Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yazın ortasında, asfaltın sıcağı gökyüzüne doğru dalga dalga yükselirken birdenbire gösterge panelinde o küçük sarı simge beliriverir; hani şu altı tırtıklı, içinde ünlem işareti olan uyarı. İnsan ilk an bir tedirgin oluyor elbette, acaba lastik mi patladı ya da keskin bir şey mi saplandı diye sağa çekip bakma ihtiyacı hissediyor. Oysa dışarıdaki o kavurucu sıcaklık, lastiğin içindeki havanın genleşmesine ve basıncın beklenmedik şekilde yükselmesine yol açıyor zaten. Havanın sıcaklığı arttıkça moleküller daha hızlı hareket etmeye, birbirini itmeye başlıyor... İşte tam bu noktada, yani basınç sistemin belirlediği o ideal eşik değerinin üzerine çıktığında, sensörler durumu bir anormallik olarak algılayıp sürücüyü uyarmak üzere hemen devreye giriyor.
Acaba o uyarı ışığı her zaman bir felaketin habercisi mi, yoksa sadece doğanın basit bir fizik kuralından mı ibaret? Yaz aylarında uzun yola çıkıldığında lastiklerin dönmesiyle oluşan sürtünme ısısı, dışarıdaki yüksek hava sıcaklığıyla birleşince içerideki basınç gözle görülür biçimde tırmanışa geçer. Lastik üreticilerinin belirlediği soğuk basınç değerleri vardır ya hani, sabahın erken saatlerinde araç henüz yola çıkmamışken ölçülen o ideal rakamlar... Sıcaklık gün ortasında tavan yaptığında o ideal değerler bir anda aşılabiliyor, sensör de yüksek basınç uyarısını panoya yansıtıveriyor. Aslında lastik patlamamıştır, hava da kaçırmıyordur fakat sensör kendi programlandığı limitlerin dışına çıkıldığını görünce görevini yapmaktan başka bir şey düşünmez.
Sabahın serinliğinde kontrol ettiğinizde her şey mükemmel görünürken, öğlen sıcağında garip bir şekilde aynı lastiğin uyarısı ekranınıza düşebilir bazen. Sıcaklığın her on derecelik artışında basıncın da bir psi kadar yükseldiği gerçeği, özellikle uzun otoban sürüşlerinde kendini daha belirgin şekilde hissettirir. Bir de aracın yükü fazlaysa, bagaj tıka basa doluysa o sürtünme katlanarak artar. Göstergedeki o küçük sarı ışık bazen sadece durumun farkında olun diye yanar, hemen panik yapıp yol kenarında lastiğin havasını indirmeye çalışmak ise yapılabilecek en büyük hatalardan biridir çünkü lastik soğuduğunda bu kez gereğinden fazla inik kalacaktır.
Uzun yıllardır direksiyon başındaysanız bilirsiniz, bazı uyarılara hemen müdahale etmek gerekse de bazılarını sadece izlemek, zaman tanımak icap eder. Otobanda ilerlerken yanan o ışık, mola verip gölgede bir çay içene kadar kendi kendine sönebilir mesela, yeter ki lastiğin soğumasına izin verilsin. Aşırı ısınan lastiğin içindeki hava genleşip sensörün uyarı sınırını aştığında, aracın kendi kontrol ünitesi durumu bir risk olarak kaydeder. Bir süre durup beklemek, kauçuğun ve içindeki havanın doğal ortam sıcaklığına dönmesini sağlamak çoğu zaman o ısrarcı sarı simgenin kendiliğinden kaybolması için yeterlidir aslında...
Sadece havanın sıcaklığı değil elbette, TPMS sensörlerinin kendi pil ömürleri veya iç mekandaki aşırı sıcaklığın elektronik aksama etkisi de bu durumu tetikleyebilir. Sürekli güneş altında park halinde duran bir aracın tekerlek yuvalarında biriken sıcaklık, sürüşe geçmeden bile sensörleri şaşırtmaya yeter. Bazen sensör elektroniki o anlık aşırı ısınmadan ötürü yanlış bir sinyal gönderir merkeze, bazen de gerçekten sınırda gezen bir basınç değerini yüksek sıcaklık son dürtüyle yukarı itmiştir. Anlamak için biraz durmak, kauçuğun soğumasını beklemek ve belki de ilk benzinlikte soğuk bir hava saatiyle değerleri baştan gözden geçirmek en makul yol gibi görünüyor.
Acaba o uyarı ışığı her zaman bir felaketin habercisi mi, yoksa sadece doğanın basit bir fizik kuralından mı ibaret? Yaz aylarında uzun yola çıkıldığında lastiklerin dönmesiyle oluşan sürtünme ısısı, dışarıdaki yüksek hava sıcaklığıyla birleşince içerideki basınç gözle görülür biçimde tırmanışa geçer. Lastik üreticilerinin belirlediği soğuk basınç değerleri vardır ya hani, sabahın erken saatlerinde araç henüz yola çıkmamışken ölçülen o ideal rakamlar... Sıcaklık gün ortasında tavan yaptığında o ideal değerler bir anda aşılabiliyor, sensör de yüksek basınç uyarısını panoya yansıtıveriyor. Aslında lastik patlamamıştır, hava da kaçırmıyordur fakat sensör kendi programlandığı limitlerin dışına çıkıldığını görünce görevini yapmaktan başka bir şey düşünmez.
Sabahın serinliğinde kontrol ettiğinizde her şey mükemmel görünürken, öğlen sıcağında garip bir şekilde aynı lastiğin uyarısı ekranınıza düşebilir bazen. Sıcaklığın her on derecelik artışında basıncın da bir psi kadar yükseldiği gerçeği, özellikle uzun otoban sürüşlerinde kendini daha belirgin şekilde hissettirir. Bir de aracın yükü fazlaysa, bagaj tıka basa doluysa o sürtünme katlanarak artar. Göstergedeki o küçük sarı ışık bazen sadece durumun farkında olun diye yanar, hemen panik yapıp yol kenarında lastiğin havasını indirmeye çalışmak ise yapılabilecek en büyük hatalardan biridir çünkü lastik soğuduğunda bu kez gereğinden fazla inik kalacaktır.
Uzun yıllardır direksiyon başındaysanız bilirsiniz, bazı uyarılara hemen müdahale etmek gerekse de bazılarını sadece izlemek, zaman tanımak icap eder. Otobanda ilerlerken yanan o ışık, mola verip gölgede bir çay içene kadar kendi kendine sönebilir mesela, yeter ki lastiğin soğumasına izin verilsin. Aşırı ısınan lastiğin içindeki hava genleşip sensörün uyarı sınırını aştığında, aracın kendi kontrol ünitesi durumu bir risk olarak kaydeder. Bir süre durup beklemek, kauçuğun ve içindeki havanın doğal ortam sıcaklığına dönmesini sağlamak çoğu zaman o ısrarcı sarı simgenin kendiliğinden kaybolması için yeterlidir aslında...
Sadece havanın sıcaklığı değil elbette, TPMS sensörlerinin kendi pil ömürleri veya iç mekandaki aşırı sıcaklığın elektronik aksama etkisi de bu durumu tetikleyebilir. Sürekli güneş altında park halinde duran bir aracın tekerlek yuvalarında biriken sıcaklık, sürüşe geçmeden bile sensörleri şaşırtmaya yeter. Bazen sensör elektroniki o anlık aşırı ısınmadan ötürü yanlış bir sinyal gönderir merkeze, bazen de gerçekten sınırda gezen bir basınç değerini yüksek sıcaklık son dürtüyle yukarı itmiştir. Anlamak için biraz durmak, kauçuğun soğumasını beklemek ve belki de ilk benzinlikte soğuk bir hava saatiyle değerleri baştan gözden geçirmek en makul yol gibi görünüyor.