Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonu her sağa sola çevirdiğinde o metalik takırtı kulak tırmalıyor ama sen hâlâ yola devam ediyorsun değil mi... Rotil dediğimiz o ufak küresel mafsal milimetrik boşluklar yapmaya başladığında, ön takım adeta bağırmaya başlar; rotil arızasında ne kadar yol gidilir sorusunun tek ve kesin bir cevabı yoktur çünkü bu tamamen kopmanın eşiğine gelip gelmediğinle ilgilidir.
Salıncak kolu ile tekerlek taşıyıcısını birbirine bağlayan o kritik pim, içindeki naylon yatağın erimesiyle birlikte boşluk yaratır ve bozuk yollara girdiğinde lastiğin o anki salınımı tamamen kontrolden çıkar. Kilometrelerce bu şekilde gitmek mümkündür teoride, ta ki o mil pulu yerinden fırlayıp tekerlek yolda kamber açısını tamamen kaybederek alt takımı kucağına alana kadar...
Rot kolu veya amortisör üst takozu sağlam dursa bile o minik mafsal dağıldığı an rot ayarı anında bozulur ve direksiyon boşluğa düşer; yani aslında yolda ilerliyorsun sanırsın ama araba kendi bildiği istikamete doğru gitmeye çalışır. Şehir içi trafikte düşük hızlarda idare edebilirsin belki, o metalin metale sürtme sesine katlandığın sürece bir müddet daha idare eder ama otobana çıkıp yüz kilometreyi aştığın o an riske attığın şey sadece ön takım masrafı değil.
Peki o milimetrik boşluk büyüyüp de körük yırtıldığında içerideki paslanma süreci nasıl hızlanır hiç düşündün mü... Gres kalıntısı kalmadığı için sürtünmeyle ısınan çelik pim bir sabaha karşı kasılsın diye beklenmez, en ufak bir çukurda o mafsal yuvasından çıkıverir ve tekerlek yan yatıp çamurluğa kilitlenir.
Yani yol mesafesini kilometreleyle ölçmek yerine tamamen şans faktörüne ve yolun bozukluğuna bağlamak gerekir... Belki üç yüz kilometre daha gidersin sesleri duymazlıktan gelerek, belki de otuz metre sonraki ilk kasiste o tekerlek altına katlanır ve araba olduğu yerde kalır. Risk almamak en iyisi tabii, ne zaman o garip tıkırtı direksiyondan eline vurmaya başlarsa, o sanayi yolunun görünmesi şarttır.
Salıncak kolu ile tekerlek taşıyıcısını birbirine bağlayan o kritik pim, içindeki naylon yatağın erimesiyle birlikte boşluk yaratır ve bozuk yollara girdiğinde lastiğin o anki salınımı tamamen kontrolden çıkar. Kilometrelerce bu şekilde gitmek mümkündür teoride, ta ki o mil pulu yerinden fırlayıp tekerlek yolda kamber açısını tamamen kaybederek alt takımı kucağına alana kadar...
Rot kolu veya amortisör üst takozu sağlam dursa bile o minik mafsal dağıldığı an rot ayarı anında bozulur ve direksiyon boşluğa düşer; yani aslında yolda ilerliyorsun sanırsın ama araba kendi bildiği istikamete doğru gitmeye çalışır. Şehir içi trafikte düşük hızlarda idare edebilirsin belki, o metalin metale sürtme sesine katlandığın sürece bir müddet daha idare eder ama otobana çıkıp yüz kilometreyi aştığın o an riske attığın şey sadece ön takım masrafı değil.
Peki o milimetrik boşluk büyüyüp de körük yırtıldığında içerideki paslanma süreci nasıl hızlanır hiç düşündün mü... Gres kalıntısı kalmadığı için sürtünmeyle ısınan çelik pim bir sabaha karşı kasılsın diye beklenmez, en ufak bir çukurda o mafsal yuvasından çıkıverir ve tekerlek yan yatıp çamurluğa kilitlenir.
Yani yol mesafesini kilometreleyle ölçmek yerine tamamen şans faktörüne ve yolun bozukluğuna bağlamak gerekir... Belki üç yüz kilometre daha gidersin sesleri duymazlıktan gelerek, belki de otuz metre sonraki ilk kasiste o tekerlek altına katlanır ve araba olduğu yerde kalır. Risk almamak en iyisi tabii, ne zaman o garip tıkırtı direksiyondan eline vurmaya başlarsa, o sanayi yolunun görünmesi şarttır.