Aydın Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yolda giderken motor sıcaklığının ibresini sürekli kontrol etmek bazen insanın canını sıkar, özellikle de o ibre birden normalin üzerine tırmanmaya başladıysa. Skoda'nın kaputunun altında dönen o küçük paletler, yani su pompası, aslında motorun damarlarındaki kanın akışını sağlar; dönmezse ne olur dersin? Termostat ne kadar açılırsa açılsın, radyatör ne kadar serin olursa olsun, o su devir daim etmedikten sonra motor bloğunun içi kaynamaya başlar ki bu da conta yakmaktan tutun da daha ağır maliyetlere kadar giden tatsız bir yolun kapısını aralar.
Triger setine bağlı çalışan modellerde işin rengi biraz daha değişir, kayış koptuğunda ya da pompa diş sıyırdığında sadece su kaçırmaz, sübapları bile eğdirebilirsin. Sürücü koltuğundayken gelen o hafif tıkırtı veya metalik sürtünme sesine kulak vermek lazım; rulman dağılıyorsa zaten ben buradayım diye bağırmaya başlar. Kaçak testini yaparken antifrizin rengine bakmak en net ipucunu verir, pembe ya da kırmızı damlalar motorun altını ıslatıyorsa salmastra keçesi artık görevini yapmıyordur, yani değişimi ertelemeye gelmez.
Sıcaklık müşirinin bir yukarı bir aşağı oynaması aslında sistemin içindeki havanın ya da basınç kaybının habercisidir, bazen kalorifer içeriye hiç sıcaklık üflemez ve işte o an pompa kanatlarının eridiğini veya kırıldığını anlarsın. Plastik gövdeli orijinal parçaların zamanla motor ısısına yenik düşüp çatlaması, ustanın tezgahında parça değiştiren herkesin en az bir kere gördüğü klasik bir manzaradır. Kaliteli bir metal gövdeli yan sanayi ya da orijinal parça seçimi yaparken parayı değil, ustanın işçiliğini ve contanın kalitesini konuşturmak gerekir; yoksa iki ay sonra aynı yerden tekrar su damlatır.
Yedek su deposundaki eksilmeyi her sabah kaputu açıp kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmek hayat kurtarır, çünkü bu arabalar susuz kalmayı kesinlikle affetmez. Su pompası arızası kendini asla tek bir belirtiyle ele vermez; bazen hafif bir koku bazen de performans kaybıyla kapınızı çalar, asıl mesele o küçük detayları erken fark edip motoru koruyabilmektir...
Triger setine bağlı çalışan modellerde işin rengi biraz daha değişir, kayış koptuğunda ya da pompa diş sıyırdığında sadece su kaçırmaz, sübapları bile eğdirebilirsin. Sürücü koltuğundayken gelen o hafif tıkırtı veya metalik sürtünme sesine kulak vermek lazım; rulman dağılıyorsa zaten ben buradayım diye bağırmaya başlar. Kaçak testini yaparken antifrizin rengine bakmak en net ipucunu verir, pembe ya da kırmızı damlalar motorun altını ıslatıyorsa salmastra keçesi artık görevini yapmıyordur, yani değişimi ertelemeye gelmez.
Sıcaklık müşirinin bir yukarı bir aşağı oynaması aslında sistemin içindeki havanın ya da basınç kaybının habercisidir, bazen kalorifer içeriye hiç sıcaklık üflemez ve işte o an pompa kanatlarının eridiğini veya kırıldığını anlarsın. Plastik gövdeli orijinal parçaların zamanla motor ısısına yenik düşüp çatlaması, ustanın tezgahında parça değiştiren herkesin en az bir kere gördüğü klasik bir manzaradır. Kaliteli bir metal gövdeli yan sanayi ya da orijinal parça seçimi yaparken parayı değil, ustanın işçiliğini ve contanın kalitesini konuşturmak gerekir; yoksa iki ay sonra aynı yerden tekrar su damlatır.
Yedek su deposundaki eksilmeyi her sabah kaputu açıp kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmek hayat kurtarır, çünkü bu arabalar susuz kalmayı kesinlikle affetmez. Su pompası arızası kendini asla tek bir belirtiyle ele vermez; bazen hafif bir koku bazen de performans kaybıyla kapınızı çalar, asıl mesele o küçük detayları erken fark edip motoru koruyabilmektir...