Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllarca sanayi sanayi gezip o liften inen, life kaldırılan arabaların altında Azrail ile burun buruna gelen otomobiller gördüm. Ön takım dediğimiz o karmaşık mekanizmanın içinde küçücük bir metal bilye ve kauçuk körükten oluşan rotil, tam olarak aracınızın tekerlekle kurduğu o hayati bağın kalbidir. Süspansiyon sisteminin yükünü çekerken aynı zamanda tekerleğin sağa sola rahatça dönmesini sağlayan bu parça aşındığında, o tekerlek artık sizin kontrolünüzden çıkmaya başlar. Direksiyonu çevirirsiniz ama tekerlek kendi kafasına göre takılır, aracın iz genişliği sapar, kamber açısı bozulur... Anlayacağınız, o küçük küresel mafsal pes ettiğinde otomobille aranızdaki güven bağı tek bir virajda kopuverir.
Kasislerden geçerken ön taraftan gelen o lokurtu sesini müzik sesini açarak bastırabileceğinizi sanıyorsanız, çok büyük yanılıyorsunuz. O mekanik çığlık, rotilin içindeki plastik yatağın tamamen bittiğini ve metalin metale sürtünerek can çekiştiğini söyler size. Çukura her girdiğinizde tabandan gelen o madeni vuruntu sesi zamanla direksiyon simidinde garip bir hissizliğe, hafif bir boşluğa dönüşür. Hatta bazen düz yolda giderken araba birdenbire sağa veya sola çekmeye başlar; siz de boş yere rot ayarı bozuldu sanıp rotçu rotçu gezersiniz... Oysa sorun doğrudan aşınmış bir rotil başındadır.
Virajda arabanın arkası kopmuyor ama ön tarafı ansızın çizgisinden çıkıp dışarı doğru kayıyorsa, tekerlek poyranızla salıncak arasındaki o hassas denge çoktan felç olmuştur. Yüksek hızda giderken direksiyonun avucunuzun içinde titremesi, rotil piminin yatağında boşluk yapmasından kaynaklanır ki bu durum süspansiyon geometrisini tamamen altüst eder. Fren bastığınızda ön tarafın garip bir şekilde salınması, tekerleklerin kamber ve kaster açılarının anlık olarak değişmesindendir. Kontrolü kaybettiğinizi hissettiğiniz o salise, aslında rotilin poyradan kurtulmaya başladığı andır.
En büyük felaket ise o körüğün yırtılıp içeri giren tozun ve suyun rotil bilyesini tamamen kilitlemesidir; işte o zaman rotil keser. Rotilin kopması demek, seyir halindeyken tekerleğin araçtan tamamen bağımsız kalması, çamurluğa katlanıp arabanın taban üzerine oturması demektir. 90 km/s hızla giderken sağ ön tekerleğinizin çamurluğu parçalayarak arkaya doğru katlandığını bir düşünsenize... Ne fren tutar o saniyeden sonra, ne direksiyon söz dinler. Araba tarlaya mı dalar, bariyerlere mi patlar, tamamen şansa kalmış bir piyango.
Lastiklerinize bir bakın; eğer içten veya dıştan düzensiz, diş diş bir aşınma görüyorsanız sorun yine aynı kapıya çıkıyor. Rotil boşluk yaptıkça tekerlek yola dik basamaz, kamber açısı sıfır noktasından kaçar ve o pahalı lastiklerin canına okur. Bir bakmışsınız lastiğin dış tarafı sıfır gibi dururken iç tarafı kabak gibi pürüzsüzleşmiş... Rotili değiştirmekten kaçarken iki tane yeni lastik parçasını çöpe atmak tam olarak bu vurdumduymazlığın faturasıdır.
Liftin altına geçtiğinizde ustaya sadece "bak bakalım" demeyin, levşeyle salıncak ile poyra arasını bizzat kanırtmasını söyleyin. O küresel mafsalda milimetrik bile olsa bir dikey ya da yatay oynama varsa, o parça bitmiştir; ikiletmeden değiştirin. Hatta sol rotil bozulduysa sırf bütçeyi korumak için sadece solu değiştirip çıkmayın dükkandan, sağdakini de eş zamanlı yenileyin. Çünkü ikisi de aynı kilometrenin, aynı çukurların kahrını çekti... Biri pes ettiyse diğeri de eli kulağında demektir.
Sürüş keyfi falan hikaye, rotil arızası doğrudan hayatta kalma meselesidir. Periyodik bakımlarda ustalar genelde motor yağına, filtreye bakar geçer; ön takımı levşeyle zorlamak sizin hatırlatmanız gereken bir alışkanlık olmalı. Rotil körüğünde küçük bir çatlak bile görseniz, "idare eder" demeyin, o gresi dışarı kaçıran parçayı derhal çöpe atın. Yol ile aranızdaki topu topu birkaç santimlik o metal aksamı hafife almak, direksiyonu kadere teslim etmekten başka bir şey değil.
Kasislerden geçerken ön taraftan gelen o lokurtu sesini müzik sesini açarak bastırabileceğinizi sanıyorsanız, çok büyük yanılıyorsunuz. O mekanik çığlık, rotilin içindeki plastik yatağın tamamen bittiğini ve metalin metale sürtünerek can çekiştiğini söyler size. Çukura her girdiğinizde tabandan gelen o madeni vuruntu sesi zamanla direksiyon simidinde garip bir hissizliğe, hafif bir boşluğa dönüşür. Hatta bazen düz yolda giderken araba birdenbire sağa veya sola çekmeye başlar; siz de boş yere rot ayarı bozuldu sanıp rotçu rotçu gezersiniz... Oysa sorun doğrudan aşınmış bir rotil başındadır.
Virajda arabanın arkası kopmuyor ama ön tarafı ansızın çizgisinden çıkıp dışarı doğru kayıyorsa, tekerlek poyranızla salıncak arasındaki o hassas denge çoktan felç olmuştur. Yüksek hızda giderken direksiyonun avucunuzun içinde titremesi, rotil piminin yatağında boşluk yapmasından kaynaklanır ki bu durum süspansiyon geometrisini tamamen altüst eder. Fren bastığınızda ön tarafın garip bir şekilde salınması, tekerleklerin kamber ve kaster açılarının anlık olarak değişmesindendir. Kontrolü kaybettiğinizi hissettiğiniz o salise, aslında rotilin poyradan kurtulmaya başladığı andır.
En büyük felaket ise o körüğün yırtılıp içeri giren tozun ve suyun rotil bilyesini tamamen kilitlemesidir; işte o zaman rotil keser. Rotilin kopması demek, seyir halindeyken tekerleğin araçtan tamamen bağımsız kalması, çamurluğa katlanıp arabanın taban üzerine oturması demektir. 90 km/s hızla giderken sağ ön tekerleğinizin çamurluğu parçalayarak arkaya doğru katlandığını bir düşünsenize... Ne fren tutar o saniyeden sonra, ne direksiyon söz dinler. Araba tarlaya mı dalar, bariyerlere mi patlar, tamamen şansa kalmış bir piyango.
Lastiklerinize bir bakın; eğer içten veya dıştan düzensiz, diş diş bir aşınma görüyorsanız sorun yine aynı kapıya çıkıyor. Rotil boşluk yaptıkça tekerlek yola dik basamaz, kamber açısı sıfır noktasından kaçar ve o pahalı lastiklerin canına okur. Bir bakmışsınız lastiğin dış tarafı sıfır gibi dururken iç tarafı kabak gibi pürüzsüzleşmiş... Rotili değiştirmekten kaçarken iki tane yeni lastik parçasını çöpe atmak tam olarak bu vurdumduymazlığın faturasıdır.
Liftin altına geçtiğinizde ustaya sadece "bak bakalım" demeyin, levşeyle salıncak ile poyra arasını bizzat kanırtmasını söyleyin. O küresel mafsalda milimetrik bile olsa bir dikey ya da yatay oynama varsa, o parça bitmiştir; ikiletmeden değiştirin. Hatta sol rotil bozulduysa sırf bütçeyi korumak için sadece solu değiştirip çıkmayın dükkandan, sağdakini de eş zamanlı yenileyin. Çünkü ikisi de aynı kilometrenin, aynı çukurların kahrını çekti... Biri pes ettiyse diğeri de eli kulağında demektir.
Sürüş keyfi falan hikaye, rotil arızası doğrudan hayatta kalma meselesidir. Periyodik bakımlarda ustalar genelde motor yağına, filtreye bakar geçer; ön takımı levşeyle zorlamak sizin hatırlatmanız gereken bir alışkanlık olmalı. Rotil körüğünde küçük bir çatlak bile görseniz, "idare eder" demeyin, o gresi dışarı kaçıran parçayı derhal çöpe atın. Yol ile aranızdaki topu topu birkaç santimlik o metal aksamı hafife almak, direksiyonu kadere teslim etmekten başka bir şey değil.