Yusuf Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sanayide ya da kendi arabanın o karmaşık şanzıman sisteminde bir an gelir, o tıkır tıkır çalışan mekanizmanın içinden tuhaf bir sızlanma duymaya başlarsın. Hani böyle metalin metale ince ince sürtünme sesi vardır ya, işte o ses Planet dişli sisteminin sana "ben artık yoruluyorum" deme şeklidir aslında. Bu sistemler merkezdeki bir güneş dişlinin etrafında dönen o küçük planetlerle muazzam bir güç aktarır, inanılmaz bir mühendislik harikasıdır ama gelin görün ki rulmanlar aşınmaya başladığında veya dişlerin üzerindeki o mikroskobik yağ filmi tükendiğinde işler bir anda değişir. Aracı ya da makineyi çalıştırdığında yük altına girer girer girmez kabine veya çalışma alanına yayılan o Uğultu var ya... Hah işte o uğultu, dişlilerin birbirini düzgün kavrayamadığının, yükün eşit dağılmadığının ve sistemin içeride bir yerlerde kendi kendini yemeye başladığının en net habercisidir.
Hiç düşündün mü o sistemin içinde kaç yüz bin devir dönen küçücük metal parçaların ne kadar büyük bir basınca maruz kaldığını? Zamanla o yüksek basınç ve sürtünme, diş yüzeylerinde pitin dediğimiz o küçük çukurlaşmaları oluşturur, yani dişlinin o pürüzsüz yüzeyi yavaş yavaş pürüzlü bir hale gelir. Sen makineyi çalıştırmaya devam ettikçe, özellikle yükün arttığı anlarda veya vites geçişlerinde o pürüzler birbirine çarptıkça hafif bir titreme hissetmeye başlarsın. Sadece ses de değil, elini o dişli kutusunun gövdesine şöyle hafifçe koyduğunda —tabi çok dikkatli olmalısın— o anormal sarsıntıyı, o ritimsiz vuruntuyu parmak uçlarında bile hissedebilirsin... Bazen o titreme öyle bir noktaya gelir ki, sanki mekanizma içeride bir şeyleri zorla döndürmeye çalışıyormuş gibi hissettirir sana.
Yağ konusunu asla hafife almamak lazım, çünkü bu sistemlerin can damarı tamamen o haznenin içinde dönen doğru kalitedeki yağdır. Bir gün kontrol çubuğunu çektiğinde ya da tapayı açıp yağa baktığında, o altın sarısı veya berrak sıvının kapkara olduğunu, hatta içinde sim gibi parıldayan küçük metal tozlarının yüzdüğünü görürsen durup bir düşünmen gerekir. O parıltılar ne biliyor musun, Planet dişlilerin ve taşıyıcı poyranın üzerinden kopup gelen, yavaş yavaş yok olan parçacıklardır. Yağ yakmıştır artık, özelliğini kaybetmiştir ve dişlilerin birbiri üzerinde kaymasını sağlamak yerine adeta bir zımpara kağıdı gibi diş yüzeylerini kemirmeye başlamıştır; yağı değiştirmek bazen hayat kurtarır ama metal tozu gördüysen iş işten çoktan geçmiş olabilir.
Hangi devirde olursan ol, gaza veya kumanda koluna yüklendiğinde o güç transferinin pürüzsüzce gerçekleşmesi gerekir, değil mi? Ama Planet sisteminde bir diş kırıldığında ya da planet taşıyıcı aksamı ekseninden milimetrik olarak kaydında, güç aktarımı bir anlık kesintiye uğrar, saniyelik bir boşluk oluşur. Tıpkı bisiklet sürerken zincirin bir diş atlaması gibi... Sen gücü verirsin ama makine bir an duraksar, sonra "küt" diye bir vuruntuyla gücü tekerleklere veya çıkış şaftına iletir. Bu ani boşluklar ve boşluğun ardından gelen o sert kavramalar, arızanın artık sadece bir uyarı olmaktan çıkıp her an büyük bir kilitlenmeye dönüşebileceğinin en açık kanıtıdır.
Sıcaklık artışı da keza öyle bir belirtidir ki, insan çoğu zaman bunu gözden kaçırır veya "hava çok sıcaktı ondan ısındı" deyip geçer. Oysa sürtünme demek ısı demektir ve Planet dişli kutusu normal çalışma sıcaklığının çok üzerine çıkıyorsa, içeride bir yerlerde metal metale acımasızca sürtünüyor demektir. Gövdeye dokunulmayacak kadar bir sıcaklık birikmişse, yağ contaları sertleşip sızdırmaya başladıysa veya o bölgeden yanık yağ kokusu geliyorsa... İşler gerçekten sarpa sarıyor demektir. Yağlama kanalları tıkanmış olabilir, bir rulman bilyası dağılmış olabilir veya planet dişlilerden biri eksenel olarak sıkışmış olabilir; bu durumda makineyi zorlamaya devam etmek sadece o dişliyi değil, bütün kutuyu çöpe atmak anlamına gelir.
Bazen de her şey çok normal görünür ama sistem boştayken veya yük altındayken çıkardığı sesler tamamen farklılaşır, kendi kendine ritmik bir şarkı söylemeye başlar sanki. Boştayken hafif bir tıkırtı vardır, yüke bindiğinde ise o tıkırtı bir anda metalik bir çekiç sesine dönüşür. Dişli boşlukları yani "backlash" dediğimiz o oran bozulduğunda, dişler birbirine doğru açıda temas etmez, tepe noktalarından birbirini dövmeye başlar. Bir ustaya gösterdiğinde "daha gider bu" diyebilir ama sen o sesin ritmindeki bozukluğu fark ettiğin an müdahale etmelisin, çünkü Planet sistemleri zincirleme reaksiyonla bozulur; bir küçük planet dişlinin dağılması, saniyeler içinde bütün güneş dişliyi ve dış çemberi yok edebilir...
Hiç düşündün mü o sistemin içinde kaç yüz bin devir dönen küçücük metal parçaların ne kadar büyük bir basınca maruz kaldığını? Zamanla o yüksek basınç ve sürtünme, diş yüzeylerinde pitin dediğimiz o küçük çukurlaşmaları oluşturur, yani dişlinin o pürüzsüz yüzeyi yavaş yavaş pürüzlü bir hale gelir. Sen makineyi çalıştırmaya devam ettikçe, özellikle yükün arttığı anlarda veya vites geçişlerinde o pürüzler birbirine çarptıkça hafif bir titreme hissetmeye başlarsın. Sadece ses de değil, elini o dişli kutusunun gövdesine şöyle hafifçe koyduğunda —tabi çok dikkatli olmalısın— o anormal sarsıntıyı, o ritimsiz vuruntuyu parmak uçlarında bile hissedebilirsin... Bazen o titreme öyle bir noktaya gelir ki, sanki mekanizma içeride bir şeyleri zorla döndürmeye çalışıyormuş gibi hissettirir sana.
Yağ konusunu asla hafife almamak lazım, çünkü bu sistemlerin can damarı tamamen o haznenin içinde dönen doğru kalitedeki yağdır. Bir gün kontrol çubuğunu çektiğinde ya da tapayı açıp yağa baktığında, o altın sarısı veya berrak sıvının kapkara olduğunu, hatta içinde sim gibi parıldayan küçük metal tozlarının yüzdüğünü görürsen durup bir düşünmen gerekir. O parıltılar ne biliyor musun, Planet dişlilerin ve taşıyıcı poyranın üzerinden kopup gelen, yavaş yavaş yok olan parçacıklardır. Yağ yakmıştır artık, özelliğini kaybetmiştir ve dişlilerin birbiri üzerinde kaymasını sağlamak yerine adeta bir zımpara kağıdı gibi diş yüzeylerini kemirmeye başlamıştır; yağı değiştirmek bazen hayat kurtarır ama metal tozu gördüysen iş işten çoktan geçmiş olabilir.
Hangi devirde olursan ol, gaza veya kumanda koluna yüklendiğinde o güç transferinin pürüzsüzce gerçekleşmesi gerekir, değil mi? Ama Planet sisteminde bir diş kırıldığında ya da planet taşıyıcı aksamı ekseninden milimetrik olarak kaydında, güç aktarımı bir anlık kesintiye uğrar, saniyelik bir boşluk oluşur. Tıpkı bisiklet sürerken zincirin bir diş atlaması gibi... Sen gücü verirsin ama makine bir an duraksar, sonra "küt" diye bir vuruntuyla gücü tekerleklere veya çıkış şaftına iletir. Bu ani boşluklar ve boşluğun ardından gelen o sert kavramalar, arızanın artık sadece bir uyarı olmaktan çıkıp her an büyük bir kilitlenmeye dönüşebileceğinin en açık kanıtıdır.
Sıcaklık artışı da keza öyle bir belirtidir ki, insan çoğu zaman bunu gözden kaçırır veya "hava çok sıcaktı ondan ısındı" deyip geçer. Oysa sürtünme demek ısı demektir ve Planet dişli kutusu normal çalışma sıcaklığının çok üzerine çıkıyorsa, içeride bir yerlerde metal metale acımasızca sürtünüyor demektir. Gövdeye dokunulmayacak kadar bir sıcaklık birikmişse, yağ contaları sertleşip sızdırmaya başladıysa veya o bölgeden yanık yağ kokusu geliyorsa... İşler gerçekten sarpa sarıyor demektir. Yağlama kanalları tıkanmış olabilir, bir rulman bilyası dağılmış olabilir veya planet dişlilerden biri eksenel olarak sıkışmış olabilir; bu durumda makineyi zorlamaya devam etmek sadece o dişliyi değil, bütün kutuyu çöpe atmak anlamına gelir.
Bazen de her şey çok normal görünür ama sistem boştayken veya yük altındayken çıkardığı sesler tamamen farklılaşır, kendi kendine ritmik bir şarkı söylemeye başlar sanki. Boştayken hafif bir tıkırtı vardır, yüke bindiğinde ise o tıkırtı bir anda metalik bir çekiç sesine dönüşür. Dişli boşlukları yani "backlash" dediğimiz o oran bozulduğunda, dişler birbirine doğru açıda temas etmez, tepe noktalarından birbirini dövmeye başlar. Bir ustaya gösterdiğinde "daha gider bu" diyebilir ama sen o sesin ritmindeki bozukluğu fark ettiğin an müdahale etmelisin, çünkü Planet sistemleri zincirleme reaksiyonla bozulur; bir küçük planet dişlinin dağılması, saniyeler içinde bütün güneş dişliyi ve dış çemberi yok edebilir...