Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kırmızı koydun, üç ay geçti, kış ortasında arabanın içi buzdolabı. Şaşırdın mı? Renault bloğu alüminyum, gidip rafında bulduğun herhangi bir kırmızı antifrizi boca edemezsin o depoya. Glaceol RX Type D kullanacaksın. Başka seçeneğin yok, alternatifin yok. Yanlış sıvı o kanalları reaksiyona sokuyor, sarı bir çamura dönüştürüyor. Depoda o çamuru gördüysen motor içeriden çürüyor demektir... Geçmiş olsun.
Termostat kütüğünün altından sızan o leke ne sanıyorsun? Sanayideki usta "bunların plastik kütüğü kronik abi" der, geçer. Kronik olan araba değil, senin kulaktan dolma bakım anlayışın. Kimyası uymayan antifriz o plastik gövdenin contalarını kemiriyor, sertleştiriyor. Isınan plastik esneyemeyince çatlıyor, sıvı usulca şanzıman bloğuna süzülüyor... Gece park edip sabah aracın altında birikinti görmek istemiyorsan orijinal kütük ve doğru sıvıdan şaşmayacaksın.
Musluk suyu doldurup üstüne antifriz eklemek hangi aklın ürünü? Kireçli şebeke suyunu bastığın an o daracık soğutma kanallarında kireç ile antifriz savaşa tutuşur. Taşlaşmış bir tortu kalır geride, kanallar tıkanır. Saf su koyacaksın, sadece distile su. Kafana göre oran ayarlayamazsın; yarı yarıya karıştırmazsan ya devirdaim pompasını yorarsın ya da ilk sert soğukta motor bloğunu eline alırsın...
Göğsü komple söktürüp kalorifer peteği değiştirmeye çok mu meraklısın? Sorun torpidonun arkasındaki parçada değil ki, senin genleşme kabındaki çamurlu sıvıda. Uymayan antifrizin yaptığı o çökelti gider en dar noktaya, yani kalorifer peteğine yerleşir. Sol taraf üfler, sağ taraf buz keser. Sürücü ısınır, yanındaki titrer. Makineyle yıkatıp kurtaracağını sanırsın ama o kanal bir kere tıkandı mı bitti, değişecek... Bakımsızlığın faturası her zaman ağır kesilir.
Genleşme kabının kapağını en son ne zaman yeniledin? O kapağın sadece basit bir plastik değil, doğrudan hassas bir basınç valfi olduğunu unuttun mu? Antifriz seviyen düşüyor ama motorun altında tek damla iz yoksa o sıvı buharlaşıp kaçıyordur. Kapak basıncı tutamaz, suyun kaynama noktası düşer, motor çaktırmadan gizli hararet görür. Sırf on liralık kapak yüzünden silindir kapak contasını yakan kaç kişi gördüm ben...
Termostat kütüğünün altından sızan o leke ne sanıyorsun? Sanayideki usta "bunların plastik kütüğü kronik abi" der, geçer. Kronik olan araba değil, senin kulaktan dolma bakım anlayışın. Kimyası uymayan antifriz o plastik gövdenin contalarını kemiriyor, sertleştiriyor. Isınan plastik esneyemeyince çatlıyor, sıvı usulca şanzıman bloğuna süzülüyor... Gece park edip sabah aracın altında birikinti görmek istemiyorsan orijinal kütük ve doğru sıvıdan şaşmayacaksın.
Musluk suyu doldurup üstüne antifriz eklemek hangi aklın ürünü? Kireçli şebeke suyunu bastığın an o daracık soğutma kanallarında kireç ile antifriz savaşa tutuşur. Taşlaşmış bir tortu kalır geride, kanallar tıkanır. Saf su koyacaksın, sadece distile su. Kafana göre oran ayarlayamazsın; yarı yarıya karıştırmazsan ya devirdaim pompasını yorarsın ya da ilk sert soğukta motor bloğunu eline alırsın...
Göğsü komple söktürüp kalorifer peteği değiştirmeye çok mu meraklısın? Sorun torpidonun arkasındaki parçada değil ki, senin genleşme kabındaki çamurlu sıvıda. Uymayan antifrizin yaptığı o çökelti gider en dar noktaya, yani kalorifer peteğine yerleşir. Sol taraf üfler, sağ taraf buz keser. Sürücü ısınır, yanındaki titrer. Makineyle yıkatıp kurtaracağını sanırsın ama o kanal bir kere tıkandı mı bitti, değişecek... Bakımsızlığın faturası her zaman ağır kesilir.
Genleşme kabının kapağını en son ne zaman yeniledin? O kapağın sadece basit bir plastik değil, doğrudan hassas bir basınç valfi olduğunu unuttun mu? Antifriz seviyen düşüyor ama motorun altında tek damla iz yoksa o sıvı buharlaşıp kaçıyordur. Kapak basıncı tutamaz, suyun kaynama noktası düşer, motor çaktırmadan gizli hararet görür. Sırf on liralık kapak yüzünden silindir kapak contasını yakan kaç kişi gördüm ben...