Sami Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Dizel veya benzinli bir Renault kullanıyorsanız, motorun o kendine has sesindeki ufacık bir değişimi bile hemen sezersiniz. Depodan gelen akışta bir aksama başladığında, araba size bunu önce sessizce, sonra hafif hafif silkeleyerek hissettirir. Filtenin tıkanmaya başladığı o ilk anlar... Sanki araç arkadan birisi tarafından tutuluyormuş gibi cansızlaşır. Birkaç yüz metre gidersiniz, her şey normal sanırsınız ama gaza biraz daha yüklendiğinizde o eski canlılığı bulamazsınız.
Motorun kalbine giden damarları tıkalı bir sistemle ne kadar yol gidebilirsiniz ki? Renault’nun en hassas olduğu noktalardan biri tam olarak bu yakıt besleme hattıdır. Süzgeç görevini yapan parçanın içine biriken tortu, yanma odasına giden akışı adım adım bozar. Hani bazen araç rölantide çalışırken birden titremeye başlar ya... İşte tam o sırada depodan gelen yakıtın içinde minik bir tıkanıklık savaşı yaşanıyordur.
Yokuş yukarı tırmanırken aniden gücün kesilmesi tesadüf değildir. İhtiyaç duyulan ekstra yakıt filtrenin o tıkalı gözeneklerinden geçemez ve sistem kendini korumaya almaya çalışır. Basarsınız gaza, devir saati yükselir ama araba gitmez. Yolda kalma korkusu tam olarak bu anlarda zihne yerleşir... Aslında çözüm gözünüzün önündedir ama genelde sorun büyüyene kadar o parçaya dokunmak kimsenin aklına gelmez.
Kirli yakıt filtreleri zamanla enjektörlerin de başını yakar. Sistemi korumak için oraya konan bir parçayı ihmal ettiğinizde, masrafı katlayarak daha büyük bileşenlere devredersiniz. Pompa zorlanır, yüksek basınç üretemez hale gelir ve motor arıza ışığı gösterge paneline bir kere yerleşti mi artık geç kalmış olabilirsiniz. Önemsiz gibi görünen küçücük bir metal kutu, bütün yürüyen aksamın neşesini kaçırmaya yeter.
Depoyu nereden doldurduğunuza dikkat etmek yetmez bazen. Zamanla depoda biriken nem ve dip tortusu, siz ne kadar kaliteli akaryakıt alırsanız alın o filtenin ömründen çalar. Değişim periyodunu aksatmamak, ustanıza gittiğinizde "şu filtreyi de bir aradan çıkaralım" demek sizi yolda kalmaktan kurtarır. Uzun yola çıkmadan önce bunu halletmek, kafanızın rahat olması demektir.
Sökerken çıkan kapkara sıvıyı görseniz, o motorun nasıl hala çalıştığına şaşırırsınız. Temiz yakıt, sağlıklı patlama ve pürüzsüz bir sürüş demektir. Sesini dinleyin arabanızın, size ne zaman pes edeceğini fısıldar zaten... Şüphe duyduğunuz an hiç beklemeden o parçayı yenisiyle değiştirin, Renault'nuzun nefesi tekrar açılsın.
Motorun kalbine giden damarları tıkalı bir sistemle ne kadar yol gidebilirsiniz ki? Renault’nun en hassas olduğu noktalardan biri tam olarak bu yakıt besleme hattıdır. Süzgeç görevini yapan parçanın içine biriken tortu, yanma odasına giden akışı adım adım bozar. Hani bazen araç rölantide çalışırken birden titremeye başlar ya... İşte tam o sırada depodan gelen yakıtın içinde minik bir tıkanıklık savaşı yaşanıyordur.
Yokuş yukarı tırmanırken aniden gücün kesilmesi tesadüf değildir. İhtiyaç duyulan ekstra yakıt filtrenin o tıkalı gözeneklerinden geçemez ve sistem kendini korumaya almaya çalışır. Basarsınız gaza, devir saati yükselir ama araba gitmez. Yolda kalma korkusu tam olarak bu anlarda zihne yerleşir... Aslında çözüm gözünüzün önündedir ama genelde sorun büyüyene kadar o parçaya dokunmak kimsenin aklına gelmez.
Kirli yakıt filtreleri zamanla enjektörlerin de başını yakar. Sistemi korumak için oraya konan bir parçayı ihmal ettiğinizde, masrafı katlayarak daha büyük bileşenlere devredersiniz. Pompa zorlanır, yüksek basınç üretemez hale gelir ve motor arıza ışığı gösterge paneline bir kere yerleşti mi artık geç kalmış olabilirsiniz. Önemsiz gibi görünen küçücük bir metal kutu, bütün yürüyen aksamın neşesini kaçırmaya yeter.
Depoyu nereden doldurduğunuza dikkat etmek yetmez bazen. Zamanla depoda biriken nem ve dip tortusu, siz ne kadar kaliteli akaryakıt alırsanız alın o filtenin ömründen çalar. Değişim periyodunu aksatmamak, ustanıza gittiğinizde "şu filtreyi de bir aradan çıkaralım" demek sizi yolda kalmaktan kurtarır. Uzun yola çıkmadan önce bunu halletmek, kafanızın rahat olması demektir.
Sökerken çıkan kapkara sıvıyı görseniz, o motorun nasıl hala çalıştığına şaşırırsınız. Temiz yakıt, sağlıklı patlama ve pürüzsüz bir sürüş demektir. Sesini dinleyin arabanızın, size ne zaman pes edeceğini fısıldar zaten... Şüphe duyduğunuz an hiç beklemeden o parçayı yenisiyle değiştirin, Renault'nuzun nefesi tekrar açılsın.