Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Yaz sıcakları bastırdığında araca bindiğimiz an ilk bastığımız düğme o malum serinletme tuşudur, hepimiz biliriz o anı. Renault sahipleri bu aralar direksiyon başında biraz terliyor galiba, çünkü servislerin kapısı hep aynı dertle aşınıyor. Klimalardan bir gün esen o buz gibi rüzgar, sessiz sedasız yerini ılık bir nefese bırakıveriyor birden. Kompresör devreye giriyor ama ortada soğuktan eser yok, işte o can sıkıcı an...
Sistemdeki o görünmez gaz nereye uçup gidiyor acaba? Borulardaki mikro çatlaklar mı, yoksa radyatörün ta kendisi mi delindi yine? Kimse parayı sokağa atmak istemez, hele ki şu günlerde tamir masrafları bütçeyi yeterince zorluyorken. Kaçak tespiti için kullanılan o mor ışıklar bile bazen çaresiz kalıyor, kaçağın yerini bulmak hayalet avına dönüyor adeta. Servise gidiyorsun, basıyorlar basıncı, "Gaz basalım bir hafta idare eder" diyorlar ama nerede...
Eski model Renault'larda da var bu kronik illet, sıfır kokulu son çıkanlarda da... Alüminyum boruların motor titreşimine yenik düşmesi klasik bir senaryo aslında. Titreştikçe sürtünüyor, sürtündükçe inceliyor ve o kıymetli gaz kendine ufak bir kaçış yolu buluyor hemen. O yüzden sadece gaz doldurup geçiştirmek günü kurtarır, asıl mesele o deliği kökünden kurutmakta. Usta titiz olacak, parmaklarıyla o kıvrımları tek tek yoklayacak, yoksa paranız da huzurunuz da uçup gider rüzgarda.
Ön konsolun derinliklerinden gelen o hafif freona benzer koku da başka bir işaret, burnunuz yanılmıyor hiç merak etmeyin. Göğüslüğün sökülmesi gerekebilir ki bu da işçilik masrafını iki katına çıkarır, insanın canını sıkan da tam olarak bu zaten. Petek delindiyse geçmiş olsun, o torpido sökülecek başka yolu yok bu işin. Fabrika çıkışlı malzeme kalitesi mi düşük, yoksa yollarımızın mı suçu var bunda, emin değilim ama faturası yine bizim cebimize kesiliyor.
Yaz bitmeden bu işi çözmek lazım, yoksa trafikte sıkışıp kalmış o sıcak öğleden sonraları çekilmez bir azaba dönüşüyor. Güvenilir bir usta bulun kendinize, hani böyle gözü kapalı anahtar emanet edeceğiniz türden eski topraklar var ya, ha işte onlardan. Kaçağı bulmadan gaz basana da para vermeyin sakın, benden söylemesi. Serin günler dilerim, camları açıp rüzgarla idare etmeyin artık şu yaz günlerinde.
Sistemdeki o görünmez gaz nereye uçup gidiyor acaba? Borulardaki mikro çatlaklar mı, yoksa radyatörün ta kendisi mi delindi yine? Kimse parayı sokağa atmak istemez, hele ki şu günlerde tamir masrafları bütçeyi yeterince zorluyorken. Kaçak tespiti için kullanılan o mor ışıklar bile bazen çaresiz kalıyor, kaçağın yerini bulmak hayalet avına dönüyor adeta. Servise gidiyorsun, basıyorlar basıncı, "Gaz basalım bir hafta idare eder" diyorlar ama nerede...
Eski model Renault'larda da var bu kronik illet, sıfır kokulu son çıkanlarda da... Alüminyum boruların motor titreşimine yenik düşmesi klasik bir senaryo aslında. Titreştikçe sürtünüyor, sürtündükçe inceliyor ve o kıymetli gaz kendine ufak bir kaçış yolu buluyor hemen. O yüzden sadece gaz doldurup geçiştirmek günü kurtarır, asıl mesele o deliği kökünden kurutmakta. Usta titiz olacak, parmaklarıyla o kıvrımları tek tek yoklayacak, yoksa paranız da huzurunuz da uçup gider rüzgarda.
Ön konsolun derinliklerinden gelen o hafif freona benzer koku da başka bir işaret, burnunuz yanılmıyor hiç merak etmeyin. Göğüslüğün sökülmesi gerekebilir ki bu da işçilik masrafını iki katına çıkarır, insanın canını sıkan da tam olarak bu zaten. Petek delindiyse geçmiş olsun, o torpido sökülecek başka yolu yok bu işin. Fabrika çıkışlı malzeme kalitesi mi düşük, yoksa yollarımızın mı suçu var bunda, emin değilim ama faturası yine bizim cebimize kesiliyor.
Yaz bitmeden bu işi çözmek lazım, yoksa trafikte sıkışıp kalmış o sıcak öğleden sonraları çekilmez bir azaba dönüşüyor. Güvenilir bir usta bulun kendinize, hani böyle gözü kapalı anahtar emanet edeceğiniz türden eski topraklar var ya, ha işte onlardan. Kaçağı bulmadan gaz basana da para vermeyin sakın, benden söylemesi. Serin günler dilerim, camları açıp rüzgarla idare etmeyin artık şu yaz günlerinde.