Kerim Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah arabanın kontağını çevirdiğinizde o lanet uyarı lambası yanar ya, işte o an insanın bütün neşesi kaçar.
Ekranda "AdBlue arızası, X kilometre sonra motor çalışmayacak" yazısını görmek neredeyse bir korku filminden farksızdır.
Yıllardır bu dizel motorların kaprisini çeken biri olarak söylüyorum, bu sıvı aslında motorun dostudur ama sensörler bozulunca tam bir baş belasına dönüşür.
Depo dolu bile olsa o akıllı (!) beyin hâlâ boş zannedebilir, işin en sinir bozucu kısmı da tam olarak burasıdır zaten.
Aslında sistemin mantığı o kadar basittir ki; egzoz gazına püskürtülen üre bazlı bu sıvı, zararlı gazları zararsız suya ve nitrojen dönüştürür.
Fakat işin içine bizim kalitesiz yakıtlar, kalitesiz AdBlue sıvıları ve tabii ki neme dayanamayan hassas elektronik kartlar girince bütün büyü bozulur.
Servise gittiğinizde hemen "komple sistem değişecek" derler, inanmayın sakın...
Bazen sadece yazılım güncellemesiyle ya da basit bir sensör temizliğiyle bu iş çözülür gider, elinizdeki paradan da durduk yere olmamış olursunuz.
Peki bu illeti kandırmanın yolları yok mu, iptal ettirenler var mesela...
Yasal olarak pek önerilmez ama canına tak edenler için bu da bir seçenek işte, tabii muayeneden geçer mi orası meçhul.
Kışın o buz gibi soğuklarında kristalleşen bu sıvı boruları tıkar, yazın ise sıcakta sensörler hata verir; yani ne yaparsanız yapın bu araba size bir şekilde dert anlatır.
En iyisi kaliteli sıvı kullanmak ve depoyu hiçbir zaman dibine kadar bitirmemek, araba dediğin biraz da nazlı bir çocuk gibidir çünkü özen ister.
Özetle, o uyarı lambası yandığında panik yapıp hemen sanayi esnafına bütün paranızı kaptırmayın, sakin kafayla bir uzmana gösterin yeter.
Ekranda "AdBlue arızası, X kilometre sonra motor çalışmayacak" yazısını görmek neredeyse bir korku filminden farksızdır.
Yıllardır bu dizel motorların kaprisini çeken biri olarak söylüyorum, bu sıvı aslında motorun dostudur ama sensörler bozulunca tam bir baş belasına dönüşür.
Depo dolu bile olsa o akıllı (!) beyin hâlâ boş zannedebilir, işin en sinir bozucu kısmı da tam olarak burasıdır zaten.
Aslında sistemin mantığı o kadar basittir ki; egzoz gazına püskürtülen üre bazlı bu sıvı, zararlı gazları zararsız suya ve nitrojen dönüştürür.
Fakat işin içine bizim kalitesiz yakıtlar, kalitesiz AdBlue sıvıları ve tabii ki neme dayanamayan hassas elektronik kartlar girince bütün büyü bozulur.
Servise gittiğinizde hemen "komple sistem değişecek" derler, inanmayın sakın...
Bazen sadece yazılım güncellemesiyle ya da basit bir sensör temizliğiyle bu iş çözülür gider, elinizdeki paradan da durduk yere olmamış olursunuz.
Peki bu illeti kandırmanın yolları yok mu, iptal ettirenler var mesela...
Yasal olarak pek önerilmez ama canına tak edenler için bu da bir seçenek işte, tabii muayeneden geçer mi orası meçhul.
Kışın o buz gibi soğuklarında kristalleşen bu sıvı boruları tıkar, yazın ise sıcakta sensörler hata verir; yani ne yaparsanız yapın bu araba size bir şekilde dert anlatır.
En iyisi kaliteli sıvı kullanmak ve depoyu hiçbir zaman dibine kadar bitirmemek, araba dediğin biraz da nazlı bir çocuk gibidir çünkü özen ister.
Özetle, o uyarı lambası yandığında panik yapıp hemen sanayi esnafına bütün paranızı kaptırmayın, sakin kafayla bir uzmana gösterin yeter.