Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunu açtığınızda o genleşme kabındaki fokurdama sesini duyduysanız, geçmiş olsun; conta çoktan pes etmiş demektir. Sürücülerin çoğu hararet göstergesi kırmızıya dayandığında su pompasından ya da termostattan şüphelenir ama asıl fail genellikle blokla silindir kapağı arasında sessizce yanan o incecik metal-kompozit tabakadır. Silindir kapak contası arızalandığı an motorun termal dengesi yerle bir olur, yani evet, bu arıza arabayı inim inim inletecek kadar amansız bir hararet yapar. Yanma odasındaki binlerce derecelik kompresyon gazı soğutma suyuna sızmaya başladığı an radyatördeki antifriz işlevini yitirir... Su kanallarına dolan bu devasa basınç, sıvının sirkülasyonunu kilitler ve sıcaklık saniyeler içinde tavan yapar.
Radyatör kapağını açtığınızda motor yağının çamur gibi çikolatalı süt kıvamına geldiğini görmek bir sürücünün yaşayabileceği en kabus andır. Kompresyon kaçıran bir conta sadece suyu ısıtmaz; motor yağını suya, soğutma suyunu da pistonların tepesine cömertçe ikram eder. Yağlama özelliğini kaybeden yataklar sürtünmeden dolayı alev alır, silindir kapağı alüminyumsa sıcaktan yamulur ve o çok korkulan motor kilitlenmesi kaçınılmaz hale gelir. Bazen araç hararet yapmıyormuş gibi görünür, hararet ibresi sabit kalır ama yedek su deposu fokur fokur kaynar... İbreye kanmayın, çünkü sensör hava kabarcığına denk geldiğinde sıcaklığı doğru ölçemez ve siz motoru kucağınıza alana kadar hiçbir şeyden haberiniz olmaz.
Segmanların arasından sızıp egzozdan beyaz duman olarak çıkan şey sadece su buharı değil, aslında cüzdanınızdan uçup giden paralardır. Contanın yakıt oda sınırlarını koruyamaması, silindire dolan suyun piston tepesinde sıkışarak biyel kolunu bükmesine kadar varan bir felaket zincirini başlatır. Aracınız rölantide çalışırken tekleme yapıyorsa, gaza bastığınızda egzozdan tatlımsı bir koku yayılıyorsa usta usta gezmeyi bırakıp arabayı çekiciye yükleyin. Yağ çubuğunu çektiğinizde üzerindeki o beyaz köpüklü damlacıklar var ya... İşte o damlacıklar motorun içindeki felaketin kartvizitidir.
Harareti fark ettiğiniz o kritik birkaç dakikada motoru hemen stop etmek mi, yoksa rölantide çalıştırıp kaloriferi sonuna kadar açmak mı gerekir? Eğer conta tam ortadan yarıldıysa ve soğutma sistemine direkt gaz basıyorsa, rölantide beklemek bloğu çatlatmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Şehirlerarası yolda, gecenin bir yarısı hararet çizgisi tavan yaptığında "biraz daha gideyim, ilk benzinlikte dururum" mantığı size yeni bir motor bloğuna patlar. Hararet yapan arabaya hemen soğuk su ekleme hatasına düşmeyin sakın; dökülen o buz gibi su, akkor haline gelmiş alüminyum silindir kapağını anında çatlatır, çatlatır ve işi bitirir.
Ustanın dükkanına girip "sadece contayı değiştirip kapatalım" dediğinizde alacağınız cevap genellikle bütçenizi sarsacak türden olur. Conta durduk yere yanmaz; onu yakan şey çalışmayan bir radyatör fanı, tıkalı bir kanatçık veya devridaim pompasının kanatçıklarının erimesidir. Sebebi ortadan kaldırmadan sadece contayı yenileyip kapağı taşlatmak, aynı filmi iki hafta sonra tekrar izlemek demektir. Tork anahtarı kullanılmadan, kulaktan dolma sıkma torklarıyla cıvatalanan bir silindir kapağı, en kaliteli contayı taksanız bile ilk dik yokuşta yine pes edecektir...
Radyatör kapağını açtığınızda motor yağının çamur gibi çikolatalı süt kıvamına geldiğini görmek bir sürücünün yaşayabileceği en kabus andır. Kompresyon kaçıran bir conta sadece suyu ısıtmaz; motor yağını suya, soğutma suyunu da pistonların tepesine cömertçe ikram eder. Yağlama özelliğini kaybeden yataklar sürtünmeden dolayı alev alır, silindir kapağı alüminyumsa sıcaktan yamulur ve o çok korkulan motor kilitlenmesi kaçınılmaz hale gelir. Bazen araç hararet yapmıyormuş gibi görünür, hararet ibresi sabit kalır ama yedek su deposu fokur fokur kaynar... İbreye kanmayın, çünkü sensör hava kabarcığına denk geldiğinde sıcaklığı doğru ölçemez ve siz motoru kucağınıza alana kadar hiçbir şeyden haberiniz olmaz.
Segmanların arasından sızıp egzozdan beyaz duman olarak çıkan şey sadece su buharı değil, aslında cüzdanınızdan uçup giden paralardır. Contanın yakıt oda sınırlarını koruyamaması, silindire dolan suyun piston tepesinde sıkışarak biyel kolunu bükmesine kadar varan bir felaket zincirini başlatır. Aracınız rölantide çalışırken tekleme yapıyorsa, gaza bastığınızda egzozdan tatlımsı bir koku yayılıyorsa usta usta gezmeyi bırakıp arabayı çekiciye yükleyin. Yağ çubuğunu çektiğinizde üzerindeki o beyaz köpüklü damlacıklar var ya... İşte o damlacıklar motorun içindeki felaketin kartvizitidir.
Harareti fark ettiğiniz o kritik birkaç dakikada motoru hemen stop etmek mi, yoksa rölantide çalıştırıp kaloriferi sonuna kadar açmak mı gerekir? Eğer conta tam ortadan yarıldıysa ve soğutma sistemine direkt gaz basıyorsa, rölantide beklemek bloğu çatlatmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Şehirlerarası yolda, gecenin bir yarısı hararet çizgisi tavan yaptığında "biraz daha gideyim, ilk benzinlikte dururum" mantığı size yeni bir motor bloğuna patlar. Hararet yapan arabaya hemen soğuk su ekleme hatasına düşmeyin sakın; dökülen o buz gibi su, akkor haline gelmiş alüminyum silindir kapağını anında çatlatır, çatlatır ve işi bitirir.
Ustanın dükkanına girip "sadece contayı değiştirip kapatalım" dediğinizde alacağınız cevap genellikle bütçenizi sarsacak türden olur. Conta durduk yere yanmaz; onu yakan şey çalışmayan bir radyatör fanı, tıkalı bir kanatçık veya devridaim pompasının kanatçıklarının erimesidir. Sebebi ortadan kaldırmadan sadece contayı yenileyip kapağı taşlatmak, aynı filmi iki hafta sonra tekrar izlemek demektir. Tork anahtarı kullanılmadan, kulaktan dolma sıkma torklarıyla cıvatalanan bir silindir kapağı, en kaliteli contayı taksanız bile ilk dik yokuşta yine pes edecektir...