Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Egzostan o açık renkli, hafif mavimsi bulut yükselmeye başladıysa Skoda'nın kaputunu açıp sadece bakmakla hiçbir şey çözemezsin, o koku aslında içeride işlerin sarpa sardığının net itirafıdır. TSI ya da TDI fark etmez, motor yanma odarına yabancı madde alıyorsa orada durup düşünmek gerekir; turbo mil boşluğu mu, valf lastikleri mi yoksa segmanlar mı ömrünü tamamladı? Yağ eksiltme dediğin şey öyle litrelere ulaştıysa milim milim kaçmıyor artık, doğrudan silindirin içinde yanıp kül oluyor.
Turbo intercooler borularını söküp baktın mı hiç, içinde biriken o siyah ve kıvamlı yağ gölünü gördüğünde ne hissettin? Kompresör tarafındaki keçeler ısıya yenik düşüp saldıysa kendini, o basınçlı hava yağı doğrudan emme manifolduna basar ve sen gaza bastıkça arkadaki araba sis altında kalır. Değiştireceksin o kartuşu, tamir kiti falan hikaye; mil yatakları bir kez çizildiyse o turbo yine aynı gazı verecek.
Peki ya silindir kapak contası ya da supap gayları... Motor üst kapağını indirip o kılcal çatlakları görmeden kimse sana kesin bir fiyat veremez, ustaların kafasına göre parça değiştiği devir çoktan kapandı. Sıkıştırma testi yapıldığında silindirlerden biri diğerine göre düşük veriyorsa, o piston segmanı kanala kaynamış demektir; mazot püskürtme anındaki o patlama artık yağı da aşağıya değil yukarıya itiyor.
PCV valfi yani karter havalandırma sistemi tıkandığında içerideki o yüksek basınç nereye kaçacak sanıyorsun? Yağ buharını emmeye gönderemeyen motor, en zayıf yerinden; turbo keçesinden ya da contalardan dışarı kusar o pisliği. Basit bir plastik valfi değiştirmek yerine komple motor rektefiyesine gidenler var, yazık günah o paralara; önce en ucuz ve en kritik detayı kontrol etmeyi öğrenin.
Sabah ilk marşta atılan o mavi duman günün geri kalanında kesiliyorsa sibop lastikleri sertleşmiş ve büzüşmüş demektir, gece boyunca motor dururken sızan yağ yanma odarında birikir. Isınınca genleşen lastik geçici olarak keser belki ama o lastik artık esnekliğini yitirdiyse her gece aynı işkenceyi çekeceksin o motora. Orjinal parça kullanın, yan sanayi lastikler altı ay sonra yine aynı dumanı kusmaya başlar, bu işin şakası yok.
Turbo intercooler borularını söküp baktın mı hiç, içinde biriken o siyah ve kıvamlı yağ gölünü gördüğünde ne hissettin? Kompresör tarafındaki keçeler ısıya yenik düşüp saldıysa kendini, o basınçlı hava yağı doğrudan emme manifolduna basar ve sen gaza bastıkça arkadaki araba sis altında kalır. Değiştireceksin o kartuşu, tamir kiti falan hikaye; mil yatakları bir kez çizildiyse o turbo yine aynı gazı verecek.
Peki ya silindir kapak contası ya da supap gayları... Motor üst kapağını indirip o kılcal çatlakları görmeden kimse sana kesin bir fiyat veremez, ustaların kafasına göre parça değiştiği devir çoktan kapandı. Sıkıştırma testi yapıldığında silindirlerden biri diğerine göre düşük veriyorsa, o piston segmanı kanala kaynamış demektir; mazot püskürtme anındaki o patlama artık yağı da aşağıya değil yukarıya itiyor.
PCV valfi yani karter havalandırma sistemi tıkandığında içerideki o yüksek basınç nereye kaçacak sanıyorsun? Yağ buharını emmeye gönderemeyen motor, en zayıf yerinden; turbo keçesinden ya da contalardan dışarı kusar o pisliği. Basit bir plastik valfi değiştirmek yerine komple motor rektefiyesine gidenler var, yazık günah o paralara; önce en ucuz ve en kritik detayı kontrol etmeyi öğrenin.
Sabah ilk marşta atılan o mavi duman günün geri kalanında kesiliyorsa sibop lastikleri sertleşmiş ve büzüşmüş demektir, gece boyunca motor dururken sızan yağ yanma odarında birikir. Isınınca genleşen lastik geçici olarak keser belki ama o lastik artık esnekliğini yitirdiyse her gece aynı işkenceyi çekeceksin o motora. Orjinal parça kullanın, yan sanayi lastikler altı ay sonra yine aynı dumanı kusmaya başlar, bu işin şakası yok.