Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun başına geçtiğinde o eski canavar gibi gaza tepki veren arabanın yerinde yeller estiğini fark ettiysen, muhtemelen egzoz hattının derinliklerinde bir yerlerde biriken kurumlar motorun nefesini kesmeye başlamıştır bile. Toyota’nın DPF sistemi, yani şu meşhur dizel partikül filtresi, şehir içi düşük devirli kullanımları pek sevmez ve dolmaya başladığında ilk iş olarak o can sıkıcı motor arıza lambasını panelde yakıverir. Göstergede beliren o turuncu motor veya egzoz simgesi aslında sana açıkça "Artık beni biraz yüksek devirde, uzun yolda koşturmanın vakti geldi de geçiyor" mesajını vermeye çalışıyordur. Eğer bu uyarıyı görmezden gelip kısa mesafeli bakkal çakkal sürüşlerine devam edersen, sistem kendini temizleyemez, yani jenerasyon sürecini tamamlayamaz ve bir süre sonra araba kendini koruma moduna alarak performansı tamamen törpüler.
Yakıt tüketiminde son zamanlarda bariz bir cüzdan düşmanlığı gözlemliyorsan, ibrenin neden bu kadar hızlı aşağı indiğini anlamak için doğrudan egzoz kurum seviyelerine bakman gerekebilir. Tıkanmış bir filtre, motorun egzoz gazını dışarı atarken çok daha fazla güç harcamasına yol açar; bu da motorun üzerindeki yükü artırarak yakıt sarfiyatını hiç istemediğin seviyelere tırmandırır. Düşünsene, burnun tamamen tıkalıyken koşmaya çalıştığını... İşte araba da tam olarak bu cefa içinde debelenirken, beyni zengin karışım göndererek o filtreyi yakıp temizlemek adına fazladan motorin püskürtür ama tıkanıklık çoktan kritik eşiği aşmışsa bu çaba sadece yakıt deposunu kurutmaya yarar.
Aracın arkasından yükselen o tuhaf kokulu, yoğun ve bazen koyu griye çalan egzoz dumanı aslında içeride bir şeylerin yolunda gitmediğinin en net, en somut kanıtıdır diyebiliriz. Normal şartlarda o filtrenin hapsetmesi gereken ne kadar kurum, partikül ve zararlı atık varsa, sistem artık doyum noktasına ulaştığı için çiğ gazla birleşerek dışarı salınır ve bu da çevreye o rahatsız edici kokunun yayılmasına neden olur. Bazen sabahları arabayı ilk çalıştırdığında arkada biriken o duman bulutu, filtrenin gözeneklerinin tamamen kapandığının ve acilen müdahale edilmesi gerektiğinin habercisidir.
Gaza bastığında o eski ivmelenmeyi bulamıyor, sol şeride çıkarken iki kez düşünüyorsan, motorun o eski gücünü yitirmesinin arkasındaki yegane şüpheli egzoz gazının geri tepmesidir. Turbo şarj cihazı, tıkanmış bir filtrenin yarattığı yüksek basınç yüzünden gazı rahatça tahliye edemez ve bu da doğrudan doğruya çekiş düşüklüğü, gaz pedalında bir hissizlik ve aracın adeta arkasından biri çekiyormuş gibi hantal davranmasıyla sonuçlanır. Rampaları çıkarken vites küçültmek zorunda kalıyorsan, araba gitmem diye direniyorsa...
Sana tavsiyem, motor yağının seviyesini ve rengini sık sık kontrol etmeyi bir alışkanlık haline getirmen yönünde olacak; çünkü DPF sürekli olarak temizlik döngüsüne girmeye çalışıp başarısız olduğunda, silindirlere püskürtülen fazla yakıt kartere sızabilir. Yağa karışan bu mazot, motor yağının kalitesini bozarak yağ seviyesinin yükselmesine yol açar ki bu durum motor sağlığı açısından çok ciddi, hatta geri dönüşü zor hasarların kapısını aralayabilir. Ya çubuğu çektiğinde kokladığın o mazot kokusu... İşte o an profesyonel bir kurum temizliğinin veya parça değişiminin vakti gelmiştir.
Yakıt tüketiminde son zamanlarda bariz bir cüzdan düşmanlığı gözlemliyorsan, ibrenin neden bu kadar hızlı aşağı indiğini anlamak için doğrudan egzoz kurum seviyelerine bakman gerekebilir. Tıkanmış bir filtre, motorun egzoz gazını dışarı atarken çok daha fazla güç harcamasına yol açar; bu da motorun üzerindeki yükü artırarak yakıt sarfiyatını hiç istemediğin seviyelere tırmandırır. Düşünsene, burnun tamamen tıkalıyken koşmaya çalıştığını... İşte araba da tam olarak bu cefa içinde debelenirken, beyni zengin karışım göndererek o filtreyi yakıp temizlemek adına fazladan motorin püskürtür ama tıkanıklık çoktan kritik eşiği aşmışsa bu çaba sadece yakıt deposunu kurutmaya yarar.
Aracın arkasından yükselen o tuhaf kokulu, yoğun ve bazen koyu griye çalan egzoz dumanı aslında içeride bir şeylerin yolunda gitmediğinin en net, en somut kanıtıdır diyebiliriz. Normal şartlarda o filtrenin hapsetmesi gereken ne kadar kurum, partikül ve zararlı atık varsa, sistem artık doyum noktasına ulaştığı için çiğ gazla birleşerek dışarı salınır ve bu da çevreye o rahatsız edici kokunun yayılmasına neden olur. Bazen sabahları arabayı ilk çalıştırdığında arkada biriken o duman bulutu, filtrenin gözeneklerinin tamamen kapandığının ve acilen müdahale edilmesi gerektiğinin habercisidir.
Gaza bastığında o eski ivmelenmeyi bulamıyor, sol şeride çıkarken iki kez düşünüyorsan, motorun o eski gücünü yitirmesinin arkasındaki yegane şüpheli egzoz gazının geri tepmesidir. Turbo şarj cihazı, tıkanmış bir filtrenin yarattığı yüksek basınç yüzünden gazı rahatça tahliye edemez ve bu da doğrudan doğruya çekiş düşüklüğü, gaz pedalında bir hissizlik ve aracın adeta arkasından biri çekiyormuş gibi hantal davranmasıyla sonuçlanır. Rampaları çıkarken vites küçültmek zorunda kalıyorsan, araba gitmem diye direniyorsa...
Sana tavsiyem, motor yağının seviyesini ve rengini sık sık kontrol etmeyi bir alışkanlık haline getirmen yönünde olacak; çünkü DPF sürekli olarak temizlik döngüsüne girmeye çalışıp başarısız olduğunda, silindirlere püskürtülen fazla yakıt kartere sızabilir. Yağa karışan bu mazot, motor yağının kalitesini bozarak yağ seviyesinin yükselmesine yol açar ki bu durum motor sağlığı açısından çok ciddi, hatta geri dönüşü zor hasarların kapısını aralayabilir. Ya çubuğu çektiğinde kokladığın o mazot kokusu... İşte o an profesyonel bir kurum temizliğinin veya parça değişiminin vakti gelmiştir.