Burak Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Marşa basıyorsun, motorun o ilk anda verdiği o tatlı hırıltı yerine garip bir öksürük duyuluyorsun; işte bu, depodaki tortunun veya sudan ibaret mazotun filtrenin gözeneklerini tamamen tıkadığının ilk somut kanıtıdır. Common rail basınç sensörü anlık olarak beyne hata kodu düşerken, gösterge panelindeki o sarı motor arıza lambası aslında sana çok net bir şey söylüyor: "Yakıt yolunda ciddi bir tıkanıklık var..." Pompa, basması gereken o yüksek basınçlı mazotu süzgeçten geçiremediği için rail borusundaki basınç dalgalanır ve bu da motorun rölantide bile salınım yapmasına neden olur.
Yokuş yukarı çıkarken gaza biraz daha sert bastığında arabanın arkaya doğru yığıldığını, sanki arkadan biri çekiyormuş gibi hantallaştığını hissettiğin o an, filtre artık görevini tamamen kaybetmiştir. Pompa elemanları saniyede yüzlerce bar basınç üretmeye çalışırken, tıkanan filtre yüzünden yeterli debiyi yakalayamaz; yanma odasına giden mazot miktarı ani olarak düşer ve motor ECU'su yakıtı kesmek zorunda kalır. Yakıt filtresi tıkalıyken zorlanan bir motor, enjektör uçlarındaki o mikronluk deliklerin de kurumla dolmasına zemin hazırlar... Zaten mesele sadece filtrenin kirlenmesi değil, asıl tehlike o kirin enjektörleri ve mazot pompasını çizmeye başlamasıdır.
Sabahları o buz gibi havada aracı çalıştırabilmek için marşa üç beş defa ard arda basmak zorunda kalıyorsan, aküye değil direkt olarak filtrenin içindeki hava yapma problemine veya mazotun geri kaçmasına odaklanmalısın. Filtre elemanının içindeki kağıt filtre zamanla nemden dolayı şişer, geçirgenliğini tamamen yitirir ve marş esnasında yakıt devridaimi kesildiği için sistem hava yutar. Mazot filtresi değişim periyodunu on bin kilometrede bir pas geçip otuz bin yapanların, sonrasında binlerce lira verip enjektör revizyonu yaptırması işin en acı tablosudur... Erken değişmeyen her filtre, aslında motorunun kalbine kendi ellerinle sıktığın bir kurşundur.
Yokuş yukarı çıkarken gaza biraz daha sert bastığında arabanın arkaya doğru yığıldığını, sanki arkadan biri çekiyormuş gibi hantallaştığını hissettiğin o an, filtre artık görevini tamamen kaybetmiştir. Pompa elemanları saniyede yüzlerce bar basınç üretmeye çalışırken, tıkanan filtre yüzünden yeterli debiyi yakalayamaz; yanma odasına giden mazot miktarı ani olarak düşer ve motor ECU'su yakıtı kesmek zorunda kalır. Yakıt filtresi tıkalıyken zorlanan bir motor, enjektör uçlarındaki o mikronluk deliklerin de kurumla dolmasına zemin hazırlar... Zaten mesele sadece filtrenin kirlenmesi değil, asıl tehlike o kirin enjektörleri ve mazot pompasını çizmeye başlamasıdır.
Sabahları o buz gibi havada aracı çalıştırabilmek için marşa üç beş defa ard arda basmak zorunda kalıyorsan, aküye değil direkt olarak filtrenin içindeki hava yapma problemine veya mazotun geri kaçmasına odaklanmalısın. Filtre elemanının içindeki kağıt filtre zamanla nemden dolayı şişer, geçirgenliğini tamamen yitirir ve marş esnasında yakıt devridaimi kesildiği için sistem hava yutar. Mazot filtresi değişim periyodunu on bin kilometrede bir pas geçip otuz bin yapanların, sonrasında binlerce lira verip enjektör revizyonu yaptırması işin en acı tablosudur... Erken değişmeyen her filtre, aslında motorunun kalbine kendi ellerinle sıktığın bir kurşundur.