Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Omuzlarımızda hafif bir yorgunluk, kafamızda binbir soru işaretiyle sanayi sitesinden çıkıp eve doğru direksiyon sallarken, gösterge panelindeki o malum turuncu ışığın ansızın yanıp sönmesi her sürücünün en az bir kez yaşadığı o tarifsiz hayal kırıklığı anlarından biridir; nitekim daha birkaç saat önce motorun hararet sorununu kökten çözdüğünü iddia eden ustanın sözlerine güvenip cüzdanı hafifletmişken, şimdi karşımızda nazlı nazlı yanan o lamba adeta bizimle alay ediyormuş gibi sinsi bir şekilde parlıyordu.
Değişen sadece metal bir parça, basit bir mekanik vana veya devridaim elemanı değildi ki; aslında motorun o hassas su ceketindeki sıcaklık dengesini yeniden kurmak isterken, elektronik beynin algoritmik sabrını test etmiş gibi garip bir döngünün içine adeta kendi ellerimizle çekilmiştik, yani usta "değişmesi şart" dediği için parayı bayıldığımız o termostat meğerse arabanın sinir sistemini tamamen altüst etmek için tasarlanmış gizli bir sabotajcı gibi çıkagelmişti.
Şimdi ne yapacağız peki, akşamın bu saatinde tekrar o gürültülü dükkana geri dönüp "usta bu lamba niye söndürülemiyor" diye hesap mı soracağız, yoksa mahalledeki o tanıdık ama bir o kadar da ukala elektrikçiye gidip bilgisayara bağlatarak on binlerce liralık yeni masrafların kapısını inceden mi aralayacağız; çünkü bu araba sektörü insanı vezir de eder rezil de, parayı sokağa saçmak için sanki sabırsızlıkla bekleyen görünmez bir el var hep o direksiyonun hemen altında.
Aslında işin aslına inince, motor suyu sıcaklığını ölçen müşürün o yeni takılan termostatın açılma derecesiyle uyumsuz çalışmasından ibaret olan bu minik arıza kodu, beynin kafasını karıştırıp "burada bir gariplik var" uyarısı vermesinden başka bir şey değildi; fakat bizim gibi teknik detaylardan anlamayan ama arabasına gözü gibi bakan sıradan vatandaşlar için o lamba demek, banka hesabından yavaşça eksilen paraların ve sanayi köşelerinde harcanan pazar günlerinin acı birer hatırasından başka bir anlam taşımıyordu.
Bazen insan kendi kendine düşünmeden edemiyor, ulan alt tarafı bir su termostatı değiştik, altı üstü birkaç litre antifriz ekledik, bu motorun beyni neden hemen defteri dürüp alarm moduna geçiyor ki sanki biz buraya aracı bozmak için değil adam etmek için geldik; işte o anlarda yaşanan o derin çaresizlik hissi var ya, insanı sanayi esnafına karşı hem mesafeli hem de mecbur kılan o garip bağımlılık ilişkisi, memleketin ruh halini özetleyen en net tablolardan biridir.
Değişen sadece metal bir parça, basit bir mekanik vana veya devridaim elemanı değildi ki; aslında motorun o hassas su ceketindeki sıcaklık dengesini yeniden kurmak isterken, elektronik beynin algoritmik sabrını test etmiş gibi garip bir döngünün içine adeta kendi ellerimizle çekilmiştik, yani usta "değişmesi şart" dediği için parayı bayıldığımız o termostat meğerse arabanın sinir sistemini tamamen altüst etmek için tasarlanmış gizli bir sabotajcı gibi çıkagelmişti.
Şimdi ne yapacağız peki, akşamın bu saatinde tekrar o gürültülü dükkana geri dönüp "usta bu lamba niye söndürülemiyor" diye hesap mı soracağız, yoksa mahalledeki o tanıdık ama bir o kadar da ukala elektrikçiye gidip bilgisayara bağlatarak on binlerce liralık yeni masrafların kapısını inceden mi aralayacağız; çünkü bu araba sektörü insanı vezir de eder rezil de, parayı sokağa saçmak için sanki sabırsızlıkla bekleyen görünmez bir el var hep o direksiyonun hemen altında.
Aslında işin aslına inince, motor suyu sıcaklığını ölçen müşürün o yeni takılan termostatın açılma derecesiyle uyumsuz çalışmasından ibaret olan bu minik arıza kodu, beynin kafasını karıştırıp "burada bir gariplik var" uyarısı vermesinden başka bir şey değildi; fakat bizim gibi teknik detaylardan anlamayan ama arabasına gözü gibi bakan sıradan vatandaşlar için o lamba demek, banka hesabından yavaşça eksilen paraların ve sanayi köşelerinde harcanan pazar günlerinin acı birer hatırasından başka bir anlam taşımıyordu.
Bazen insan kendi kendine düşünmeden edemiyor, ulan alt tarafı bir su termostatı değiştik, altı üstü birkaç litre antifriz ekledik, bu motorun beyni neden hemen defteri dürüp alarm moduna geçiyor ki sanki biz buraya aracı bozmak için değil adam etmek için geldik; işte o anlarda yaşanan o derin çaresizlik hissi var ya, insanı sanayi esnafına karşı hem mesafeli hem de mecbur kılan o garip bağımlılık ilişkisi, memleketin ruh halini özetleyen en net tablolardan biridir.