Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah aracı çalıştırıp yola koyulduğunuzda, motorun o eski hevesli sesini duyamıyorsanız bir şeyler ters gidiyor demektir. Renault modellerinde sıkça karşımıza çıkan o meşhur çekişten düşme hissi, ekranda yanan o sevimsiz arıza lambasıyla birleştiğinde can sıkar. Gaz pedalına basarsınız ama araba gitmek istemez, arkasından birisi çekiyormuş gibi nazlanır. İşte tam bu anlarda, kaputun altında sessiz sedasız görevini yapmaya çalışan ama artık tıkanmış bir parça devreye giriyor. Egzoz gazı geri dönüşüm valfi, yani bizim bildiğimiz adıyla EGR...
Dizel ya da benzinli fark etmeksizin, motorun kendi çıkardığı kirli gazı tekrar soluması zamanla içeride kurum birikmesine yol açıyor. Sürekli şehir içi trafiğinde, dur-kalklarda kullanılan araçlar bu durumdan biraz daha fazla muzdarip. Kurum dediğimiz şey katılaşıp valfin o küçük kapakçığını sıkıştırdığında, sistem ne zaman açılıp ne zaman kapanacağını şaşırıyor haliyle. Hatta bazen o kadar çok doluyor ki içi, sistem tamamen kilitlenip kalıyor. Karbon atıkları, motorun ciğerlerini yavaş yavaş tıkayan görünmez bir düşman gibi...
Rölantide beklerken arabanın titremesi, devir saatinin kendi kendine aşağı yukarı oynaması hep bu yüzden. Bazen kırmızı ışıkta durduğunuzda motorun pır pır edip stop edecekmiş gibi olması da cabası. Eğer son zamanlarda yakıt tüketiminde gözle görülür bir artış fark ettiyseniz, ibre yukarı doğru tırmanıyorsa şüphelenmekte haklısınız. Sanki depo delinmiş gibi yakıt harcayan bir motor, aslında sadece doğru nefes alamıyordur. Bir yerlerde ters giden bir şeyler olduğunu araba size anlatmaya çalışıyor ama duymak lazım.
Sanayiye yolunuz düştüğünde usta hemen "EGR'yi iptal edelim" diyebilir, bu çok sık duyulan bir çözüm önerisi. Fakat acele karar vermeden önce parçayı güzelce temizletmeyi denemek her zaman daha mantıklı bir ilk adım. Özel temizleme spreyleri ve titiz bir işçilikle o katılaşmış kurumlar söküldüğünde, valf yeniden ilk günkü gibi rahatça çalışabiliyor. Parçayı tamamen gözden çıkarmak yerine ona bir şans daha vermek, hem bütçeyi korur hem de aracın orijinal yapısını bozmaz. Doğru müdahale, çoğu zaman en ucuz ve en zahmetsiz yoldur...
Yeni nesil araçların hassas doğası gereği, elektronik aksamda yaşanan bu tarz aksamalar zincirleme reaksiyon yaratabiliyor. Tıkanıklık uzun süre göz ardı edilirse, motorun diğer bileşenleri de bu kalitesiz yanma sürecinden nasibini almaya başlıyor maalesef. Belki sadece basit bir parça değişimi veya temizlikle kurtulacak bir durum, zamanla daha masraflı işlere kapı aralayabilir. Kulak ardı edilen her küçük arıza, ileride daha büyük bir dert olarak geri döner. Arada bir motoru yüksek devirde kullanarak o biriken kurumları egzozdan atmaya çalışmak bile işe yarayabilir aslında.
Dizel ya da benzinli fark etmeksizin, motorun kendi çıkardığı kirli gazı tekrar soluması zamanla içeride kurum birikmesine yol açıyor. Sürekli şehir içi trafiğinde, dur-kalklarda kullanılan araçlar bu durumdan biraz daha fazla muzdarip. Kurum dediğimiz şey katılaşıp valfin o küçük kapakçığını sıkıştırdığında, sistem ne zaman açılıp ne zaman kapanacağını şaşırıyor haliyle. Hatta bazen o kadar çok doluyor ki içi, sistem tamamen kilitlenip kalıyor. Karbon atıkları, motorun ciğerlerini yavaş yavaş tıkayan görünmez bir düşman gibi...
Rölantide beklerken arabanın titremesi, devir saatinin kendi kendine aşağı yukarı oynaması hep bu yüzden. Bazen kırmızı ışıkta durduğunuzda motorun pır pır edip stop edecekmiş gibi olması da cabası. Eğer son zamanlarda yakıt tüketiminde gözle görülür bir artış fark ettiyseniz, ibre yukarı doğru tırmanıyorsa şüphelenmekte haklısınız. Sanki depo delinmiş gibi yakıt harcayan bir motor, aslında sadece doğru nefes alamıyordur. Bir yerlerde ters giden bir şeyler olduğunu araba size anlatmaya çalışıyor ama duymak lazım.
Sanayiye yolunuz düştüğünde usta hemen "EGR'yi iptal edelim" diyebilir, bu çok sık duyulan bir çözüm önerisi. Fakat acele karar vermeden önce parçayı güzelce temizletmeyi denemek her zaman daha mantıklı bir ilk adım. Özel temizleme spreyleri ve titiz bir işçilikle o katılaşmış kurumlar söküldüğünde, valf yeniden ilk günkü gibi rahatça çalışabiliyor. Parçayı tamamen gözden çıkarmak yerine ona bir şans daha vermek, hem bütçeyi korur hem de aracın orijinal yapısını bozmaz. Doğru müdahale, çoğu zaman en ucuz ve en zahmetsiz yoldur...
Yeni nesil araçların hassas doğası gereği, elektronik aksamda yaşanan bu tarz aksamalar zincirleme reaksiyon yaratabiliyor. Tıkanıklık uzun süre göz ardı edilirse, motorun diğer bileşenleri de bu kalitesiz yanma sürecinden nasibini almaya başlıyor maalesef. Belki sadece basit bir parça değişimi veya temizlikle kurtulacak bir durum, zamanla daha masraflı işlere kapı aralayabilir. Kulak ardı edilen her küçük arıza, ileride daha büyük bir dert olarak geri döner. Arada bir motoru yüksek devirde kullanarak o biriken kurumları egzozdan atmaya çalışmak bile işe yarayabilir aslında.