Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Hidrolik pompası homurdanmaya başladığı an, o masum gibi duran direksiyon simidi bir anda elinizde devasa bir demir yığınına dönüşür. Kimse o ilk ağırlaşmayı yavaş manevralarda fark etmek istemez ama asfaltla yapılan gizli pazarlık her zaman sürücünün aleyhine biter.
Asfaltın o sinsi çukurları, rot başlarına binen her milimetrik yük, aslında doğrudan direksiyon dişlilerinin kalbine saplanan birer hançer gibidir. Boşluk dediğiniz şey öyle bir günde oluşmaz; milim milim, kilometre kilometre büyür de ruhunuz duymaz.
Otoyolda yüz yirmiyle giderken ön takım hafifçe sağa sola oynamaya başladığında, direksiyon kutusundaki o lanet hidrolik kaçakları çoktan tavan yapmıştır. Şüpheye yer bırakmayacak kadar net bir tepkisizliktir bu; araba yola tutunmuyor, adeta dalgalarla boğuşuyor...
Kimi usta "Yağını değiştiririz geçer" der, kimi "Kutu komple çöpe" diye kestirip atar ama kimse o içerideki bilyelerin nasıl parça pinçik olduğundan bahsetmez. Değiştirin o keçeleri, yenileyin o segmanları; yoksa bir viraj çıkışında o kilitlenen mil ile baş başa kalmak işten bile değil.
Sokak aralarında manevra yaparken gelen o tıkırtı sesi, aslında mekanizmanın son nefesini verirken çıkardığı çığlıktan başka bir şey değildir. Duyuyor musunuz o metalin feryadını, yoksa hâlâ müziğin sesini açıp her şey yolundaymış gibi davranmaya devam mı edeceksiniz?
Asfaltın o sinsi çukurları, rot başlarına binen her milimetrik yük, aslında doğrudan direksiyon dişlilerinin kalbine saplanan birer hançer gibidir. Boşluk dediğiniz şey öyle bir günde oluşmaz; milim milim, kilometre kilometre büyür de ruhunuz duymaz.
Otoyolda yüz yirmiyle giderken ön takım hafifçe sağa sola oynamaya başladığında, direksiyon kutusundaki o lanet hidrolik kaçakları çoktan tavan yapmıştır. Şüpheye yer bırakmayacak kadar net bir tepkisizliktir bu; araba yola tutunmuyor, adeta dalgalarla boğuşuyor...
Kimi usta "Yağını değiştiririz geçer" der, kimi "Kutu komple çöpe" diye kestirip atar ama kimse o içerideki bilyelerin nasıl parça pinçik olduğundan bahsetmez. Değiştirin o keçeleri, yenileyin o segmanları; yoksa bir viraj çıkışında o kilitlenen mil ile baş başa kalmak işten bile değil.
Sokak aralarında manevra yaparken gelen o tıkırtı sesi, aslında mekanizmanın son nefesini verirken çıkardığı çığlıktan başka bir şey değildir. Duyuyor musunuz o metalin feryadını, yoksa hâlâ müziğin sesini açıp her şey yolundaymış gibi davranmaya devam mı edeceksiniz?