Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Gözün kornea tabakasını excimer lazer ışınlarıyla yeniden şekillendirmek, özellikle 18-35 yaş arası miyop ve astigmat hastaları için mucizevi bir kurtuluş yolu aslında. Wavefront teknolojisi dediğimiz o kişiye özel haritalandırma sayesinde, korneanın en üstündeki epitel doku sıyrılıyor ya da femtosaniye lazerle ince bir kapakçık kaldırılıyor; hani o meşhur LASIK ve PRK yöntemleri var ya, işte tam olarak onlar... Vallahi billahi, dakikalar içinde gözün kırma kusuru sıfırlanıyor ama gel gör ki 40 yaşından sonra o meşhur presbiyopi, yani yakını görememe problemi devreye girince işler bir anda sarpa sarıyor. Lazer maalesef gözün kendi içindeki doğal merceğin esnekliğini kaybetmesine çözüm olamıyor, sadece dış pencereni temizliyor o kadar...
Gözün içindeki o yaşlanan doğal merceği tamamen çıkartıp yerine üç odaklı, yani trifokal yapay bir mercek yerleştirme fikri ise bambaşka bir dünya. Fakoemülsifikasyon yöntemiyle, yani ultrasonik ses dalgalarıyla gözün kendi kataraktlı ya da yaşlanmış merceği saniyeler içinde eritiliyor ve o mikronluk kesiden içeri katlanabilir akıllı lensler yerleştiriliyor. Bu lenslerin üzerindeki kırıcı halkalar, ışığı aynı anda hem uzağa, hem ara mesafeye yani bilgisayar ekranına, hem de yakın okuma mesafesine odaklayabiliyor. Abi ya, düşünsene bir kere ameliyat oluyorsun ve ömür boyu bir daha asla katarakt derdin olmuyor, göz numaran bir milim bile oynamıyor... Tabii geceleri ışıkların etrafında oluşan o hafif haleler, parlamalar ilk aylarda insanı biraz deli etmiyor değil...
Korneanın kalınlığı, topografik haritası ve göz kuruluğu seviyesi kurtarmıyorsa, o çok güvendiğin lazer teknolojisi kapıdan içeri bile giremez. Kornea biyomekaniği zayıf olan birine zorla LASIK yaparsan, ileride ektazi denilen ve korneanın öne doğru bombelenmesine yol açan o kabusla karşılaşma riskin var. Lazer ameliyatı temelde doku eksiltme prensibine dayanır, yani mevcut korneandan mikron düzeyinde tıraşlama yapılır. Eğer göz yapın buna uygun değilse, kornean çok inceyse macera aramaya hiç gerek yok... Zaten sırf bu yüzden yüksek numaralı miyoplarda göz içi fakiK lensler ya da direkt akıllı lens alternatifleri masaya yatırılıyor.
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım; hangisi hayat boyu seninle kalacak, hangisi geçici bir konfor alanı sunacak, buna iyi odaklanmak lazım. Lazer ameliyatı olan bir genç, 45 yaşına geldiğinde o gözlükçü dükkanının kapısından içeri öyle ya da böyle tekrar girecek, bundan kaçış yok. Ama akıllı lens operasyonu, gözün anatomik yaşlanma sürecini bir nevi sabitleyen, mercek kaynaklı görme kusurlarını kökten kazıyan bir devrim. Tabii burada da ameliyat esnasında gözün arka kutbunun, yani retinanın durumunun kusursuz olması şart; sarı nokta hastalığın varsa o akıllı lensler hiçbir işe yaramaz... İki yöntemin de mikroskop altında yapılan cerrahi müdahaleler olduğunu bilerek, beklentileri çok doğru tartmak gerekiyor...
Gözün içindeki o yaşlanan doğal merceği tamamen çıkartıp yerine üç odaklı, yani trifokal yapay bir mercek yerleştirme fikri ise bambaşka bir dünya. Fakoemülsifikasyon yöntemiyle, yani ultrasonik ses dalgalarıyla gözün kendi kataraktlı ya da yaşlanmış merceği saniyeler içinde eritiliyor ve o mikronluk kesiden içeri katlanabilir akıllı lensler yerleştiriliyor. Bu lenslerin üzerindeki kırıcı halkalar, ışığı aynı anda hem uzağa, hem ara mesafeye yani bilgisayar ekranına, hem de yakın okuma mesafesine odaklayabiliyor. Abi ya, düşünsene bir kere ameliyat oluyorsun ve ömür boyu bir daha asla katarakt derdin olmuyor, göz numaran bir milim bile oynamıyor... Tabii geceleri ışıkların etrafında oluşan o hafif haleler, parlamalar ilk aylarda insanı biraz deli etmiyor değil...
Korneanın kalınlığı, topografik haritası ve göz kuruluğu seviyesi kurtarmıyorsa, o çok güvendiğin lazer teknolojisi kapıdan içeri bile giremez. Kornea biyomekaniği zayıf olan birine zorla LASIK yaparsan, ileride ektazi denilen ve korneanın öne doğru bombelenmesine yol açan o kabusla karşılaşma riskin var. Lazer ameliyatı temelde doku eksiltme prensibine dayanır, yani mevcut korneandan mikron düzeyinde tıraşlama yapılır. Eğer göz yapın buna uygun değilse, kornean çok inceyse macera aramaya hiç gerek yok... Zaten sırf bu yüzden yüksek numaralı miyoplarda göz içi fakiK lensler ya da direkt akıllı lens alternatifleri masaya yatırılıyor.
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım; hangisi hayat boyu seninle kalacak, hangisi geçici bir konfor alanı sunacak, buna iyi odaklanmak lazım. Lazer ameliyatı olan bir genç, 45 yaşına geldiğinde o gözlükçü dükkanının kapısından içeri öyle ya da böyle tekrar girecek, bundan kaçış yok. Ama akıllı lens operasyonu, gözün anatomik yaşlanma sürecini bir nevi sabitleyen, mercek kaynaklı görme kusurlarını kökten kazıyan bir devrim. Tabii burada da ameliyat esnasında gözün arka kutbunun, yani retinanın durumunun kusursuz olması şart; sarı nokta hastalığın varsa o akıllı lensler hiçbir işe yaramaz... İki yöntemin de mikroskop altında yapılan cerrahi müdahaleler olduğunu bilerek, beklentileri çok doğru tartmak gerekiyor...