Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen gün sanayide ustayla çay içerken gözüm lifteki o emektar arabaya takıldı; sahibi kan ter içinde, "Usta daha dün termostatı yeniledik, bu meret niye hâlâ alev gibi yanıyor?" diye dert yanıyordu. Bakınız, araç sahiplerinin en çok düştüğü o büyük tuzak tam da burada başlıyor işte... Parçayı sıfırıyla değiştirdiniz diye her şeyin tereyağından kıl çeker gibi hallolacağını sanıyorsunuz ama mekanik dünya maalesef öyle tozpembe işlemiyor. Yıllarca gazete sayfalarında insanlara anlatmaya çalıştığım o basit mantık otomobiller için de geçerli aslında: Bir sorunu çözerken sistemin tamamını gözden geçirmezseniz, yeni taktığınız o gıcır gıcır parça sadece bir ilüzyondan ibaret kalır. Termostat dediğiniz o küçücük vana açmıyor ya da yanlış derecede açıyorsa, siz istediğiniz kadar radyatöre su taşıyın, o sıcaklık göstergesi kırmızı çizgiye dayanmaktan vazgeçmeyecektir.
Sahi, hiç düşündünüz mü o yeni takılan parçanın içinde gerçekten hava kalmış olabilir mi? Tamirciden çıkıp iki kilometre gitmeden ibrenin tavan yapması tam olarak bu yüzden yaşanır genellikle; sistemin kılcal damarlarında sıkışıp kalan o lanet olası hava kabarcığı yüzünden... Su devirdaim yapamaz, sensörler neye uğradığını şaşırır ve motor kendi içinde adeta bir cehennem sıcağı yaratmaya başlar. Bazen ustalar bile işin aceleciliğinden anti-friz doldururken sistemin havasını almayı unutabiliyor, yani suç hemen parçada olmayabilir. Arabanın kaputunu açıp hortumları şöyle elinizle bir sıktığınızda o sertliği hissediyorsanız, bilin ki içeride dönmeyen bir şeyler var, devirdaim pompası can çekişiyor demektir... O yüzden hevesinizi kursağınızda bırakmayın, bazen çözüm sadece yedek su deposunun kapağını gevşetip o sıkışmış havayı dışarı salmaktan geçer.
Peki ya satın aldığınız o yeni kutudaki termostat daha dükkândan çıkmadan bozuksa? Piyasa o kadar garip yan sanayi ürünleriyle dolu ki, ambalajı pırıl pırıl olsa bile içindeki cıvalı hazne fabrikanın belirttiği o 87 veya 92 derecede tepki vermeyebiliyor bazen. Ustaya "sıfır parça takalım" dersiniz, o da takar ama parçanın kalibrasyonu şaşmışsa motor blokunun içindeki su hapsolur, radyatöre geçip soğuyamaz bir türlü. Parçaya güvenip uzun yola çıkmak gibi bir hataya sakın düşmeyin, önce şöyle bir mahalle aralarında hararet göstergesini gözleyerek tur atın. Kendi gözümle gördüm; üç kere üst üste termostat değiştirip en sonunda orijinal servisten alınan parçayla huzura eren öyle çok sürücü var ki...
Radyatörün kendisi adeta kireç tutmuş bir çaydanlık gibiyse, dünyadaki en kaliteli termostatı da getirip taksanız o motor yine pişecektir. Yıllarca musluk suyuyla kullanılan otomobillerin soğutma kanalları zamanla tıkanır, çamurlaşır ve suyun akıp gitmesine izin vermez... Siz termostatı açarsınız, hararet düşsün diye beklersiniz ama su radyatörün kılcal borularında ilerleyemediği için ısı birikmeye devam eder. Bir an durup düşünün, evdeki kombinizin petekleri tıkalıyken vanayı sonuna kadar açsanız ev ısınır mı? Oto sanayideki o tecrübeli ustaların her zaman söylediği altın bir kural vardır; soğutma sistemindeki bir parçayı yeniliyorsanız, o sistemin suyunu ve radyatörünü temizletmeden asla yola devam etmeyin.
Gözden kaçan o kadar çok detay var ki, insanın aklı şaşar; mesela hararet müşürü denen o küçük sensörün size yalan söylüyor olma ihtimali... Termostat işini gayet güzel yapıyordur, su buz gibi soğuyordur ama gösterge paneline sinyal gönderen o döküntü sensör bozulduğu için ibre sanki motor yanıyormuş gibi en üstte takılı kalır. Sürücü panikle kenara çeker, kaputu açar ama radyatör fanı bile çalışmıyordur çünkü aslında motor soğuktur... İşte sırf bu kafa karışıklığı yüzünden motoru sıfırlamaya kalkışan insanlara şahit oldum ben bu sektörde. Bir dahakine ibre coştuğunda hemen felaket senaryoları yazmayın, bir dijital termometreyle yedek su deposunun gerçek sıcaklığını ölçün, gerçeği kendi gözlerinizle görün...
Bu konuyla ilgili inceleyebileceğimiz diğer durumlar:
Havası alınmamış soğutma sisteminin belirtilerini incele
Hararet yapınca conta yakıp yakmadığını anlama rehberi
Sahi, hiç düşündünüz mü o yeni takılan parçanın içinde gerçekten hava kalmış olabilir mi? Tamirciden çıkıp iki kilometre gitmeden ibrenin tavan yapması tam olarak bu yüzden yaşanır genellikle; sistemin kılcal damarlarında sıkışıp kalan o lanet olası hava kabarcığı yüzünden... Su devirdaim yapamaz, sensörler neye uğradığını şaşırır ve motor kendi içinde adeta bir cehennem sıcağı yaratmaya başlar. Bazen ustalar bile işin aceleciliğinden anti-friz doldururken sistemin havasını almayı unutabiliyor, yani suç hemen parçada olmayabilir. Arabanın kaputunu açıp hortumları şöyle elinizle bir sıktığınızda o sertliği hissediyorsanız, bilin ki içeride dönmeyen bir şeyler var, devirdaim pompası can çekişiyor demektir... O yüzden hevesinizi kursağınızda bırakmayın, bazen çözüm sadece yedek su deposunun kapağını gevşetip o sıkışmış havayı dışarı salmaktan geçer.
Peki ya satın aldığınız o yeni kutudaki termostat daha dükkândan çıkmadan bozuksa? Piyasa o kadar garip yan sanayi ürünleriyle dolu ki, ambalajı pırıl pırıl olsa bile içindeki cıvalı hazne fabrikanın belirttiği o 87 veya 92 derecede tepki vermeyebiliyor bazen. Ustaya "sıfır parça takalım" dersiniz, o da takar ama parçanın kalibrasyonu şaşmışsa motor blokunun içindeki su hapsolur, radyatöre geçip soğuyamaz bir türlü. Parçaya güvenip uzun yola çıkmak gibi bir hataya sakın düşmeyin, önce şöyle bir mahalle aralarında hararet göstergesini gözleyerek tur atın. Kendi gözümle gördüm; üç kere üst üste termostat değiştirip en sonunda orijinal servisten alınan parçayla huzura eren öyle çok sürücü var ki...
Radyatörün kendisi adeta kireç tutmuş bir çaydanlık gibiyse, dünyadaki en kaliteli termostatı da getirip taksanız o motor yine pişecektir. Yıllarca musluk suyuyla kullanılan otomobillerin soğutma kanalları zamanla tıkanır, çamurlaşır ve suyun akıp gitmesine izin vermez... Siz termostatı açarsınız, hararet düşsün diye beklersiniz ama su radyatörün kılcal borularında ilerleyemediği için ısı birikmeye devam eder. Bir an durup düşünün, evdeki kombinizin petekleri tıkalıyken vanayı sonuna kadar açsanız ev ısınır mı? Oto sanayideki o tecrübeli ustaların her zaman söylediği altın bir kural vardır; soğutma sistemindeki bir parçayı yeniliyorsanız, o sistemin suyunu ve radyatörünü temizletmeden asla yola devam etmeyin.
Gözden kaçan o kadar çok detay var ki, insanın aklı şaşar; mesela hararet müşürü denen o küçük sensörün size yalan söylüyor olma ihtimali... Termostat işini gayet güzel yapıyordur, su buz gibi soğuyordur ama gösterge paneline sinyal gönderen o döküntü sensör bozulduğu için ibre sanki motor yanıyormuş gibi en üstte takılı kalır. Sürücü panikle kenara çeker, kaputu açar ama radyatör fanı bile çalışmıyordur çünkü aslında motor soğuktur... İşte sırf bu kafa karışıklığı yüzünden motoru sıfırlamaya kalkışan insanlara şahit oldum ben bu sektörde. Bir dahakine ibre coştuğunda hemen felaket senaryoları yazmayın, bir dijital termometreyle yedek su deposunun gerçek sıcaklığını ölçün, gerçeği kendi gözlerinizle görün...
Bu konuyla ilgili inceleyebileceğimiz diğer durumlar:
Havası alınmamış soğutma sisteminin belirtilerini incele
Hararet yapınca conta yakıp yakmadığını anlama rehberi