Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Otomatik bir aracın direksiyonundayken o pürüzsüz akışın aniden bozulması, vitesin geçerken adeta kararsız kalıp silkelemesi zihninizde hemen büyük bir şanzıman felaketi tablosu çizebilir. Oysa sistemin derinliklerinde, hidrolik beynin o kılcal kanallarında devasa mekanik parçalar değil, sadece milisaniyelik bir gecikmeyle çalışan küçücük bir elektromekanik valf yatıyor olabilir. Şanzıman basınç solenoidi dediğimiz bu minik parça, şanzıman yağının doğru kanallara doğru basınçla yönlendirilmesini sağlayan ana regülatördür; o görevini tam yapmadığında yağ basıncı kontrolsüzce düşer veya aniden yükselir. Dolayısıyla araç vites değiştirirken karar veremez, sarsılır, hatta bazen kendini koruma moduna alıp tek bir viteste kilitleyebilir. Yani o devasa metal dişli kutusunun kaderi, aslında bu minik mıknatıslı bobinin içindeki minik bir pistonun rahat hareket edip edememesine bağlıdır...
Sürüş esnasında gösterge panelinde beliren bir arıza lambası veya aracın devir saati yükseldiği halde hızlanmaması zihni yorabilir, kafa karıştırabilir. Acaba yağın viskozitesi mi bozuldu yoksa solenoidin içindeki minik bobin mi aşırı ısınmadan dolayı direncini kaybetti? Sürekli yağın içinde çalışan bu parçalar, zamanla metal çapaklarının ve tortuların kurbanı olur; yağ kalitesi düştükçe solenoidin mekanik kısmı sıkışmaya, elektronik kısmı ise yanlış sinyaller üretmeye başlar. Bir bakmışsınız araç 2'den 3'e geçerken boşa düşmüş gibi devir çeviriyor, bir bakmışsınız sanki arkadan başka bir araç çarpmış gibi sertçe vitese geçiyor. Basınç ayarlanamadığında hidrolik kavramalar ya birbirini yakacak kadar sürtünür ya da gereksiz bir sertlikle kilitlenip sürüş konforunu tamamen yok eder.
Peki, böyle bir durumla karşılaşıldığında hemen en pahalı senaryoya odaklanıp bütün bir şanzımanı söktürmek mi gerekir, yoksa daha sakince adım adım ilerlemek mi? Yağ seviyesini ve tazeliğini kontrol etmek, sistemdeki hidrolik basınç değerlerini bir diyagnostik cihazıyla okumak çoğu zaman karanlıkta yakılan ilk mum gibidir. Solenoidler genellikle grup halinde bulunur ve bazen sadece arızalanan tek bir basınç solenoidini değiştirmek veya hidrolik beyni iyice temizleyip taze yağ ile doldurmak bütün sorunu bir anda çözer. Şanzıman yağını vaktinde değiştirmek, tesisattaki kablo oksitlenmelerini temiz tutmak ve basınç değerlerini ciddiye almak, sizi ileride binlerce liralık ağır mekanik revizyonlardan tamamen koruyabilir.
Sürüş esnasında gösterge panelinde beliren bir arıza lambası veya aracın devir saati yükseldiği halde hızlanmaması zihni yorabilir, kafa karıştırabilir. Acaba yağın viskozitesi mi bozuldu yoksa solenoidin içindeki minik bobin mi aşırı ısınmadan dolayı direncini kaybetti? Sürekli yağın içinde çalışan bu parçalar, zamanla metal çapaklarının ve tortuların kurbanı olur; yağ kalitesi düştükçe solenoidin mekanik kısmı sıkışmaya, elektronik kısmı ise yanlış sinyaller üretmeye başlar. Bir bakmışsınız araç 2'den 3'e geçerken boşa düşmüş gibi devir çeviriyor, bir bakmışsınız sanki arkadan başka bir araç çarpmış gibi sertçe vitese geçiyor. Basınç ayarlanamadığında hidrolik kavramalar ya birbirini yakacak kadar sürtünür ya da gereksiz bir sertlikle kilitlenip sürüş konforunu tamamen yok eder.
Peki, böyle bir durumla karşılaşıldığında hemen en pahalı senaryoya odaklanıp bütün bir şanzımanı söktürmek mi gerekir, yoksa daha sakince adım adım ilerlemek mi? Yağ seviyesini ve tazeliğini kontrol etmek, sistemdeki hidrolik basınç değerlerini bir diyagnostik cihazıyla okumak çoğu zaman karanlıkta yakılan ilk mum gibidir. Solenoidler genellikle grup halinde bulunur ve bazen sadece arızalanan tek bir basınç solenoidini değiştirmek veya hidrolik beyni iyice temizleyip taze yağ ile doldurmak bütün sorunu bir anda çözer. Şanzıman yağını vaktinde değiştirmek, tesisattaki kablo oksitlenmelerini temiz tutmak ve basınç değerlerini ciddiye almak, sizi ileride binlerce liralık ağır mekanik revizyonlardan tamamen koruyabilir.