Olgun Usta
Kayıtlı Kullanıcı
PureTech Motorlarda Rölanti Sorunları
Garajın serin betonuna ayak bastığım an, o tanıdık ve sinir bozucu sarsıntıyı yine hissettim; direksiyon simidi sanki ruhunu teslim ediyormuş gibi titriyor, devir saati ibresi ise kararsız bir sarkaç gibi aşağı yukarı salınıyordu.
Fransız mühendisliğinin o iddialı, ödüllü üç silindirli turbo ünitesi kaputun altında ne yazık ki her zaman bu kadar dürüst çalışmıyor, özellikle rölantideki o ince hırıltı bazen can sıkıcı bir düzensizliğe evriliyor.
Kuru tip triger kayışının o agresif motor yağıyla olan bitmek bilmeyen mesaisi, zamanla kauçuğun lif lif dökülmesine ve nihayetinde yağ pompasının süzgecini tıkamasına yol açıyor; yani işin özü, basınç düşüyor.
Elektronik kontrol ünitesinin bu durumu kompanse etmeye çalışırken enjektörlere gönderdiği yakıt miktarını anlık olarak değiştirmesi, devrin o sürekli dalgalanma halini tetikliyor ve motor adeta boğuluyormuş gibi nefessiz kalıyor.
Subapların üzerinde biriken o kalın karbon tabakasını temizletmeden önce dürüstçe söylemek gerekir ki, sadece buaz kelebeğini balata spreyiyle yıkayıp geçmek günü kurtarmaktan başka bir şey değil...
Yağ basınç regülatörünün o hassas valfi tıkanmaya başladığında, variable valve timing yani değişken zamanlama sistemi kafasına göre takılmaya başlar ve rölanti devri bir bakarsınız sekiz yüzden bin ikiyüze fırlamış.
Yetkili servisin o soğuk resepsiyon masasında yazılım güncellemesiyle bu işin çözüleceğini söyleyen danışmana inat, ben mahalle arasındaki o tozlu dükkanda usta ellerin kayışı söküp gerçeği göstermesini tercih ettim.
Erken teşhis hayat kurtarır derler ya, işte bu motorlarda da yağ değişim periyodunu on beş binden on bine düşürmek ve mutlaka orijinal, onaylı sentetik yağ kullanmak aslında bütün bu kabusun tek ve kesin reçetesi.
Garajın serin betonuna ayak bastığım an, o tanıdık ve sinir bozucu sarsıntıyı yine hissettim; direksiyon simidi sanki ruhunu teslim ediyormuş gibi titriyor, devir saati ibresi ise kararsız bir sarkaç gibi aşağı yukarı salınıyordu.
Fransız mühendisliğinin o iddialı, ödüllü üç silindirli turbo ünitesi kaputun altında ne yazık ki her zaman bu kadar dürüst çalışmıyor, özellikle rölantideki o ince hırıltı bazen can sıkıcı bir düzensizliğe evriliyor.
Kuru tip triger kayışının o agresif motor yağıyla olan bitmek bilmeyen mesaisi, zamanla kauçuğun lif lif dökülmesine ve nihayetinde yağ pompasının süzgecini tıkamasına yol açıyor; yani işin özü, basınç düşüyor.
Elektronik kontrol ünitesinin bu durumu kompanse etmeye çalışırken enjektörlere gönderdiği yakıt miktarını anlık olarak değiştirmesi, devrin o sürekli dalgalanma halini tetikliyor ve motor adeta boğuluyormuş gibi nefessiz kalıyor.
Subapların üzerinde biriken o kalın karbon tabakasını temizletmeden önce dürüstçe söylemek gerekir ki, sadece buaz kelebeğini balata spreyiyle yıkayıp geçmek günü kurtarmaktan başka bir şey değil...
Yağ basınç regülatörünün o hassas valfi tıkanmaya başladığında, variable valve timing yani değişken zamanlama sistemi kafasına göre takılmaya başlar ve rölanti devri bir bakarsınız sekiz yüzden bin ikiyüze fırlamış.
Yetkili servisin o soğuk resepsiyon masasında yazılım güncellemesiyle bu işin çözüleceğini söyleyen danışmana inat, ben mahalle arasındaki o tozlu dükkanda usta ellerin kayışı söküp gerçeği göstermesini tercih ettim.
Erken teşhis hayat kurtarır derler ya, işte bu motorlarda da yağ değişim periyodunu on beş binden on bine düşürmek ve mutlaka orijinal, onaylı sentetik yağ kullanmak aslında bütün bu kabusun tek ve kesin reçetesi.