Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Dogrudan enjeksiyonlu TSI ve FSI motorların o parlamasını sağlayan gizli kahraman, tam da en beklenmedik anda sahneden çekilebilir. Seat grubunda sıkça karşımıza çıkan yüksek basınç yakıt pompası (HPFP), depolarımızdan gelen o sıradan yakıtı alıp tam anlamıyla yüksek teknoloji bir güce dönüştürme görevi üstlenir. Sistemdeki o inanılmaz bar basınçları yaratmak kolay değil tabii; parçanın mekanik olarak ne kadar ağır bir yük altında çalıştığını bizzat görmek lazım. Ve o meşhur arıza ışığı yandığında... Aslında hikaye tam olarak nerede yanlış yaptığınızı size haykırmaya başlar.
Motor kaputunun altındaki o tıkırtılı ses, sadece yaşlanmakta olan bir mekanizmanın doğal fısıltısı mı yoksa büyük bir felaketin habercisi mi? Seat sahiplerinin genellikle üstü kapalı bir "subap sesi" sanıp geçiştirdiği o ritmik gürültü, aslında yüksek basınç pompasının üzerindeki "cam follower" yani itici fincanın ufalanma çığlığıdır. Fincan aşındıkça eksantrik mili doğrudan pompanın pistonuna dayanır. Ve sonra? Talaşlar yakıt hatlarına dağılmaya başlar, sonrası tam bir mali kayıp kurgusu.
Sert gaza bastığınızda tekleme yapan, yüksek devirlerde kesilen bir araba size ne anlatmak istiyor olabilir? Düşük basınçlı depo pompası görevini harika yapsa da, yanma odasına o hassas zamanlamayla yakıtı püskürtecek olan mekanizma tıkandığında ECU doğrudan koruma moduna geçer. Arıza kodlarında P0087 ibaresini gördüğünüz an, yakıt kütüğündeki basıncın hedeflenen seviyenin fersah fersah altında kaldığı tescillenmiş demektir. Sistem yeterli benzin alamıyor, motor nefessiz kalıyor...
Sadece parçayı değiştirip kurtulacağını sananlar, aynı arızayı birkaç ay sonra tekrar kucaklamaya mahkumdur. Aşınan fincandan dökülen metal tozları yüksek basınç hattında gezinirken o paha biçilemez enjektörlerin memelerini çizer, yakıt kütüğünün sensörünü kör eder. Pompayı yenilemeden önce depodan depoya uzanan o tüm hattı sirke gibi temizlemek, sistemi mikron düzeyinde arındırmak gerekir. Aksi halde yeni taktığınız parçanın ömrünü kendi ellerinizle bitirmiş olursunuz.
Peki bu kadar hassas çalışan bir mühendislik harikasını uzun süre hayatta tutmak gerçekten imkansız mı? Kalitesiz yakıt kullanımında o yüksek basınç pistonunun içinde oluşan mikroskobik çizikler, benzin sızdırmazlığını saniyeler içinde yok eder. Yağ değişim aralıklarını aksatmamak, yüksek devir bantlarında motoru soğukken zorlamamak ve hepsinden önemlisi o minik itici fincanı her 30-40 bin kilometrede bir periyodik olarak kontrol ettirmek... Küçük bir önlem, koca bir motor rektefiyesinin önüne geçer.
Motor kaputunun altındaki o tıkırtılı ses, sadece yaşlanmakta olan bir mekanizmanın doğal fısıltısı mı yoksa büyük bir felaketin habercisi mi? Seat sahiplerinin genellikle üstü kapalı bir "subap sesi" sanıp geçiştirdiği o ritmik gürültü, aslında yüksek basınç pompasının üzerindeki "cam follower" yani itici fincanın ufalanma çığlığıdır. Fincan aşındıkça eksantrik mili doğrudan pompanın pistonuna dayanır. Ve sonra? Talaşlar yakıt hatlarına dağılmaya başlar, sonrası tam bir mali kayıp kurgusu.
Sert gaza bastığınızda tekleme yapan, yüksek devirlerde kesilen bir araba size ne anlatmak istiyor olabilir? Düşük basınçlı depo pompası görevini harika yapsa da, yanma odasına o hassas zamanlamayla yakıtı püskürtecek olan mekanizma tıkandığında ECU doğrudan koruma moduna geçer. Arıza kodlarında P0087 ibaresini gördüğünüz an, yakıt kütüğündeki basıncın hedeflenen seviyenin fersah fersah altında kaldığı tescillenmiş demektir. Sistem yeterli benzin alamıyor, motor nefessiz kalıyor...
Sadece parçayı değiştirip kurtulacağını sananlar, aynı arızayı birkaç ay sonra tekrar kucaklamaya mahkumdur. Aşınan fincandan dökülen metal tozları yüksek basınç hattında gezinirken o paha biçilemez enjektörlerin memelerini çizer, yakıt kütüğünün sensörünü kör eder. Pompayı yenilemeden önce depodan depoya uzanan o tüm hattı sirke gibi temizlemek, sistemi mikron düzeyinde arındırmak gerekir. Aksi halde yeni taktığınız parçanın ömrünü kendi ellerinizle bitirmiş olursunuz.
Peki bu kadar hassas çalışan bir mühendislik harikasını uzun süre hayatta tutmak gerçekten imkansız mı? Kalitesiz yakıt kullanımında o yüksek basınç pistonunun içinde oluşan mikroskobik çizikler, benzin sızdırmazlığını saniyeler içinde yok eder. Yağ değişim aralıklarını aksatmamak, yüksek devir bantlarında motoru soğukken zorlamamak ve hepsinden önemlisi o minik itici fincanı her 30-40 bin kilometrede bir periyodik olarak kontrol ettirmek... Küçük bir önlem, koca bir motor rektefiyesinin önüne geçer.