Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunun altındaki o karmaşık mekanik düzen düzgün çalışmadığında gösterge panelinde beliren kırmızı simgelerin heyecanı başkadır. Radyatör fanı arızalandığında soğutma sıvısının sıcaklığı kritik seviyelerin üzerine çıkacağı için hararet lambasının yanması neredeyse kaçınılmaz bir fiziki sonuçtur. Termostatın açılmasıyla radyatöre yönlendirilen yüksek sıcaklıktaki sıvının, araç durağan haldeyken rüzgar alamaması sebebiyle soğutulamaması, motor kontrol ünitesinin (ECU) ısı sensöründen aldığı veriler doğrultusunda o uyarı ışığını yakmasını sağlar. Fan müşiri veya fan rölesi gibi elektriksel bileşenlerin devre dışı kalması da aynı doğrudan etkiyi yaratır... Sıcaklık yükselir, lamba yanar.
Gösterge panelindeki o kırmızı hararet ikazı yandığında aslında aracın soğutma bloğundaki termodinamik dengenin bozulduğu bize haber veriliyordur. Motor için hayati önem taşıyan antifrizli sıvının radyatör kanallarında dolaşırken üzerindeki ısıyı atmosfere transfer edememesi, sistemdeki basıncı hızla yükseltir. Hele ki sıkışık trafikte dur-kalk yaparken aracın ön ızgarasından doğal hava akışı sağlanamıyorsa, fanın dönmemesi sıvının kaynama noktasına ulaşmasına davetiye çıkarır. Sıcaklık sensörü (ECT) 100-110 santigrat derece bandını aştığı anda sürücü ekranına o uyarı sinyali gönderilir.
Elektrikli fan motorunun sargılarının yanması veya fan pervanesinin fiziksel olarak sıkışması durumunda ne mi olur? Motor bloğunun etrafındaki su ceketlerinde biriken ısı transfer edilemediği için silindir kapak contası yüksek termal strese maruz kalır. Hararet lambasının yanması tam da bu noktada motorun kendi kendini imha etmesini önlemek adına devreye giren son güvenlik duvarıdır. Hatta bazı modern araçlarda ECU, hararet lambasını yakmakla kalmayıp motoru koruma moduna alarak beygir gücünü sınırlar... Bir sigorta atması yüzünden koca bir motor bloğunu riske atmak pek akıl kârı değil.
Sıkışık bir trafikte ilerlerken hararet ibresinin yukarı tırmandığını veya ikaz ışığının göz kırptığını fark ederseniz yapacağınız ilk iş kalöriferi sıcak konumda sonuna kadar açmak olmalıdır. Bu işlem, motor soğutma sıvısındaki ekstra ısının bir kısmını kabin içine yönlendirerek radyatore yardımcı bir soğutma alanı yaratır. Aracı hemen kenara çekip rölantide çalıştırmak, devirdaim pompasının dönmeye devam etmesini sağlayarak sıvının lokal olarak kaynamasını engeller. Ancak fanın hiç dönmediğinden eminseniz motoru stop edip kaputu açarak doğal soğumaya bırakmak en mantıklı harekettir... Aksi halde silindir kapağını eğme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Görünüşte basit bir plastik pervane gibi duran radyatör fanı, aslında soğutma sisteminin en kritik ısı eşanjörü destekleyicisidir. İki kademeli çalışan bu fanların ilk kademe direnci yandığında araç düşük sıcaklıklarda soğutma yapamaz, ikinci kademe devreye girene kadar geçen sürede ısı tepe noktasına ulaşır. Sıcaklığın bu ani dalgalanmaları sonucunda hararet lambası anlık olarak yanıp sönebilir. Sistemdeki bu kararsızlık doğrudan fan motoru konnektörlerindeki oksitlenmeden veya Role tablosundaki bir gevşemeden kaynaklanıyor olabilir.
Gösterge panelindeki o kırmızı hararet ikazı yandığında aslında aracın soğutma bloğundaki termodinamik dengenin bozulduğu bize haber veriliyordur. Motor için hayati önem taşıyan antifrizli sıvının radyatör kanallarında dolaşırken üzerindeki ısıyı atmosfere transfer edememesi, sistemdeki basıncı hızla yükseltir. Hele ki sıkışık trafikte dur-kalk yaparken aracın ön ızgarasından doğal hava akışı sağlanamıyorsa, fanın dönmemesi sıvının kaynama noktasına ulaşmasına davetiye çıkarır. Sıcaklık sensörü (ECT) 100-110 santigrat derece bandını aştığı anda sürücü ekranına o uyarı sinyali gönderilir.
Elektrikli fan motorunun sargılarının yanması veya fan pervanesinin fiziksel olarak sıkışması durumunda ne mi olur? Motor bloğunun etrafındaki su ceketlerinde biriken ısı transfer edilemediği için silindir kapak contası yüksek termal strese maruz kalır. Hararet lambasının yanması tam da bu noktada motorun kendi kendini imha etmesini önlemek adına devreye giren son güvenlik duvarıdır. Hatta bazı modern araçlarda ECU, hararet lambasını yakmakla kalmayıp motoru koruma moduna alarak beygir gücünü sınırlar... Bir sigorta atması yüzünden koca bir motor bloğunu riske atmak pek akıl kârı değil.
Sıkışık bir trafikte ilerlerken hararet ibresinin yukarı tırmandığını veya ikaz ışığının göz kırptığını fark ederseniz yapacağınız ilk iş kalöriferi sıcak konumda sonuna kadar açmak olmalıdır. Bu işlem, motor soğutma sıvısındaki ekstra ısının bir kısmını kabin içine yönlendirerek radyatore yardımcı bir soğutma alanı yaratır. Aracı hemen kenara çekip rölantide çalıştırmak, devirdaim pompasının dönmeye devam etmesini sağlayarak sıvının lokal olarak kaynamasını engeller. Ancak fanın hiç dönmediğinden eminseniz motoru stop edip kaputu açarak doğal soğumaya bırakmak en mantıklı harekettir... Aksi halde silindir kapağını eğme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Görünüşte basit bir plastik pervane gibi duran radyatör fanı, aslında soğutma sisteminin en kritik ısı eşanjörü destekleyicisidir. İki kademeli çalışan bu fanların ilk kademe direnci yandığında araç düşük sıcaklıklarda soğutma yapamaz, ikinci kademe devreye girene kadar geçen sürede ısı tepe noktasına ulaşır. Sıcaklığın bu ani dalgalanmaları sonucunda hararet lambası anlık olarak yanıp sönebilir. Sistemdeki bu kararsızlık doğrudan fan motoru konnektörlerindeki oksitlenmeden veya Role tablosundaki bir gevşemeden kaynaklanıyor olabilir.