Erem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yaz sıcakları iyiden iyiye bastırdığında o direksiyona geçmek var ya, resmen bir sabır sınavına dönüşür bazen.
Sabah işe yetişme telaşıyla Corolla'nın ya da Auris'in kontağını çevirip o serin esintiyi bekleriz ama ortalıkta tık yok.
Sıcak hava birden suratımıza çarpar, işte o an o canım araba bir anda çekilmez bir demir yığınına döner sanki.
Acaba gazı mı bitti, yoksa kompresör yine masraf mı açacak diye düşünmeden edemeyiz tabi.
Kilometrelerce yol gitmişiz, trafikte bunalmışız, bir de bu klima derdi çıkmaz mı ortaya, insanı o an çileden çıkarır işte.
Aslında işin aslına inince, o tuşun lambası yanmasına rağmen içerisinin hamam gibi kalmasının arkasında genelde hep aynı hayal kırıklıkları yatar.
Sigorta atmış olabilir mi acaba, ya da o polen filtresi yıllardır değişmek bilmediği için yollardan gelen tozla iyiden iyiye tıkanıp nefessiz mi kaldı zavallı sistem?
Biraz kurcalasak belki de peteklerin arkasında bir şeyler ters gidiyor, kim bilir...
Servis yollarında harcanan o saatleri ve dökülen paraları düşününce, insan önce kendi elimizle ne yapabiliriz diye bakmak istiyor tabi.
Ön konsoldaki o düğmelere basıp dururuz da bazen en basit detay gözümüzden kaçar, hayret edersin.
Mesela gaz kaçağı meselesi var ki, o borulardaki ufak bir çatlak bütün sistemi sinsice bitiriverir zamanla.
Fanı açarsın ses var ama o buz gibi hava bir türlü üflemez dışarı, işte o zaman anlarsın bir şeylerin ters gittiğini.
Parçalar eskitiyor tabii, ne de olsa demir bu, yoruluyor o da bizim gibi yollarda.
Biraz bakım, biraz özen istiyor aslında her şey; elini şöyle bir kaputa atıp dinlemeyi bilmek lazım arabanın dilinden.
Sanayiye gitmeden önce şöyle bir kendi başımızın çaresine bakma isteği hepimizde vardır hani, usta "kompresör kilitlenmiş" demeden önce belki de küçük bir dokunuş yeterlidir.
O tuşun basılı kalması, rölenin tıklamaması ya da elektronik bir temassızlık...
Ufacık bir detay yüzünden yollarda ter akıtmak ne kadar da acı verici, değil mi?
Toyota dediğin saat gibi çalışmalı, hani şu yolda bırakmayan o efsane güven duygusu var ya, işte klima çalışmayınca biraz sarsılıyor o inanç.
Yaz günü camı açıp gitmek de bir yere kadar, rüzgar sesi kafamızı şişiriyor nihayetinde.
Gelin görün ki, bu makineler de bizim gibi nazlanıyor işte bazen, biraz ilgi istiyor hepsi o kadar.
Sabah işe yetişme telaşıyla Corolla'nın ya da Auris'in kontağını çevirip o serin esintiyi bekleriz ama ortalıkta tık yok.
Sıcak hava birden suratımıza çarpar, işte o an o canım araba bir anda çekilmez bir demir yığınına döner sanki.
Acaba gazı mı bitti, yoksa kompresör yine masraf mı açacak diye düşünmeden edemeyiz tabi.
Kilometrelerce yol gitmişiz, trafikte bunalmışız, bir de bu klima derdi çıkmaz mı ortaya, insanı o an çileden çıkarır işte.
Aslında işin aslına inince, o tuşun lambası yanmasına rağmen içerisinin hamam gibi kalmasının arkasında genelde hep aynı hayal kırıklıkları yatar.
Sigorta atmış olabilir mi acaba, ya da o polen filtresi yıllardır değişmek bilmediği için yollardan gelen tozla iyiden iyiye tıkanıp nefessiz mi kaldı zavallı sistem?
Biraz kurcalasak belki de peteklerin arkasında bir şeyler ters gidiyor, kim bilir...
Servis yollarında harcanan o saatleri ve dökülen paraları düşününce, insan önce kendi elimizle ne yapabiliriz diye bakmak istiyor tabi.
Ön konsoldaki o düğmelere basıp dururuz da bazen en basit detay gözümüzden kaçar, hayret edersin.
Mesela gaz kaçağı meselesi var ki, o borulardaki ufak bir çatlak bütün sistemi sinsice bitiriverir zamanla.
Fanı açarsın ses var ama o buz gibi hava bir türlü üflemez dışarı, işte o zaman anlarsın bir şeylerin ters gittiğini.
Parçalar eskitiyor tabii, ne de olsa demir bu, yoruluyor o da bizim gibi yollarda.
Biraz bakım, biraz özen istiyor aslında her şey; elini şöyle bir kaputa atıp dinlemeyi bilmek lazım arabanın dilinden.
Sanayiye gitmeden önce şöyle bir kendi başımızın çaresine bakma isteği hepimizde vardır hani, usta "kompresör kilitlenmiş" demeden önce belki de küçük bir dokunuş yeterlidir.
O tuşun basılı kalması, rölenin tıklamaması ya da elektronik bir temassızlık...
Ufacık bir detay yüzünden yollarda ter akıtmak ne kadar da acı verici, değil mi?
Toyota dediğin saat gibi çalışmalı, hani şu yolda bırakmayan o efsane güven duygusu var ya, işte klima çalışmayınca biraz sarsılıyor o inanç.
Yaz günü camı açıp gitmek de bir yere kadar, rüzgar sesi kafamızı şişiriyor nihayetinde.
Gelin görün ki, bu makineler de bizim gibi nazlanıyor işte bazen, biraz ilgi istiyor hepsi o kadar.