radyatörde (evaporatör)... Göğüs sökülecek dediklerinde insanın içi cız eder ama o evaporatör delindiyse başka çare kalmaz.
Sanayide "Abi bir gaz basalım, idare etsin" diyen ustaya denk gelirseniz oradan koşarak uzaklaşın derim, çünkü kaçağı bulmadan basılan gaz sadece paranızı havaya savurmaktır. Kaçak arama işleminde sisteme önce nitrojen (azot) basılıp basınç testi yapılması, basıncın sabit kalıp kalmadığının saatlerce izlenmesi gerekir. Eğer sistem basıncı tutuyorsa sorun gaz eksilmesi değil, belki de klima kompresörünün debisindedir veya klima rölesindedir. Ancak basınç düşüyorsa, işte o zaman sabırla o iğne deliği kadar küçük sızıntı noktasını arayıp bulmak şarttır. Onarımı yapılmamış bir klima sistemine sürekli gaz eklemek, patlak bir lastiğe durmadan hava basıp yola devam etmeye benzer, sizi sadece ilk durağa kadar götürür.
Klimanın soğutmaması sadece konfor meselesi değil, aynı zamanda kompresörün sağlığı için de büyük bir tehdittir; çünkü az önce bahsettiğim gibi gazla birlikte dönen yağ azaldığında kompresör yağsız kalır ve kilitlenir. Bir O-ring değişimiyle veya küçük bir boru kaynağıyla halledilebilecek bir arıza, ihmal edildiğinde komple klima kompresörünün değişimine kadar gider ki bu da bütçede ciddi bir delik açar. Aracın içinden yükselen o hafif "fıssss" sesi veya klima açıldığında gelen rutubetli koku aslında sistemin size imdat çağrısıdır. Toyota'nızın klimasını kışın bile ayda bir kez 10-15 dakika çalıştırarak sistemin kendi kendini yağlamasına izin vermek, ileride yaşanacak pek çok kaçak probleminin önüne geçebilir.