Eren Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Fransız mühendisliğinin o iddialı üç silindirli ünitesi kaputu açtığınızda oldukça masum duruyor ama iş kilometre sayacına binince o narin yapının arkasındaki yağ tüketim eğrisi kafanızı karıştırabiliyor.
Triger kayışının motor yağının içinde çalıştığı bu ıslak kayış tasarımı, zamanla aşınan liflerin karter süzgecini tıkamasıyla yağ basıncını tehlikeli seviyelere çekiyor ve bu da yanma odasına sızan yağ miktarını fark ettirmeden artırıyor.
Her bin kilometrede bir yağ çubuğunu çekip o eksilmeyi kendi gözünle görmek insanı gerçekten geriyor, acaba yine ne kadar eksiltti diye düşünmeden edemiyorsun.
Turbo şarj basıncının yüksek olduğu devirlerde karter havalandırma valfi, yani namı diğer PCV, görevini tam yapamadığında emiş hattına doğrudan yağ buharı basmaya başlıyor ve blok içindeki o gizli kaçak sessizce büyüyor.
Gerçekten de düzenli bakım şart, hatta standart değişim aralığını yarı yarıya düşürmek bu motorun ömrünü uzatmanın tek yolu diyebiliriz...
İnce viskoziteli yağ tercih etmek bazen işleri daha da kötüleştiriyor çünkü 0W-30 yerine üreticinin güncellenen bültenlerine kulak verip doğru spesifikasyonda kalınlaşabilen bir yağ seçmekico sızıntıların önüne geçmede küçük ama hayat kurtaran bir detay oluyor.
Ssubap lastiklerinin erken sertleşmesi de bu ünitenin dertlerinden biri; sabah ilk marşta atılan o mavi dumanı görüp de canı sıkılmayan araç sahibi yoktur galiba.
Yetkili servislerin orjinal parça ısrarı bu aşamada pahalı görünse yan sanayi ürünlerin kauçuk kalitesi yağa dayanamayıp altı ayda bir aynı masrafı kucağına bırakıyor insanın.
Triger kayışının motor yağının içinde çalıştığı bu ıslak kayış tasarımı, zamanla aşınan liflerin karter süzgecini tıkamasıyla yağ basıncını tehlikeli seviyelere çekiyor ve bu da yanma odasına sızan yağ miktarını fark ettirmeden artırıyor.
Her bin kilometrede bir yağ çubuğunu çekip o eksilmeyi kendi gözünle görmek insanı gerçekten geriyor, acaba yine ne kadar eksiltti diye düşünmeden edemiyorsun.
Turbo şarj basıncının yüksek olduğu devirlerde karter havalandırma valfi, yani namı diğer PCV, görevini tam yapamadığında emiş hattına doğrudan yağ buharı basmaya başlıyor ve blok içindeki o gizli kaçak sessizce büyüyor.
Gerçekten de düzenli bakım şart, hatta standart değişim aralığını yarı yarıya düşürmek bu motorun ömrünü uzatmanın tek yolu diyebiliriz...
İnce viskoziteli yağ tercih etmek bazen işleri daha da kötüleştiriyor çünkü 0W-30 yerine üreticinin güncellenen bültenlerine kulak verip doğru spesifikasyonda kalınlaşabilen bir yağ seçmekico sızıntıların önüne geçmede küçük ama hayat kurtaran bir detay oluyor.
Ssubap lastiklerinin erken sertleşmesi de bu ünitenin dertlerinden biri; sabah ilk marşta atılan o mavi dumanı görüp de canı sıkılmayan araç sahibi yoktur galiba.
Yetkili servislerin orjinal parça ısrarı bu aşamada pahalı görünse yan sanayi ürünlerin kauçuk kalitesi yağa dayanamayıp altı ayda bir aynı masrafı kucağına bırakıyor insanın.