Hakan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Egzozdan gelen o hafif tıkırtıyı duymuşsundur kesin, ya da gösterge panelinde yanıp sönen o inatçı motor arıza lambası tüm keyfini kaçırmıştır. Peugeot sahiplerinin rüyasına giren bu NOx sensörü meselesi aslında modern dizel motorların karmaşık yapısının, çevre normlarıyla olan sessiz savaşından başka bir şey değil. Kimse parçasının durduk yere bozulmasını istemez, hele ki konu fransız grubu araçların hassas elektronik altyapısı olunca insan iki kere düşünüyor. Egzoz gazındaki azot oksit miktarını ölçmekle görevli bu minik parça, aslında beynin en güvendiği bilgi kaynaklarından biri; o yanılırsa tüm motor yönetimi altüst oluyor çünkü.
Sürekli şehir içinde, dur-kalk trafikte kullanıyorsan aracını, o kurum birikintisinin sensörün ucunu nasıl boğduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Motor sanki nefes alamıyormuş gibi yığılıyor, yakıt tüketimi tabiri caizse tavan yapıyor ve sen hala sorunun kalitesiz mazot yüzünden olduğunu sanıyorsun. Aslında mesele tam olarak kimyasal okumanın şaşmasıyla ilgili, sensör ısıyı doğru algılayamadığı an sistem alarm veriyor... Peki ya yetkili servise gittiğinde sana masraf listesini uzattıklarında yüzünün alacağı o rengi düşündün mü hiç? Orijinal parça fiyatları hakikaten insanı caydırıyor, yan sanayi ürünler ise üç gün sonra yine aynı hatayı vererek adamı çileden çıkarıyor.
Aracı yüksek devirde biraz sıkıştırmak, o uzun yollarda egzoz sistemini bir nebze olsun havalandırmak belki bu süreci geciktirir ama tamamen engellemez. Yazılım güncellemeleri bazen geçici bir rahatlama sağlasa da, mekanik aşınma dediğimiz o sert gerçek kapıyı çalmaktan asla vazgeçmiyor. Peugeot mühendisleri bu sensörleri yerleştirirken ne düşünüyordu acaba, bu kadar hassas bir parçayı doğrudan o zehirli gazın kalbine koymak hangi akla hizmet... Değişimden sonra bile adaprasyon yapılmazsa arıza ışığı sönmüyor, yani ustaların elinde harcanmak da bu işin fıtratında var ne yazık ki. Sürüş keyfini yarım bırakan bu arızayla ne kadar erken yüzleşirsen, cebinden çıkacak rakam da o ölçüde makul kalır aslında.
Sürekli şehir içinde, dur-kalk trafikte kullanıyorsan aracını, o kurum birikintisinin sensörün ucunu nasıl boğduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Motor sanki nefes alamıyormuş gibi yığılıyor, yakıt tüketimi tabiri caizse tavan yapıyor ve sen hala sorunun kalitesiz mazot yüzünden olduğunu sanıyorsun. Aslında mesele tam olarak kimyasal okumanın şaşmasıyla ilgili, sensör ısıyı doğru algılayamadığı an sistem alarm veriyor... Peki ya yetkili servise gittiğinde sana masraf listesini uzattıklarında yüzünün alacağı o rengi düşündün mü hiç? Orijinal parça fiyatları hakikaten insanı caydırıyor, yan sanayi ürünler ise üç gün sonra yine aynı hatayı vererek adamı çileden çıkarıyor.
Aracı yüksek devirde biraz sıkıştırmak, o uzun yollarda egzoz sistemini bir nebze olsun havalandırmak belki bu süreci geciktirir ama tamamen engellemez. Yazılım güncellemeleri bazen geçici bir rahatlama sağlasa da, mekanik aşınma dediğimiz o sert gerçek kapıyı çalmaktan asla vazgeçmiyor. Peugeot mühendisleri bu sensörleri yerleştirirken ne düşünüyordu acaba, bu kadar hassas bir parçayı doğrudan o zehirli gazın kalbine koymak hangi akla hizmet... Değişimden sonra bile adaprasyon yapılmazsa arıza ışığı sönmüyor, yani ustaların elinde harcanmak da bu işin fıtratında var ne yazık ki. Sürüş keyfini yarım bırakan bu arızayla ne kadar erken yüzleşirsen, cebinden çıkacak rakam da o ölçüde makul kalır aslında.