Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah kontak çevirdiğinde o tanıdık motor homurtusu yerine ekranda beliren sarı bir motor arıza lambası tüm gününün ritmini bozar, bilirsin. Enjektörlerin üzerindeki basınç değerini beyne taşıyan o parmak kadarlık müşür var ya, işte o kurum bağladığında motor beyne yanlış sinyal gönderir; rölanti dalgalanması dediğin şey tam olarak bu yüzden kapını çalar.
Krank milinin dönüş hızını saniyenin binde biri hassasiyetle okuyan manyetik sensör, kilometreler ilerledikçe motor bloğundan yayılan sıcaklıkla kavrulur ve bir an gelir sinyal vermeyi keser. Yolda giderken aniden stop eden bir araba düşün, debriyaja basıp tekrar marş basarsın ama o sensör serinlemeden motor asla çalışmak istemez... Aslında her şey o küçük plastik gövdenin içindeki mikro devrenin sıcağa yenilmesiyle başlar.
Egzoz manifoldunun hemen altındaki oksijen sensörü, yani o bilinen adıyla lambda, atık gazın içindeki yanmamış oksijen miktarını ölçemezse yakıt tüketimi aniden tırmanışa geçer. Cüzdanını yakan o yüksek benzin faturalarının tek sorumlusu, kabloları egzoz ısısından kavrulmuş olan o hassas uçtur... Değiştirmekten korkma, çünkü eskiyen sensör motorun kalbini yavaş yavaş zehirler.
Turbo basınç regülatörünü kontrol eden MAP sensörünün içi zamanla motor yağ buharıyla kaplanır, basınç değerini doğru hesaplayamaz ve o sevdiğin ani hızlanmalar bir anda hantal bir yığılmaya dönüşür. Gaza basarsın ama araba gitmek istemez, sanki arkadan biri çekiyormuş gibi yığılır kalır... Temizlemek bazen işe yarar sanırsın ama o hassas diyafram bir kez bozulduysa yenisiyle değiştirmekten başka çaren yoktur.
ABS beynine anlık veri taşıyan tekerlek hız sensörleri, çamurlu yollarda biriken balçık yüzünden körleşir ve ani fren yaptığında tekerleklerin kilitlenmesine yol açarak seni o korku dolu saniyelerle baş başa bırakır. Yağmurda kaygan yolda kaymaya başladığında o sensörün çalışmadığını anlarsın, iş işten geçmiştir ama... Bakımlarını yaptırırken ustaya o tekerlek yuvalarını mutlaka tazyikli suyla temizletmelisin.
Krank milinin dönüş hızını saniyenin binde biri hassasiyetle okuyan manyetik sensör, kilometreler ilerledikçe motor bloğundan yayılan sıcaklıkla kavrulur ve bir an gelir sinyal vermeyi keser. Yolda giderken aniden stop eden bir araba düşün, debriyaja basıp tekrar marş basarsın ama o sensör serinlemeden motor asla çalışmak istemez... Aslında her şey o küçük plastik gövdenin içindeki mikro devrenin sıcağa yenilmesiyle başlar.
Egzoz manifoldunun hemen altındaki oksijen sensörü, yani o bilinen adıyla lambda, atık gazın içindeki yanmamış oksijen miktarını ölçemezse yakıt tüketimi aniden tırmanışa geçer. Cüzdanını yakan o yüksek benzin faturalarının tek sorumlusu, kabloları egzoz ısısından kavrulmuş olan o hassas uçtur... Değiştirmekten korkma, çünkü eskiyen sensör motorun kalbini yavaş yavaş zehirler.
Turbo basınç regülatörünü kontrol eden MAP sensörünün içi zamanla motor yağ buharıyla kaplanır, basınç değerini doğru hesaplayamaz ve o sevdiğin ani hızlanmalar bir anda hantal bir yığılmaya dönüşür. Gaza basarsın ama araba gitmek istemez, sanki arkadan biri çekiyormuş gibi yığılır kalır... Temizlemek bazen işe yarar sanırsın ama o hassas diyafram bir kez bozulduysa yenisiyle değiştirmekten başka çaren yoktur.
ABS beynine anlık veri taşıyan tekerlek hız sensörleri, çamurlu yollarda biriken balçık yüzünden körleşir ve ani fren yaptığında tekerleklerin kilitlenmesine yol açarak seni o korku dolu saniyelerle baş başa bırakır. Yağmurda kaygan yolda kaymaya başladığında o sensörün çalışmadığını anlarsın, iş işten geçmiştir ama... Bakımlarını yaptırırken ustaya o tekerlek yuvalarını mutlaka tazyikli suyla temizletmelisin.