Ahmet Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyonun başına geçip klimayı açtığınızda o ilk üfleyen havanın kokusu vardır ya, işte her şey aslında torpido gözünün arkasındaki o küçücük kağıt parçasıyla başlıyor. Filtrenin üzerindeki o minik ok işaretini, yani "Air Flow" ibaresini ters takarsanız, klima fanı dışarıdan aldığı taze havayı mikro fiber gözeneklerden geçirmek yerine adeta duvara çarptırmaya başlar. Statik elektrikle toz tutma özelliğine sahip elektrostatik katman, ters hava akışında fonksiyonunu yitiriyor tamamen... Sürekli göğüslükten gelen hafif bir ıslık sesi duymaya başlarsınız ama sorunun oradan kaynaklandığı hiç aklınıza gelmez. Fan motoru (blower motor) doğru dirençle karşılaşmadığı için sürekli yüksek yük altında çalışır, bu da o minik elektrikli aksamın ömründen ömür çalar.
Aracın kabin içi hava sirkülasyonu sağlayan evaporatör petekleri zamanla öyle bir nem toplar ki, polen filtresi ters takıldığında kaba kirler filtenin yapısına takılmak yerine doğrudan bu nemli peteklerin üzerine yapışır. Bakteri oluşumu için bundan daha mükemmel bir ortam olamaz sanırım... Filtre ters durduğunda, aktif karbonlu katman havayı süzmek yerine biriken tüm o toz parçacıklarını klimayı her açtığınızda doğrudan yüzünüze, ciğerlerinize f ü f l e r. Bir bakmışsınız ön camdaki buğu bir türlü çözülmüyor, klimalı araçta sürekli gözleriniz sulanıyor. Küçük bir ok işaretini kaçırmak... Bazen sadece tek bir dikkatsizlik tüm o sürüş konforunu yok etmeye yetiyor işte.
Sanayide veya serviste "Usta bunu değiştiriver" deyip çay içmeye gittiğimizde o filtrenin yuvasına nasıl tıkıştırıldığını çoğunlukla görmeyiz bile. Oysa o incecik selülozik fiber dokunun bir giriş yüzü var bir de çıkış yüzü; hava giriş tarafı daha geniş gözenekliyken, çıkış tarafı mikro partikülleri yakalamak için sıklaştırılmıştır. Tam ters konumda hava girmeye zorlandığında, kabin fanının çektiği amper değeri anında yükselir. Aracın yakıt tüketimine kadar yansıyan o ufak yük artışı... Belki depoda fark edilmez ama klimanın üfleme debisindeki o gözle görülür düşüş insanı çileden çıkarmaya yeter.
Kışın kaloriferi son ayara getirip de aracın içi bir türlü ısınmadığında suçu hemen termostata atarız değil mi? Aslında sebep çok daha basit: Ters monte edilen polen filtresi yüzünden hava kanallarındaki manifold basıncı düşüyor ve sıcak hava kabine ulaşamadan iç kanallarda sıkışıp kalıyor. Kendi aracının bakımını hafta sonu garajda yapmayı sevenlerdenseniz, filtre kutusunu açtığınızda eski filtrenin ne yöne baktığına hiç güvenmeyin; sizden önceki sahibi de yanlış takmış olabilir... Doğru yönü bulmak için klimayı çalıştırıp elinizi filtre yuvasına uzatın, havanın yukarıdan aşağıya mı yoksa aşağıdan yukarıya mı çekildiğini bizzat hissedin.
Klima sistemindeki refrigere gazın soğutma çevrimi, evaporatör üzerinden geçen düzenli hava debisine doğrudan bağımlıdır. İdeal hava akışı sağlanamadığında, genleşme valfi (expansion valve) olması gerekenden farklı basınç aralıklarında çalışmaya başlar. Yani sizin basit bir kağıt parçası olarak gördüğünüz şey, aslında binlerce liralık klima kompresörünün çalışma rejimini belirliyor. Filtrenin kıvrımları hava akış yönüne karşı direnç gösterecek şekilde büküldüğünde, göğüsün içinden gelen o tuhaf uğultu sesi de kaçınılmaz oluyor naturally... Aracınızın içindeki havayı temiz tutmak isterken klimanın mekanik ömrünü kısaltmak, işte tam olarak bu küçük detayda gizli.
Aracın kabin içi hava sirkülasyonu sağlayan evaporatör petekleri zamanla öyle bir nem toplar ki, polen filtresi ters takıldığında kaba kirler filtenin yapısına takılmak yerine doğrudan bu nemli peteklerin üzerine yapışır. Bakteri oluşumu için bundan daha mükemmel bir ortam olamaz sanırım... Filtre ters durduğunda, aktif karbonlu katman havayı süzmek yerine biriken tüm o toz parçacıklarını klimayı her açtığınızda doğrudan yüzünüze, ciğerlerinize f ü f l e r. Bir bakmışsınız ön camdaki buğu bir türlü çözülmüyor, klimalı araçta sürekli gözleriniz sulanıyor. Küçük bir ok işaretini kaçırmak... Bazen sadece tek bir dikkatsizlik tüm o sürüş konforunu yok etmeye yetiyor işte.
Sanayide veya serviste "Usta bunu değiştiriver" deyip çay içmeye gittiğimizde o filtrenin yuvasına nasıl tıkıştırıldığını çoğunlukla görmeyiz bile. Oysa o incecik selülozik fiber dokunun bir giriş yüzü var bir de çıkış yüzü; hava giriş tarafı daha geniş gözenekliyken, çıkış tarafı mikro partikülleri yakalamak için sıklaştırılmıştır. Tam ters konumda hava girmeye zorlandığında, kabin fanının çektiği amper değeri anında yükselir. Aracın yakıt tüketimine kadar yansıyan o ufak yük artışı... Belki depoda fark edilmez ama klimanın üfleme debisindeki o gözle görülür düşüş insanı çileden çıkarmaya yeter.
Kışın kaloriferi son ayara getirip de aracın içi bir türlü ısınmadığında suçu hemen termostata atarız değil mi? Aslında sebep çok daha basit: Ters monte edilen polen filtresi yüzünden hava kanallarındaki manifold basıncı düşüyor ve sıcak hava kabine ulaşamadan iç kanallarda sıkışıp kalıyor. Kendi aracının bakımını hafta sonu garajda yapmayı sevenlerdenseniz, filtre kutusunu açtığınızda eski filtrenin ne yöne baktığına hiç güvenmeyin; sizden önceki sahibi de yanlış takmış olabilir... Doğru yönü bulmak için klimayı çalıştırıp elinizi filtre yuvasına uzatın, havanın yukarıdan aşağıya mı yoksa aşağıdan yukarıya mı çekildiğini bizzat hissedin.
Klima sistemindeki refrigere gazın soğutma çevrimi, evaporatör üzerinden geçen düzenli hava debisine doğrudan bağımlıdır. İdeal hava akışı sağlanamadığında, genleşme valfi (expansion valve) olması gerekenden farklı basınç aralıklarında çalışmaya başlar. Yani sizin basit bir kağıt parçası olarak gördüğünüz şey, aslında binlerce liralık klima kompresörünün çalışma rejimini belirliyor. Filtrenin kıvrımları hava akış yönüne karşı direnç gösterecek şekilde büküldüğünde, göğüsün içinden gelen o tuhaf uğultu sesi de kaçınılmaz oluyor naturally... Aracınızın içindeki havayı temiz tutmak isterken klimanın mekanik ömrünü kısaltmak, işte tam olarak bu küçük detayda gizli.